Lahana.org Karadeniz'in efsanevi sitesi Karalahana.com'un kardeş sitesidir!
Hoşceldun Uşak! Habu sayfede son 24.09.2006 cuni bi şeyler edildi
SON LAZ YÜKSELİŞİ VE KARADENİZ DEREBEYLERİNİN ÇÖKÜŞÜ*
1- TUZCUOĞLU MEMİŞ AĞANIN İSYANI VE KATLİ
1715 yılında doğmuş bulunan; Tuzcuoğlu Memiş Ağa, Hopa şehri eşraflarından Hamdi
Bey’in oğlu ve Erzurum valisi Ahmet Paşa’nın yeğenidir.
Memiş Ağa Rize ile Hopa arasındaki kazaların vergisini devlete peşin olarak
ödeyerek, köylere devletin tahsildar sokmasını engelliyor askerlik çağına gelen
gençleri kendi etrafında topluyordu.
Devlet savaş ve seferlerde Anadolu’daki ayanlardan asker ister ve onlara çeşitli
görevler verirdi. 1812’de Tuzcuoğlu Memiş Ağa’ya yararlılıklarından ötürü
Kapucubaşılık rütbesi yanında, yaşının çok ilerlemiş olmasına rağmen; Trabzon ve
Rize taraflarından toplanan askerlerin muhafızlığı şartı ile Hazinederzade
Süleyman Ağa’dan boşalan Gönye Sancağı da verilmişti.1811 yılında Devletin
Trabzon Valiliğine a atadığı Çavuşbaşı Ahmet Azizi Paşa halk tarafından kabul
görmedi, Of ve Sürmene’de eşkiyalar türedi. Bunun üzerine Çeçenzade Hasan Ağa
Trabzon’a kaymakam olarak atandı. Hasan Ağa da Canik’ten sağladığı askerleriyle
Trabzon’a gelirken tüm iskelelere uğrayarak, tüm derebeyleri hizaya getirdi.
Trabzon’un batı taraflarındaki ağaları yola getiren Hasan Ağa, Trabzon’a gelince
Tonya’da mütegalibelik yapan Hacısalihoğlu Ali Ağa’nın üzerine yürüdü. Ali Ağa
Of’a kaçaraka buradaki ağalara sığındı. Sıranın kendilerine geldiğini gören Of
ve Sürmene ağaları Vali Süleyman paşa’ya haber salarak gerekli vergi ve
salmaları vereceklerini söylediler. Süleuman Paşa’da herbirini kendi yerinde
mütesellim yaptı ve birkaç yıl Trabzon’da gürültü çıkmadı( Mahmut Goloğlu,
Trabzon tarihi).
Ahmet Cevdet Paşa’nın ve Münir Aktepe’nin Tuzcuoğlu isyanı(sf23) adlı
kitaplarında vali Süleyman paşa’nın Faş kalesi muhafasına memur iken Memiş
Ağa’dan 250 bin kuruş borç aldığı, bunu ödemeyi aynı miktarda yeniden borç
istediğinde istediğini alamaması üzerine Memiş Ağa’ya garaz bağladığı ve
İstanbul’a onu asi göstermek için elinden geleni yaptığı belirtilmektedir.
Sultan 2. Mahmut İstanbul’da merkezi otoriteyi güçlendirmeye çalışırken Doğu
Karadeniz’in yerli ağaları dayanışma içerisinde Rize, Hopa, Of, Sürmene
havalisinde halkı kendilerinden başka otoriteyi tanımamaya zorluyorlardı.
Hazinedarzade Süleyman Paşa Trabzon Valisi olmasına rağmen Tuzcuoğluna
emirlerini dinletememektedir. Süleyman Paşa merkeze şikayetlerini zamanla
arttımış ve Tuzcuoğlunun Kapucubaşılık görevinin alınmasına ve soruşturma
yapılmasına neden olmuştu. Yapılan ilk soruşturma da Tuzcuoğlu aklanır. Daha
sonra hakkında ferman çıkarılan ve bir türlü ele geçmeyen Tonya ağası
Hacısalihoğlunu sakladığı ortaya çıkınca Süleyman Paşa’nında ısrarıyla
Tuzcuoğlu’nun idamına ve mallarına el konulmasına dair ferman çıktı.
