Sayin Murat ve sayin Vahit
Tursun beyin Ghardeli, Carduelis ve Puer kelimeleri
uzerindeki fikir alisverislerine asagidaki yazimin
katkida bulunacagini umuyorum:
Latincede 'carduus' (yani Vahit beyin yazdigi gibi
cardus degil)devedikeni anlamina gelir. Bu sozcugun
genetif hali 'cardui'dir. 'Carduus' genel anlamda
devedikeni anlamina gelmektedir.Bunun cok cesitleri
vardir. Latincedeki ‘carduus’ sozcugu ozellikle
tarakotu icin kullanilmaktadir. Bu ot dikenli
oldugunadan klasik cagda bu ot yun taraklamak icin
kullanilirmis.
Taraklamak Latincede de bu bakimdan 'carere' dir.
Ingilizcedeki 'to card' ve 'carder' sozcukleri
'carduus' sozcugunden turemistir.
Bu zoscukle direk baglantisi olan bir kus ismi
vardir Latince’de. Bu kusun ismi de “carduelus” dir.
Turkcesi saka kusudur (Ingilizcesi ‘goldfinch’dir) .
Zoolojide bu kus ‘carduelis’olarak bilinir.
Zoolojide ‘carduelis’ olarak yazildigindan, Murat
bey bunu haliyle Latince sozlukte bulamamistir.
Gelelim simdi tarakotu ‘carduus’ ve saka kusu
‘carduelus’ (latincesi, zoolojideki yazilisi degil)
arasindaki (baglantiya) iliskiye.
Bu iliskiyi izah etmeden once Isidorus
Hispalensis'in (M.O. 6. yuzyilda) bu konuda
yazdigina bir bakalim:
"Carduelus quod spinis et cardibus pascitur; unde
etiam apud Graecos "acalanthis" dicitur, ab
acanthais, id est spinis, quibus alitur."
Carduelus kusu ana yiyecegi diken ve devedikeni
oldugundan bu adi almistir. Eski Yunanca’da
‘akanthae’ dikendir. Bunun icin eski Yunanlilar bu
kusa (diken yedigi) icin “akalandthis” demisler.
Serah [Uzungol] ve cevre koylerde konusulan
Romeika’da dikene de ‘achante’ diyorlar. [Bu sozcugu
Ocena’li hemserim Vahit bey bir kac kere yazilarinda
dile getirmistir].
Bu kusun ismi bilim dalinda (zoolojide) Carduelis
Carduelis dir. Bu kusun bir kac turu vardir:
Carduelis Spinus, Carduelis Cannabina (Hollanda’da,
ozellikle deniz kenarlarindaki otlu kumsallarda
yasar), Carduelis Flavirostris, Carduelis
Flammea,...
Yoremizde (Serah ve civar koylerde) cocuk anlaminda
kullanilan ‘ghardel’ sozcugunun bu kus isminden
gelip gelmedigini bilemiyorum. Boyle bir baglantiyi
kurmak icin ne yazikki etimolojik bilgim yoktur.
Murat bey yazdigi gibi Latince’de (erkek) cocuk
‘puer’ ve kiz cocugu ‘puella’dir. ‘Puer’ sozcugunden
de ‘pullus‘ turemistir. Pullus hayvan yavrusu,
ozellikle de kus yavrusu, civciv anlamindadir.
(Fransisca’da ki tavuk “poule” bunun icin pullus
sozcugunden gelmistir). Pullus sozcugu ufak erkek ve
kiz cocuklarini sevmek icin de kullanilmistir
Latincede.
Bizim konustugumuz Rumcadaki ‘puli’ (yavru) sozcugu
burdan gelip gelmedigini bilemiyorum. Bilimsel
olarak, ne yazikki bu konuda bir fikir surdurebilmem
imkansizdir. Bu sozcuk konustugumuz Rumca’da
(Romeika, Pontiaka) da cok kullanilmaktadir. En
basit ornek cumleler vermek gerekiyorsa: E pulim na
drogose!. E pulim deftas?
Ayrica Latincedeki pullus ile yine bizim
konustugumuz Rumcadaki ‘i puliga’ (kus veya kus
yavrusu) arasindaki baglanti nedir? O konuda da
bilimsel bir aciklama yapacak bilgim yoktur. Ama
aralarinda anlam ve ses benzerligi hemen hemen yuzde
yuzdur. Yine de ezberi kesin bir baglanti kurmak
benim acimdan dogru olmaz.
Boyle bir iliskiyi kura bilmek icin o yore dilini
cok iyi bilmek ve o yore seslerinin eski Yunancaya
gore ne sekilde asirlar icerisinde degistigini
bilmek ve asirlar icinde olan ses degisim
sistematigini (kaliplarini) cikarabilmek gerekiyor.
