Lahana.org Karadeniz'in efsanevi sitesi Karalahana.com'un kardeş sitesidir!  

Hoşceldun Uşak! Habu sayfede son 24.09.2006 cuni bi şeyler edildi

Google

 

 

 

Vahit TURSUN'a ! "Aydınlatılamayacak kuyuya inelim mi ?"

February 13 2002 at 5:57 PM
No score for this post
VİSİRLİ (Yahya Düzenli)  (no login

Vahit Bey,

Size yazdığım son yazıya “tazyi-i nefes mi ediyoruz” diye başlık koymuştum. Yani “boşuna nefes mi tüketiyoruz?” demek istedim. Ki; öyle olduğunu belirtmeye çalışmıştım.

Diyorsunuz ki: “son mesajinizda, Turklere karsi kin besledigimi yazdiniz... bu iddianiz, amacli oldugu gibi kesinlikle de dogru degildir! tarihi gercekleri dile getirirken, ne yazik ki bazi hos olmayan ve bir daha yasanmasini istemedigimiz bazi olaylara da deginmek zorunda kaliyoruz.
sanirim konuyu bastan sona bir butun olarak ele aldik ve toparlamakta gucluk cektigimiz gibi, baska arkadaslarin da girdigimiz konulari algilamalari ve degerlendirmeleri guclesiyor!”

Kardeşim,

Sana bir tavsiye:
1.Önce hiçbir şey okumadan yaz! (Öyle yapıyorsun zaten).
2. Sonra yazdıklarını “muhayyel rakip”lerine göndermeden oku!
3. Kendi yazıp okuduklarını ‘anlamaya çalış’!
4. Anlayabilirsen bir daha yazmaktan (ki anladığım kadarıyla yazma konusunda epey ‘iştah’lısın. Bu da herhalde oldukça ‘aç’lıktan kaynaklanıyor.) imtina et!
5. Sizi okuyunca, eskilerin “okur-yazar” ayrımını daha iyi anlıyorum, bugün buna bir de ‘anlar’ı eklemek lazım. Yani çağdaş versiyonu şöyle olmalı: “OKUR-YAZAR-ANLAR”.

Şunu yazdım: “Türk Irkı”na müthiş bir antipati duyabilirsiniz. Bu engellenemez bir şeydir. .... Helenlere olan demokrat muhabbetinizi, saygınızı diğer ırklara da (özellikle Türklere) de gösterirseniz, tesir alanınız daha da genişler sanıyorum !” ayrıca “Türklere (hem de tarihsel, sosyolojik, kültürel, vs. birikimlerine kadar ) saldırma nöbetleriniz niçin sürekli depreşiyor!” dedim. Bunları da sizin bana yazdığınız uzun satırlarınızı size ‘göstererek’ ifade ettim. Beni sürekli, size karşı ‘tutanak tutmaya’ mecbur etmeyin. Daha da tutma niyetinde değilim.

İş; hiç de benimsemediğim, istemediğim noktalara doğru gidiyor sanıyorum.

Diyorsunuz ki: “..bu kadar uzun ve icerigi satasmalarla dolu yazilara vaktim cok kisitlidir.”

Bu söz ve vaadinizi samimi bulmak istiyor ve yerine getirmenizi bekliyorum. Yani yazmaya karşı “vaktinizin kısıtlı olması”nı diliyorum. “Satışmalarla dolu yazılara vaktim yok” derken “Sataşmalardan olağanüstü hazz alıyorum” demek istiyorsunuz sanıyorum.

Son yazdığım yazıdaki hiçbir konuya ne girme, ne de cevap verme ‘lütfunda’ bulunmadınız. İyi ki de bulunmadınız, yeni dehlizlere doğru çekilmekten ürküyorum !

Bu konuda sanıyorum bildiğiniz bir fıkrayı bir kez de ben hatırlatayım size: “Karadenizli otomobiliyle otobana ters yönden girmiş. O anda hemen aracının radyosundan bir anons: ‘Sayın sürücüler! Bir otomobil yola ters girmiştir, dikkatli olun!. Bizimki bu anonsu duyunca şöyle der: ‘Ne demek bir tane! Hepsi ters geliyor!”

Kusura bakmayın (bakabilirsiniz tabii) sizin haliniz bu dostum !

Bana, sürekli ‘nakarat’ yaptırmayın! Eğer Of lisaniyle “atişmak” istiyorsan onu da biraz becerebilirim ancak “şartlarım namüsait!”.

Bana “tarihi tartışma metodu olarak” önerinizi kabul etmiyorum! Sanıyorum yeterince (bence) tartıştık (yani birbirimizi ‘tarttık’). Ancak siz yazabilirsiniz. Belki takılacağım bir şey bulurum.