Trabzon’daki Valiye gizlice ulaştırılan bu emir üzerine Vali Memiş Ağa’yı tuzağa
düşürmek istedi. Vali, Hopa’ya gider ve Ağaya Sürmene taraflarında bazı ağaların
şekavet ettiğini, emir dinlemediklerini, isyan havası içine girdsikjlerini için
tediplerinin iktiza ettiğini bu emri bizzat Trabzon’da bulunan Kaymakam
Çeçenzade Hasan Ağa’ya ulşatırmasını ister. Amaç Memiş Ağa’yı bir an önce
bölgeden uzaklaştırıp Trabnzon’a göndermek ve Çeçenzade eli ile idam ettirmetir.
Fakat Tuzcuoğlu bu hileye kanmaz Sürmene’ye gider durumu öğrenir ve hemen
Rize’deki konağına kapanır.
Sürmene ve Of kazaları eskiden beri Tuzcuoğlu taraftarıdır. Tuzcuoğlu bu
kazalaradan para ile asker toplar ve Rize’deki kendi askerleri ile harekete
geçer. Muharebeler 7-8 ay kadar sürer. İk iş olarak Sürmeneli ve Oflu eşkiyalar
23 Temmuz 1816’da kayıklarla Trabzon limanını ele geçirirler, seferlere mani
olup limanı yağmalarlar.
Bu arada Memiş Ağa Tonyalı Hacısalihoğlu Ali ve Abanozoğlu Süleyman gibi
haklarında ferman çıkan ağaların Trabzon üzerine yürürken kendisine yardımcı
olmalarını ister. Mısırlıoğlu Ali Ağa, Pulathane( Akçaabat) serdarı Mustafa,
Asbet sakinlerinden Kakavanoğlu Hüseyin de bu harekete katılır. İsyancılar 26
Temmuz 1816’da Tonya ve Akçaabat’ı ele geçirip Trabzon’u batı tarafında
kuşatmışlardı. Trabzon’u ele geçiren Memiş Ağa muhtelif kimselere görevler
vererek Trabzon sancağını onlar arasında taksim etmeye başlamıştı. Trabzon
kalesinin muhafazasını Hacısalihoğlu Ali’ye vermiş, Kelalioğlu Ali’yide Tirebolu
voyvodalığına atamıştı. Keşap kalesini ele geçirerek Giresun kalesini ele
geçirmeye çalışan Darçınoğullarına yardım göndermişti. Kendisi de şarkı
karahisar üzerine yürüyüp burayı zapdederken Hacısalihoğlu da Gümüşhane üzerine
yürümüştür. Bayburt voyvodası olan Paşazade Sadullah Bey de Kacıoğlu Osman
Bey’in damadıdır ve bu isyanı desteklemektedir.
Ünye’ye çıkan Kaymakam Çeçenzade Hasan Ağa burada ve bölgedeki askerleri kendi
maiyetine alıp hemen Giresun kalesini elinde bulunduran Darçınoğullarının
üzerine yürür. Bu arada Babiali Bolu, Kasdtamonu, Amasya, Erbaa, Kemah,
Kurcanis, Kuruçay, Tokat, Niksar, Hafik, Yıldızeli, İlikli, Tozaklar, Divriği,
Zile, Sivas bölgelerindeki askerleri de Süleyman Paşa’nın emrine verir. Destek
kuvvetlerin yardımıyla Kasım 1816da Çeçenzade Trabzon merkezini ele geçirir.
Düzenli kuvvetlere direnemeyen isyancılar dağılmaya başlar. Bazı ağaların
kendisini terkedip Devletten aman dilemesi üzerine Memiş Ağa önce Rize’deki
konağına ordan da kendisine sadık kalan Of’taki yandaşlarına sığınır. Bu sırada
doğuda Rus tehlikesi devam etmekteydi, Of bölgeside askeri bir harekata izin
vermeyecek kadar dağlık ve tehlikeli idi. Babiali Ağanın teslimi halinde af
edileceğini ilan etmelerine rağmen Oflular ağayı teslim etmez. Mayıs 1817 de
Devlet kuvvetleri Of havalisini dört bir yandan abluka alır. 25- 30 bin kişilik
kuvvet Oflulların üzerine gönderilir, Oflu köylüler sayıca azlıklarına rağmen 2
ay direnirler. Tuzcuoğlu Memiş Ağa 26 Ekim 1817 tarihinde ele geçirildi. 102
yaşındaki Ağa Of’un Çuvaloz köyü civarında yakalnır; derede abdest alıp iki
rekat namaz kıldıktan sonra cebinden bir şey çıkartıp dereye atmış, sonrada
cellad tarafından kafasu uçurulmuştur. Mezarı Of’un Alona/Makot ( Hayrat)
köyündedir. Tuzcuoğlu’nun kesilen başı istanbul’a gönderilir.
