Lahana.org Karadeniz'in efsanevi sitesi Karalahana.com'un kardeş sitesidir!  

Hoşceldun Uşak! Habu sayfede son 24.09.2006 cuni bi şeyler edildi

Google

 

 

 

Bir KARTAL'ın Adı da İLKER!

December 26 2001 at 2:32 PM
No score for this post
Ölü bir insana mektup yazılır mı?

Bilmiyorum.

Bütün yaşamımda ilk kez denediğim şey bu.

Hem neden olmasın.

Aslında ölümünü tam olarak kabullenmişte sayılmıyorum.

Bilmiyorum.

Ölmedin filan da demiyorum. Yani ölümsüz mölümsüz...

Hayır şimdi sen topraksın! Trabzonsun!

Yani birde şu var. Pek alışamadım da.

Sanki yine bir uzayan bir kısalan aralıklar var aramızda.

Sanki yine birden kıpkısa olacak aralığımız!

***
Kardeşim!!!

Çok kanlıydı cesetin!

Sarılamadılar!

Oysa içime almak isterdim seni. İçime en içime!

Seni ben içime gömmek isterdim kanlarınla beraber.

Kardeşim!

***
Yedi sene önceydi hatta şimdi sekize girdik diyebilirim annen bana bu altın kalemi alalı.
Hadi bırak şimdi ölüyüm mölüyümü! Sen bile kısmanmıştın! Hiç oyana bu yana vurma!

Kıskanmıştın kardeşim!

Annen bu kalemi bu mektubu yazmam için mi almıştı???

Garip!

Keşke ben kıskansaydım.

Hayatımda aldığım tek kalem hediye buydu.

Ve çocukken karalamalarımı yalnız senin annen okurdu.

Annen benim hep yazar olmamı isterdi. Senin Hakim!

Çocukken benim ve seninde vardı hevesimiz hani.

Büyüdükçe yaşam farklı yerlere atıyor adamı.

Ben elimde gönyelerle gavur lisanıyla uğraşıyorum.

Kusura bakmamalı. Kimse incilmemeli.

Yaşam bu nedenleri fazla sorulamıyor işte.

***
Ölülerin sıcak olduğu bir takvime düşlüyorum kendimi.

Henüz ulaşamadım.

***

O mabed şehir Trabzondan dönerken, gövden ve kafanın bir birinden ayrıldığı, o asfaltın üzerine takılı kaldım.

Kucaklamak istiyorum düştüğün yeri. Topraklar kollarıma sığmıyor benim.

***

Senin kafan ne kadar doluydu İlker?

Sanki gövdene ağır geldi de ondan mı kopup fırladı bir yana!

Sen ne güzel şeysin kardeşim!

Özlesem seni bir yaşam boyu özlesem.

Ama önce bu bütün olup bitenlere yani yaşanan her şeye bir inananbilsem.

***
Zaman akıp gidiyor! Ve ben zamana dişlerimle tırnaklarımla tutunuyorum. İteleniyorum Yakalayamıyorum senin düştüğün yeri.

Herşey çok değişti canım. Ve değişiyor.

Her şey değişti. Öyle bir değişti ki. Ben bile değiştim. Değişiyoruz her an ölen ve yenilenmeyen hücrelerimizle.

Değişiyor herşey canım.

Trabzon’a yol yapılıyor şimdi. Sen bu işlere baya kafayı takmıştın. Yetiştireyim sana bir iki haber. Yolun projesinin ihalesi yapıldı ve çalışmalar başladı. Ama geçenlerden Sayıştaydan inceleme vs. Anlayacağın yine kokuyor ortalık. Ve yolsuzluklarımız bulamadı bir türlü yolunu. Değişmez şeyler var tabi.

***
Boşver sıkma canını. ! senedir toprağın altındasın sen zaten! Kitap okuyamıyosundur. Ağaçlara dokunamıyosundur. Zaten hayatın altıdaki Eriğe hep ben sırtlar iterdim seni. Büyümüşüz canım. Alttan uzanınca pat diye koparıyorum eğik erikleri.

Ve işeyemiyosundur artık aydedenin suratına baka baka kara!

Şarap hiç içmemiştin. Sen çok iyi bir müslümandın kardeşim.

Ölüler namaz kılar mı İlker?

***

Medeniyetler arası bir çatışmadan bahsediliyor bu ara.

Ağzından bir Trabzonspor için küfür çıkardı senin, birde Amerikanın adı herhangi bir yerde geçtiğinde.