Diyorsunuz ki: “bundan boyle ve eger isterseniz, tarihi bolum bolum ele alalim ve birbirimizi (Islamci, Turkcu, Helenci vb) karalamadan tartisalim. sorular soralim ve cevaplayalim. sanirim daha acik ve anlasilir bir tartisma ortami olusturulmus olur. boylece de forumu izleyen arkadaslar, okuduklarini daha iyi degerlendirebilme firsati bulurlar.”

İdrakin, fehm’in ne büyük nimet olduğunu insan bazan daha iyi anlıyor! “Yarabbi aklımı koru!” duasını da tabii..

“Helen” paranoyasıyla ortalığı yangın yerine çevirmek isteyen sizsiniz, sonra da “birbirimizi karalamadan” diyorsunuz.

Ben, Solaklı Vadisi’yle ilgili bir “iz”den bahsediyorum. Örneğin “Kuman” izlerinden. Sanki bir yığın plastik maddenin arasındaki ‘demir tozu’ gibi, mıknatısınız hemen bu “iz”e takılıyor. Ya da barometreniz bu “basınç”a duyarlanıyor!

Ama ben bu sitede kimi hezeyanları, halisünasyonları, megalomanlıkları, serkeşlikleri izlerken (insanın tebessüme de ihtiyacı olduğunun idrakinde olarak) bile tebessüm edebiliyorum !

Diyorsunuz ki: “isterseniz, Mitolojiden baslayabiliriz. Örnek olarak ta ortaya bir soru atiyorum: Karadeniz bolgesinde, Mitoloji de adi gecen hangi halklar vardir? sanirim bu konu kisa surer ve hemen Pontos Kralligi donemine girer epey tartisiriz. “

Bu konuları tartışmak için şartlarım var. Kabul edersiniz veya etmezsiniz.

 Önce herkesin anlayacağı biçimde, hangi ‘kavram etrafında’ tartışacaksak belirgin bir ‘tanım’ yapacaksınız. ‘mitoloji’ konusunda da. Ve önce bana “Mitoloji-Tarih” ilişkisini içeren düşüncelerinizi aktaracaksınız!

 Yalın bir tarih tanımınızı ve bu konuda hangi ‘referans’lara sahip olduğunuzu bildireceksiniz!

 “Mitoloji tarih yazımında kabul görür mü?” bu sorunun cevabını biraz ayrıntılı vereceksiniz!

 “Bilinç düzeyinin değişimiyle gerçeklik düzeyi de değişir mi?” ve “Bugünün normlarıyla, bakış açısıyla, disiplinleriyle ‘geçmiş’i yargılamak doğru mudur? Yanlış mıdır”

Bu konudaki düşüncelerinizi ve referanslarınızı bildireceksiniz! Yani “kendinize ait” veya “benimsediğiniz” bir “Tarih Felsefesi”nin ne olduğunu ortaya koyacaksınız !

Ancak bundan sonradır ki sizinle bir “tarih” diyaloğuna girebilirim! Aksi takdirde “nefes tüketmeye” niyetli değilim!

Bunları size yazmamın amacı; ‘tartışmak istemeyişim’ değildir. Öyle de kabul edebilirsiniz. Ancak ben “balık dört ayaklı olduğuna göre” diye konuya girenle ‘zooloji’ tartışmasına giremem!

Size soruyorum: Kaba ve genel çizgilerle; Doğu Karadeniz ve (özellikle Trabzon)la ilgili otokton topluluklar, Pontos, Roma, Trabzon İmparatorluğu, Osmanlı dönemleriyle ilgili şu ana kadar bulunmamış, ortaya konulmamış herhangi bir kitap, belge, tablet, arkeoloji malzemesi vs. vs. var mıdır?

Ben cevap vereyim: Yoktur. O halde neyi tartışıp duruyoruz ve bir yığın yüzer-gezer “malumatfuruş”luklarla zaman ve beyin hücreleri öldürüyoruz?

Sıkıntı şurada sanıyorum: Olguları ve realiteleri illa ki “yatağından kaydırmak” için “saplantı ve saptırma”larla yatağı rutubetlendirmek ve sonra sulandırmak... Böyle “yararsız ve umutsuz çaba”larla yerin altı ve üstünde ‘depremler’ meydana getirmek, olsa olsa “yarı mitolojik” yaratıkların işidir. O da realiteler dünyasında değil de “evhamlar” dünyasında..

