ÇEPNİLER VE ÇEPNİ KÜLTÜRÜ
Trabzon Valiliği İl Kültür Müdürlüğü Yayınları’dan
çıkan ilginç bir kitap var elimde. Adı “Çepni
Kültürü”. Baskı tarihi Aralık 1999.
Kitap görüldüğü kadarıyla akademik bir çalışma.
Yazarı halen KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve
Edebiyatı Bölüm Başkanlığını yürütmekte. Adı Dr. Ali
Çelik. Alan olarak Trabzon-Şalpazarı olarak seçilmiş
ve sistematik bir çalışma yapılmış.
Yazar kitabın giriş kısmında Çepnilerle ilgili şu
bilgileri vermektedir:
“Çepnilerin bölgemizde en yoğun bulundukları yer
ise, Trabzon’un batısında Beşikdüzü’nden başlayarak,
Vakfıkebir ile Eynesil arasından Akhisar deresi
boyunca güneye doğru uzanan ve yörede ‘Ağasar’
adıyla tanınan bölgedir. Yazılı kaynaklara göre
burası en az altı-yedi yüz yıldan beri Çepnilerin
yurdudur. (s.1)”
“Eski kaynaklarda Çepni Vilayeti sınırları içinde
gösterilen bu bölgede 29 Çepni köyü bulunmaktadır.
Bu köylerden hepsinin, özellikle son on yılda diğer
faktörler yanında görsel medyanın da etkisiyle büyük
hız kazanan kültür erezyonuna aynı ölçüde
direnebildiğini söylemek oldukça güçtür. Son çeyrek
asırda yurt içi ve yurt dışına bir hayli göç veren
bölgenin, bilhassa sahile ve şehir merkezlerine
yakın köylerinde çok büyük kültür değişmelerinin
olduğu bu bölgede yaşayanların da kabul ettikleri
bir gerçektir. (s.2)”
Kitabın içeriği ana başlıklarıyla şöyle:
Giriş, Çepnilerin Türk Tarihi İçindeki Yeri ve
Önemi, Halk Edebiyatı (1.Bölüm)/ Ağıtlar, Maniler,
Türküler, Tekerlemeler, Efsaneler, Masallar,
Hikayeler, Fıkralar, Atasözleri, Bilmeceler.
(2.Bölüm) Doğum, Evlenme, Ölüm, İnanmalar,
Bayramlar, Oyunlar, El Sanatları, Halk Hekimliği,
Halk Mutfağı.
Kitapta araştırma yapılan Çepni köyleriyle ilgi
yerel yer adları çalışması görülmemektedir.
Araştırmacının bunu bir eksik olarak görmemesi
ilginç.
Kitap bilimsel metodlarla yapılan kapsamlı bir
çalışma. Birçok kişinin bilir bilmez fikir yürüttüğü
bir alanda Ali Çelik yapılması gerekeni yapmış,
ilgilenenlere ve Çepnilere önemli bir kaynak ve
hazine bırakmış.
Ancak yazar bir devlet görevlisi olmanın verdiği ruh
haliyle olacak kitabında ilginç bir tespit yapma
gereğini hissetmiş: “ ...Çepnilerin daha sonra
yerleştikleri Trabzon’un doğu tarafında Araklı,
Sürmene, Of, Rize gibi yerlerde homojen bir Çepni
nüfusuna ve saf bir Çepni kültürüne rastlamamız
mümkün değildir. Bu bölgelerde Çepniler diğer Türk
boylarıyla kaynaşmışlardır. Belki bu iddiayı şu
şekilde düzeltmek daha doğru olacaktır: Doğu
Karadeniz Bölgesi’nin Türkleşmesinde Çepniler çok
önemli rol oynamışlardır. Ama kendileri gibi Türk
olan diğer boyları Çepnileştirememişlerdir. Aksini
düşünmek Türkü Türkleştirmek demek olur ki, bu da
geçerli bir görüş sayılmaz. (s.26)”
Bildiğim ve Kadırga yaylasında gördüğüm kadarıyla
Çepniler/Ağasarlılar tam bir kemençe ve horon
sevdalısı. Fizyolojik olarak biraz farklı
görünselerse de onları Trabzonlulardan ayırmak
mümkün değildir. Dolayısıyla nerden gelmişlerse
gelmişler herkes kadar Trabzonlu olmuşlar. Ancak
kemençeyi ve horonu (dolayısıyla kendi kültürlerini)
Hazer Gölü’nün kenarından Trabzon’a getirdikleri ve
bunu bütün Doğu Karadenize yaydıkları iddiası biraz
gerçek dışı gibi görülmektedir. Yazara göre Araklı,
Sürmene, Of, Rize ahalisini Çepnileştirememelerinin
sebebi onların da zaten kemençe ve horon oynayan
(güçlü bir kültüre sahip) Türkler olmalarından
kaynaklanıyor. Keşke diyorum Çepni kardeşlerimizi
Osmanlı Anadolu’nun her yanına yaysaydı da bütün
Türkler kemençe ve horonu öğrenebilselerdi.
İşte tam da burada üniversitelerimizdeki
akademisyenlerimizin acınacak yanları ortaya
çıkmaktadır. Ekmek yediği kaba ihanet etmemek
(aldıkları da üç kuruş maaş) amacıyla bilime ihanet
tercih edilmekte ve halka yanlış bilgiler
sunulmaktadır. Bu maalesef yalnızca Halk Bilim
alanında değil, çevre, madencilik, ekonomi, siyaset
ve bilimum alanlarda geçerli bir tercihtir. Bilim
adamlarımızın doğru bilgileri halktan saklayak veya
yanlış yorumlarla halkın kafasını karıştırarak
nereye varabileceklerini doğrusu anlamakta güçlük
çekiyorum.
Bu kitap tanıtımını yine Dr. Ali Çelik’in Çepni
Kültürü adlı kitabındaki bir fıkra alıntısıyla son
verelim:
“b- Bir bölgeyle ilgili olanlar
1)Çepni
Padişah yanına üç gişi doplamış, bi dene Oflu, bi
dene Gürcü bi dene Çepni almış bakalım hangi millet
daha cesur demiş bu sefer heman padişah bi silah
patlatmış Ofluyla Gürcü oradan çala guvvet
gaçmışlar, Çepni galmış, padişah ula demiş aferin
sen erkeksin demiş dile benden ne dilersen demiş,
adam padişahım sadece bi don diliyum demiş, donuna
goyuvermiş meğer.”
Anlatan , Ayşe Türk, Düzköylü (Haçka), Akçaabat
|