Lahana.org Karadeniz'in efsanevi sitesi Karalahana.com'un kardeş sitesidir!  

Hoşceldun Uşak! Habu sayfede son 24.09.2006 cuni bi şeyler edildi

Google

 

 

 

ÇEPNİLER VE ÇEPNİ KÜLTÜRÜ

Trabzon Valiliği İl Kültür Müdürlüğü Yayınları’dan çıkan ilginç bir kitap var elimde. Adı “Çepni Kültürü”. Baskı tarihi Aralık 1999.

Kitap görüldüğü kadarıyla akademik bir çalışma. Yazarı halen KTÜ Fatih Eğitim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanlığını yürütmekte. Adı Dr. Ali Çelik. Alan olarak Trabzon-Şalpazarı olarak seçilmiş ve sistematik bir çalışma yapılmış.

Yazar kitabın giriş kısmında Çepnilerle ilgili şu bilgileri vermektedir:

“Çepnilerin bölgemizde en yoğun bulundukları yer ise, Trabzon’un batısında Beşikdüzü’nden başlayarak, Vakfıkebir ile Eynesil arasından Akhisar deresi boyunca güneye doğru uzanan ve yörede ‘Ağasar’ adıyla tanınan bölgedir. Yazılı kaynaklara göre burası en az altı-yedi yüz yıldan beri Çepnilerin yurdudur. (s.1)”

“Eski kaynaklarda Çepni Vilayeti sınırları içinde gösterilen bu bölgede 29 Çepni köyü bulunmaktadır. Bu köylerden hepsinin, özellikle son on yılda diğer faktörler yanında görsel medyanın da etkisiyle büyük hız kazanan kültür erezyonuna aynı ölçüde direnebildiğini söylemek oldukça güçtür. Son çeyrek asırda yurt içi ve yurt dışına bir hayli göç veren bölgenin, bilhassa sahile ve şehir merkezlerine yakın köylerinde çok büyük kültür değişmelerinin olduğu bu bölgede yaşayanların da kabul ettikleri bir gerçektir. (s.2)”

Kitabın içeriği ana başlıklarıyla şöyle:

Giriş, Çepnilerin Türk Tarihi İçindeki Yeri ve Önemi, Halk Edebiyatı (1.Bölüm)/ Ağıtlar, Maniler, Türküler, Tekerlemeler, Efsaneler, Masallar, Hikayeler, Fıkralar, Atasözleri, Bilmeceler. (2.Bölüm) Doğum, Evlenme, Ölüm, İnanmalar, Bayramlar, Oyunlar, El Sanatları, Halk Hekimliği, Halk Mutfağı.

Kitapta araştırma yapılan Çepni köyleriyle ilgi yerel yer adları çalışması görülmemektedir. Araştırmacının bunu bir eksik olarak görmemesi ilginç.

Kitap bilimsel metodlarla yapılan kapsamlı bir çalışma. Birçok kişinin bilir bilmez fikir yürüttüğü bir alanda Ali Çelik yapılması gerekeni yapmış, ilgilenenlere ve Çepnilere önemli bir kaynak ve hazine bırakmış.

Ancak yazar bir devlet görevlisi olmanın verdiği ruh haliyle olacak kitabında ilginç bir tespit yapma gereğini hissetmiş: “ ...Çepnilerin daha sonra yerleştikleri Trabzon’un doğu tarafında Araklı, Sürmene, Of, Rize gibi yerlerde homojen bir Çepni nüfusuna ve saf bir Çepni kültürüne rastlamamız mümkün değildir. Bu bölgelerde Çepniler diğer Türk boylarıyla kaynaşmışlardır. Belki bu iddiayı şu şekilde düzeltmek daha doğru olacaktır: Doğu Karadeniz Bölgesi’nin Türkleşmesinde Çepniler çok önemli rol oynamışlardır. Ama kendileri gibi Türk olan diğer boyları Çepnileştirememişlerdir. Aksini düşünmek Türkü Türkleştirmek demek olur ki, bu da geçerli bir görüş sayılmaz. (s.26)”

Bildiğim ve Kadırga yaylasında gördüğüm kadarıyla Çepniler/Ağasarlılar tam bir kemençe ve horon sevdalısı. Fizyolojik olarak biraz farklı görünselerse de onları Trabzonlulardan ayırmak mümkün değildir. Dolayısıyla nerden gelmişlerse gelmişler herkes kadar Trabzonlu olmuşlar. Ancak kemençeyi ve horonu (dolayısıyla kendi kültürlerini) Hazer Gölü’nün kenarından Trabzon’a getirdikleri ve bunu bütün Doğu Karadenize yaydıkları iddiası biraz gerçek dışı gibi görülmektedir. Yazara göre Araklı, Sürmene, Of, Rize ahalisini Çepnileştirememelerinin sebebi onların da zaten kemençe ve horon oynayan (güçlü bir kültüre sahip) Türkler olmalarından kaynaklanıyor. Keşke diyorum Çepni kardeşlerimizi Osmanlı Anadolu’nun her yanına yaysaydı da bütün Türkler kemençe ve horonu öğrenebilselerdi.

İşte tam da burada üniversitelerimizdeki akademisyenlerimizin acınacak yanları ortaya çıkmaktadır. Ekmek yediği kaba ihanet etmemek (aldıkları da üç kuruş maaş) amacıyla bilime ihanet tercih edilmekte ve halka yanlış bilgiler sunulmaktadır. Bu maalesef yalnızca Halk Bilim alanında değil, çevre, madencilik, ekonomi, siyaset ve bilimum alanlarda geçerli bir tercihtir. Bilim adamlarımızın doğru bilgileri halktan saklayak veya yanlış yorumlarla halkın kafasını karıştırarak nereye varabileceklerini doğrusu anlamakta güçlük çekiyorum.