Ne kadar o yorede konusulan Rumcayi iyi ve Eski
Yunanca ve de Latinceyi ‘azda’ olsa bilmeme ragmen,
bu konu beni ve benim gibi amatorleri asar.
Bu acidan, bu konu ile iliskili forumda cikan Murat
beyin yazilarindaki ikazlari cok anlamli ve yerinde
buluyorum.
Pullus – puli, pullus-puliga ve ghardel-carduelus
arasindaki olasi iliskiyi (sayet var ise) kuracak
(gercek) bilimsel yaziyi da bu formda merakla
bekliyorum.
Merhaba,
Yazdıklarınızı dikkatle okudum. Ancak aşağıdaki
bilgide hata var. Tarih kesinlikle yanlış verilmiş.
Sanırım baktığınız kaynak yanlış. İ.Ö.6.yüzyılda
ortada Klasik Latince yoktu ki Isidoros bunlari
Latin dilinde yazmış olsun?
"Bu iliskiyi izah etmeden once Isidorus
Hispalensis'in (M.O. 6. yuzyilda) bu konuda
yazdigina bir bakalim:
"Carduelus quod spinis et cardibus pascitur; unde
etiam apud Graecos "acalanthis" dicitur, ab
acanthais, id est spinis, quibus alitur."
Bu nedenle alıntının verilen tarihinin yanlışlığını
israrla vurguluyorum...
Zoolojide kullanılan Latince ise Klasik Latince
değildir. 19.yy bilimsel Latincesidir. Aynı şey
biyoloji için de sözkonusudur. Bu nedenle sözü gecen
sözcük Latince kökene bağlanamaz. Sonradan Latinceye
eklenen bazı Yunanca kökenli sözcükler var ki
bunları Cicero (çiçero değil Kikero okunur Latincede
c daima k sesi verir daima...) mesela felsefe içinde
çok üretmiştir...ancak bu zoolojiden bağlantıyı
filolojik acıdan yanlış kılar....
Bir yazi hatasi yapildi M.O 6. yuzyi yazildi, tabiki
bu hic tartismasiz yanlis. M.S. (I.S.) 6. yuzyil
olmasi gerekir.
Zoolojideki tum sozcuklerin klasik Latince
olmamasinda haklisiniz. Zaten yazida bu konu
tartisilmamaktadir.
"Sozu gecen sozcukle Latince kokene baglanamaz."
Sozu gecen sozcukle 'carduelus' demek istiyorsaniz
bu sozcuk Latince kokenlidir.
Yazinin amaci, Vahit bey tarafindan (datayina
girilmeksizin) one surulen ve Murat beyin kesinlikle
Latince degildir (cunku sozlukte oyle bir kelime
yoktur) tartismasina konu olan Carduelis (Zooloji
bilim dilinde) Carduelus (Latincede) sozcugunu
'kapsamli' ele alarak aydinlatmakti.
Ben sözlükte carduelis olarak bakmadım. Latince
bilgim sözcüğün nominativus ya da ablativus /
dativus pluralis veya dativus finalis oldugunu
bilecek kadar yeterlidir...
Ancak dikkat edilmesi gereken nokta benim sözcüğün
Klasik Latince olmadığını belirtmemdir. Klasik
Latince dediğimiz şey biliyorsunuz I.O. 1 ve 2. yy
Latincesidir ki baktigim sozlukler de bu doneme ait
kullanimlari icermektedir.
Yine bilinir ki Latince donemler icinde gelisim
gostermistir. Ancak en onemli iki kullanimi
ilkcagdaki Klasik Latince ve Katolik kilisesinin
kullandigi Ortacag Latincesidir...
Dolayisiyla I.S.6.yy yazari Isidoros'un bir metinde
sozcugu kullanmasinin Karadenizdeki Ghardeli sözcugu
ile iliskilendirilmesini de dogru bulmuyorum.Koken
grekcede ya da Kafkas dil grubunda aranirsa daha
dogru olacaktir. sesbicimsel olarak Gh grekcede
girtlak telaffuzunu gosterir bunu da unutmayalim.
Kaldi ki Roma etkisinin Dogu Karadeniz sahillerinde
baskin dil etkisi yapacak kadar yogun olmadigi
bilinir(zaten Romanin da boyle bir derdi yok mesela
cift dilli yazitlarla -Yunanca ve Latince- halka
hitab olayini cozuyor)...
saygilar
murat (ushaklar ha buralar yanay 39 derecelan...
erursem haberinuz ola...)