Biliyorum canın sıkılacak ama,

Amerika bombalıyor yine. Uslanmazlar uslanmış. Herkez bir şekilde sus pus olmayı öğrenmiş gibi sanki.

Boşver.

Değişiyor yaşam... her an her şey.

***
Ay yok şimdi gökyüzünde. Şarapta yok. Ağzımın içine girsende hiç bir şey koklayamazsın. Dumanı boğar seni sigaranın... Uçarsın şimdi Kemer’e...
***

Kardeşim. Gözlerin ne güzeldi senin. Donuktu! Karadeniz gibi dondurulmuştu sanki asırların içerisinde bir yerde.

Gözlerin senin donuktu İlker!

Öldüğünde arkana dönük kafanda Trabzon’a bakıp kalmıştı kilometrelerce oyanda.

Senin gözlerin Trabzon’a bakarken dondu kardeşim.

Fotarafını çekmek isterdim o halinle.

Ama her taraf kandı. Kanın içinde örtülüydün sen kardeşim.

“yoo öyle yağma, geç kaldınız, ben çoktan uçtum gittim.” der gibi.

Sen kanlar içinde bile ne güzeldin kardeşim.

***

Kamyon senin arabanı ezip geçmiş. Çok süratin vardı. Hem karşı şeri de de geçmişsin. Yüzde yüz kabahatli seni buldular. Bilmiyorum.

Ama sen “adalet dağıtan” olacaktın!

Sen hiç suç işleyemezdin ki!

Sen hep Haklıyı savunacaktın. Adalet dağıtacaktın.

Suc Ve Ceza!

3 ayın kalmıştı.

Neron Roma’yı yakmıştı da hani Hukukunu yakamamıştı.

3 ay sonr avukat olacaktın,sonra hakim vs. Sen birincisiydin o fakültenin.

Öyle ki hayatın boyunca işlediğin -tek suçunda- kendini ölümle cezalandırabilecek kadar adil ve Trabzon Asiliydin!

***
Kardeşim.

Güya üç ay sonra Fakülte bitecekti. Her şeyi kurmuştun sen kafanda.

“Dönmeyeceğim Trabzon’a inadına İstanbul’da kalacağım. Gıcıklığına ulan sırf gıcıklığına, Taximin göbeğinde büro tutacam, Trabzonlular’a ücretsiz avukatlık yapılır!” yazacağım.”

“Kuduracaklar”

Onlar zaten kudurmuş aslanım.

Hani sen hep öyle dersin, kısmetse, nasipse filan.

Nasip ve kısmet mi ne denmesi lazımsa artık değilmiş kardeşim.

***
Sanma ulan ajitasyon çekiyorum sana! Tanırsın sen beni. Birazcık kırgınım o kadar.
Gözlerim biraz kızarık o kadar. Sana ben yalan da söyledim. Hakkın kalmasın bende. Sen çok dikkat ederdin bu tarz şeylere.

***

Çocukken mezarlardan geçerken ikimizde korkardık. Sen artık mezardasın ve ben biliyormusun ben o kadar çok seviyorum ki artık mezarlıkları.

Mezarları.

***
Trabzonda fazla kalamamıştık. Ben senden biraz daha fazla kaldım. Ha birde Ahmet Kaya’nda öldü bu arada. Çocukken sen en çok Yorgun Demokrat’ı severdin.

Şaka maka. Her kez çok yorgun bu aralar!

***

Trabzonspor’a gelince!

E bir gün mutlaka deyip gidiyoruz. Bir gün hep biz şampiyon olacağız kardeşim.

Ben yine cep telefonumu acacağım Trabzonda olduğum zaman.

Statdan canlı yayın yapacağım sana. Yahut sen bana.

Marşları ve küfürleri dinleteceğim sana orijinal ağızlardan.

Sonra sen mesaj çekeceksin bana.

“abi ne güzel sövüyorlar ya”

Sen küfrü hiç sevmezdin oysa.

Aslında ben de.

Ama küfür sade bizim, Trabzonumuzun ağzına yakışıyor kardeşim.

***

Cep telofonun kazada savrulup gidince, yerde pin gir diyordu!

8761. Akıl edemedi kimse. TS yazacaksın bir de 61 tuşlara bu kadar basit. Kimse akıl edemedi.

Ulan senin Trabzondan başka neyin vardı?

Durgun suskun muskundun ama çözülmesi kolay adamdın.

***
Birde öteki mevzuda vardı abi dersen.

Sana yaramaz!