Bu kitap tanıtımını yine Dr. Ali Çelik’in Çepni Kültürü adlı kitabındaki bir fıkra alıntısıyla son verelim:


“b- Bir bölgeyle ilgili olanlar
1)Çepni

Padişah yanına üç gişi doplamış, bi dene Oflu, bi dene Gürcü bi dene Çepni almış bakalım hangi millet daha cesur demiş bu sefer heman padişah bi silah patlatmış Ofluyla Gürcü oradan çala guvvet gaçmışlar, Çepni galmış, padişah ula demiş aferin sen erkeksin demiş dile benden ne dilersen demiş, adam padişahım sadece bi don diliyum demiş, donuna goyuvermiş meğer.”

Anlatan , Ayşe Türk, Düzköylü (Haçka), Akçaabat

 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
Author Reply
Rüdiger
(no login)

Çepniler

No score for this post
April 6 2001, 7:16 PM 
Rüdiger
(no login)

Yazı karakterlerinin bozukluğu

No score for this post
April 6 2001, 10:31 PM 

Nasıl olmuşsa benim bugün gönderdiğim mesajlar doğru dürüst Türkçe fontla çıkmamış. Acaba bu sefer başka bir bilgisayar veya Internet Explorer'le çalıştığım için ?
Özür dilerim
Gâvur işi işte ...
Umarım ki bulmacayı çözebildiniz.

Rüdiger

 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
İ. Reisoğlu
(no login)

Çepniler

No score for this post
April 7 2001, 12:05 AM 

Sayın Rüdiger,

Ne yazdığınızı tam anlayamadım. Yazımın Çepniler ve kemençeyle ilgili bölümü biraz ironi yapma amaçlıydı. Ben de biliyorum Çepnilerin kemençeyle Anadolu'ya gelmediklerini. Ancak Dr. Ali Çelik'in teorisinden böyle bir sonuç çıktığını ima etmek istemiştim.

Trabzon'da çalınan kemençe dünyanın bir başka yerinde yok. Yalnızca Karadeniz'den sürdüğümüz eski hemşerilerimiz bu çalgıyı hala çalmaya devam ediyorlar.

Onların aralarında Hıristiyan Çepnilerin de olduğunu öğrendim. Bu da kültürlerin ve etnik değişimlerin ne kadar çeşitlilik arz ettiğini göstermesi açısından ilgi çekici değil mi?

Selamlar, sevgiler.

 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
Rüdiger
(no login)

Çepniler

No score for this post
April 7 2001, 12:36 AM 

Daha önce gönderdiğim mesajı bir daha gönderiyorum, umarım ki bu sefer okunaklı çıkacak.
Eskisine webmaster sansür uygulayıp (lütfen !) silebilir.

Sayın İsmail Bey,

aktardığınız bilgiler için teşekkür ederim. Bahsettiğiniz kitaptan daha haberim yoktu.

Yanlış anlamamışsam, şu bölümü:
"Keşke diyorum Çepni kardeşimizi Osmanlı Anadolu'nun her yanına yaysaydı da bütün Türkler
kemençe ve horonu öğrenebilselerdi."
sizden değil, Ali Çelik'in sözleriydiler.
Fakat önemli değil. Şunu yanıt olarak söylemek istiyorum:
Horon ve kemençe Çepnilerin Doğu Karadeniz'e getirdikleri olaylar oldukları hiç inanamıyorum. Olsa bunları Balıkesir ve başka Çepnilerin yaşadıkları bölgelerde rastlamak mümkün olması gerekirdi.
Fakat öyle değildir. Orta Asya'daki değişik Türkik halkara baktığımızda ne bu tür
kemençe ve kemençe müziği ne de horonları görebiliriz. Demek ki Çepniler bunları Karadeniz'e geldikten sonra yerli komşulardan öğrenmişler.

Ben şahsen horonları seviyorum. Bir zaman Akçabaat ve Tonıa horonlardan bir şeyler oynayıp
ekibe öğretiyordum. Ayriyeten Laz ve özellikle Artvin horonları da oynadım ve oynattım. Fakat, Türkiye'de herkes horon oynasa ve yalnız kemençe müziği çalınırsa, ne kadar sıkıcı olur.
Türkiye'nin zengin kültürünü yok etmek anlamına gelirdi. Bunu kimse istemesin !

Saygılarımla

Rüdiger

Ek not:
Bazen bu forumda (ve benzer forumlarda) bazı yazılar şaka olup olmadıklarını anlamak zor.
Kusura bakmayın.

 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
durmus
(no login)

Untitled

No score for this post
April 9 2001, 1:45 PM 

Merhaba Ismail bey,

Cepni oldugumu bilmiyordum!Simdi beni muthis bir merak sardi, daha fazla bilgilenmek isterim.Ben Ing. ogretmeniyim, Hollandada yasiyorum. Eski adiyla Agasar layim.Turkiyede bulundugum yillarda Salpazarli oldugumu soyleyince hemen bir takim lakablar takilirdi ama dogrusu o cocuk aklimla pek bir anlam veremezdim.
Ama koyumun ve orda yasayan insanlarin gorunuslerinin farkli, orf-adet ve dillerinin cok baska oldugunu o cocuk yaslarimda bile gorebiliyordum. Hollandada yasayan CEPNILER i izleyince hala ayni seyi izleyebiliyorum. Kemence yada horon bence ayrinti ama kesinlikle bir zenginlik.
Belki de degisime ayak direten en guclu toplum diyebiliriz, hic abartmiyorum tecrube ve gozleme dayaniyorum. Bunun artisi eksisi tartisilir.Incelenmeye deger...

saygilarimla
S.Durmus Ozturk
ICT HvA