Size ‘Simyacı’ romanında, “kendi kendine hayran” bir tipin, berrak bir gölün sularında kendini seyretmenin doyumsuz zevki içerisinde kendinden geçmesi ve göle düşüp boğulmasını hatırlatsam çok mu kaba bir örnek olur..

Dostum,

“Temel” simgeli oldukça ‘düzeyli’ intibaı veren arkadaşla bir-iki yazışmamız oldu. Pek tartışma sayılmaz. Bu yazışmayla ilgili diyorsunuz ki: “Kumanca olduklarini iddia ettiginiz koy adlarini bir kez daha arastirisaniz iyi edersiniz!!! kelime kokenlerini aramak icin kullandiginiz metodu veya izlediginiz yolu burada bizimle paylasabilir misiniz?”

Kuman kökenli kelimelerle ilgili neleri öğrenmek istiyorsunuz? Ayrıca bunlar bir ‘iddia’ deyil ‘ispat istemeyen doğal gerçekler’dir. Yani “mütearife-aksiyom” !

Helence’ye indirgeyemediğiniz hiçbir kelimeye niçin tahammül gösteremiyorsunuz? Temel simgeli arkadaşa da ifade ettim, bu konuda “ayrıntılı” bilgileri köy kitabına saklıyorum. Ayrıca Komanit, Balaban gibi Kuman kökenli köy adları konusunda farklı bir araştırma mı okudunuz veya yaptınız? Burada yapay bir morfolojik sahtekarlıkla (sizin yaptığınızın simetriği şeklinde) Trabzon imparatorluğunu kuran “Komnen-Kommenos”ları da “Kuman” olarak pekala gösterebilirim (!) Hem gösterenler de var. Hoş, olsa da olmasa da benim için hiçbir şey ifade etmiyor. Ayrıca, bu konuda ‘keşfedilmemiş’ bir özel metodum da yok.

Bu nasıl bir “fani olma-yok olma” dır ki “helenizm”in dışında hiçbir canlı-cansız varlığa yaşam hakkı tanımıyor !

Devam edelim mi? Bilemiyorum..


VİSİRLİ/Ankara (Yahya Düzenli)

 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
Author Reply
aetos ( *
(no login)

mitoloji

No score for this post
February 13 2002, 7:20 PM 

Sevgili Visirli Abi!

Mitoloji tarih yazaımında kabul görürür!!!

Troia'yı ne çabuk unuttuk!

İtiraz edebileceğim başka şeylerde var ama. Tartışmalardan kaçmaya çalışıyorum bu aralar.

Ama mitoloji çok önemlidir. Silip geçemezsiniz. Bu başlı başına bir tartışma yaratıyor.

Nasil siz hemen pat diye sildiniz.

Sevgiler başarılar

 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
aetos ( *
(no login)

Re: mitoloji

No score for this post
February 13 2002, 7:31 PM 



"Trabzon imparatorluğunu kuran “Komnen-Kommenos”ları da “Kuman” olarak pekala gösterebilirim (!) "

Aman abi bunda samimisin? Yoksa espirimiydi?

"Komnen mi?

Kommenos mu?"

Bu iki isimde Türkçeye yanlış geçmiş ve kullanılıyordur.

Önce ordan bir düzeltme yapılmalı. Ya bu konular artık bilimsel zemine otutulup tartışılmalı bence.

Ya bizim tarihimizi kimler yazdı!

Türk ve Yunan Irkçıları!

Daha söylencek söz var mı?

Herşeyi yeniden ele alıp yeniden yazılmalı.

Propaganda yüzünden Tarihi gerçeklerimizi kaybediyoruz.

Bu bence herkez için geçerli bir köreltme ve kayıptır!

Tartışmalara girmicem ama, içimde kalmasın

Bol bol sevgiler başarılar.






 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
Visirli (Yahya Düzenli)
(no login)

Heyecanlı Aetos'a !

No score for this post
February 14 2002, 8:18 AM 

Genç Dostum "Aetos"

Öncelikle ilgi ve heyecanından dolayı seni tebrik ediyorum. Oldukça "konsantre" durumdasın. Bu bakımdan sana bir önerim var: Malzemelerini (tam olgunlaşmadan) heyecanla, birtakım tepkilere göre 'savurma'!. Kimilerinin övgü veya sövgüleri "ruhiyatını-psikolojini" etkilemesin ! Oldukça kabiliyetli birisine benziyorsun. Çok fazla diyalog sonuçta 'mekanikleşir' !

Artık "argo" sayılabilecek ifadeleri de bırak "birileri" kullansın ! Senin o "latif" üslubun bu ve benzeri şeyleri kaldırmıyor sanıyorum.

Selam ve sevgiler..

Not: Sadece "sıcak tavsiye" babında yazdım.