Biliyorsun insanların nüfüs kağıda Trabzon yazmakla Trabzonlu olamıyorlar!
Nasıl olsa kanlarımız hiç karışmamış.

Herkes kendi yoluna, kendi suyuna karmış.

***

Neyse bu kalemi kim verdi elime.

Güya biz altın kalem ile, sınıfımızdaki kızlara hava atacaktık.

Ama kimse fark etmiyordu altın olduğunu.

İlla söylememiz gerekiyordu.

O zamanda görmemiş gibi oluyorduk.

Yalan mı ulan çok mu gördük!!!

O kalemi annen bana hediye almıştı. Sen o kadar çok kıskanmıştın ki.

Keşke sana alsaydı halamın oğlu.

Keke ben kıskansaydım.

Keşke sen yazan olsaydın.

Mezarının içine girer, senin gül yüzünden öğerim.

Ölümün mü?

Umrum da değil kardeşim!

Nasıl olsa hepimiz Trabzon’dan geldik ve bir gün O’na döneceğiz.

Kartallar’a bakıyorum her yaylaya çıkanda.

Boğazdan Gavurkulesinden aşağa süzülenlere.... az daha gel yaklaş bana..

Bir kartal’ın adı da İLKER


Not:

İstanbul’dan bayram tatili içinde toplanmayı başarabilmiş otobüslerine dolup Cenazeye gelen fakülte arkadaşlarına ve diğerlerine, Ölümünün Birinci yılında paylaşımla.

Not: Dedem ismimi gavur ismi bulurdu. Ömer demek isterdi. Ö’yü Omega yapardı hep. Omer! Dedemin yanında hep Omer derdin bana.

Ne Ömer ne Omer yazılmadı kimliğe. Gavur ismiyle devam ediyoruz işteJ Dedem bile alıştı buna.

Ama bu yazıyı Omer olarak, Sadece Trabzonlularlarla paylaştım.

Kızma bana. Ama bilsinler, Trabzon sövüldükçe, Kutsanıyor birilerince ölünce bile.


Ha birde kardeşim. Senin dedenin savaşlardan kalma bir tabancası vardı ya hani. Çocukken bi sen bir ben, paylaşamadık! Şimdi nerde mi? Bilmiyorum bana ne? Ellerim kırılırda dokunurmuyum ben ona Hani bir türkü vardı.

“ Adam delikanlının almaz tabancasını”

Bırak ta o kadar Adamlığımız! olsun!

Kalemide sana fırlatıyorum. Sen hep Trabzondun! Karadenizdin!

Bir daha ki ne zaman kim bilir! Ama bir daha ki sefere sen yazarsın.

Nasıl olsa hepimiz O'ndan geldik ve bir gün yine O'na döneceğiz!

BİR KARTALIN ADI DA İLKER!




















 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
Author Reply
SELİN
(no login)

Omer'e

No score for this post
December 26 2001, 3:28 PM 

Selam,
Şiirin çok duygu dolu. İlker'i tanımıyorum.Biraz tanıtırsan memnun olurum. Bu duygu ve sevgi yüklü dizelerin yazıldığı yiğit insanı gerçekten tanımak hoş olur diye düşünüyorum. Şimdiden teşekkürler.

 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
Omer
(no login)

Re: Omer'e

No score for this post
December 26 2001, 5:53 PM 

O hiç bir yerde ön plana çıkmayan bir kardeşimizdi. Çok suskun durgun.

Herşeyi içinde geçiştiren bir insandı.

Kendisinden söz edilmesi onu eminim ki mezarda bile rahatsız etmiştir.

Üç ayı olsa bitiriyordu fakültesini ve hepimizi, dünyanın neresinde bir Trabzonlu varsa var gücünle savunacaktı. Olmadı işte.

Adaletine gölge düşürmedi.

Hayatı boyunca işlediği tek suçta kendini ölümle cezalandıracak kadar Trabzon asiliydi.

Ben sadece ne biliyim, yani içim razı gelmedi onun unutulup gitmesine.

Gevezelik yaptım özür dilerim ama böyle bir kardeşimiz vardı.

Ölümünün birinci yılını doldurduğumuz bu dönemde sadece bi şekilde anımsamak istedim.

Bilmiyorum. Yanlış anlaşılmış yanlış yapmışsam özür dilerim.

Aslında bu konu üzerine fazla konuşmak istemiyorum.

İlgiliniz ve paylaşımınız için teşekkürler.