2- KALCIOĞLU OSMAN BEY VE TUZCUOĞLU MEMİŞ AĞA’NIN OĞLU AHMET AĞA’NIN İSYANI
(1818-1822)
Kalcıoğulları 18 ve 19. yüzyılların ilerri gelen ağalarından idi. Kalcıoğlu 1757
yılında isyan ederek Trabzon’daki beylik sarayını tahrip ederek oturulmz hle
getirmişti. Tuzcuoğlu isyanı sonrasında Trabzon Valisi Hazinedarzade Süleyman
Paşa’nın Kalcıoğlu Osman Bey’i Trabzondan çıkartarak Sürmene’de iskana mecbur
tutması, isyan hareketlerinde yeni bir safha açmıştı. Tuzcuoğlu Memiş Ağa’nın
damadı ve Trabzon’un batı yöresi ağalarından olan Kalcıoğlu Osman Ağa’nın 4-5
bin kişilik maiyeti erkanı ile Sürmene’de isamete mecbur edilmesi sonrasında
Babiali yeni bir ihtilaf çıkmasını engellemek için Süleyman Paşayı görevden alır
ve yerine Kaptan – ı deryalıktan azledilen Hüsrev Mehmet Paşa’yı atamaktadır.
Yeni valinin de eski valinin yolunda gitmesi üzerine Kalcıoğlu Osman Ağa isyanı
başlattı. Sürmene’li Deli Mehmet, Alaybeyoğlu ve Gümrükçüoğlu gibi bazı ağalarda
kendine katıldılar. Trabzon’un batısında Hacısalihoğlu ve kayınpederi Eynesi
ayanından Dedeoğlu Süleyman’da Görele kazasında hareketlendiler.
Hükümet öncelikle asilerin ele başlarını yakalamaya çalıştı ve aralarını bozmaya
çalıştıysa da, bunlar aralarındaki birliği bozmadılar ve Dedeoğlu Süleyman
Bey’in Görele’yi basması üzerine isyan başladı. Trabzon valisi Hüsrev Paşa,
Canik Lazistan ve Şarki Krahisar valisinden toplamış olduğu kuvvetlerle Ocak
1818 de isyancıların üzerine yürüdü.Osman Bey’in yeğeni Deli Mehmet’in konağı
muhasara edildi. Mehmet Ağa firar ettikten sonra aile efradı yakalanarak
Trabzon’a gönderildi. Daha sonra Dedeoğlu Süleyman Bey’in konağı kuşatıldı. Üç
top ve önemli miktarda cephane ele geçirildi. Akçaabat’a sevk edilen kuvvetler
ise, Kalcıoğlu ve Hacısalihoğlu kuvvetlerini Tonya’ya firara mecbur etmiş,
maiyetlerinde bulunan Bahadıroğulları, Hacıfettahoğulları, Pir Ali ve diğerleri
suçlarını itiraf ile aman dilemişlerdi. Vali Hüsrev Paşa bu hareketin elebaşları
için idam fermanı talep ederken, devlet bölgeyi iiyice karıştıracak bu talebi
erteledi ve Vali’yi görevden aldı, yerine Salih Paşa’yı atadı. Salih Paşa’da
meseleyi barış yoluyla çözmek istediysede, kuvvet kullanmak zorunda kaldı. Bu
sırada Devlet doğuda İranlılarla batıda Yunalılarla mücadele ediyordu. 1821
yılında Tuzcuoğlu Ahmet Ağa kayınpederi Büberoğlu Memiş Ağa’nın teşvikiyle,
eniştesi Kalcıoğlu Osman Bey’le birleşti, böylece Tuzcuoğlu Memiş Ağa’nın
hareketi esnasında olduğu gibi bunda da bir dağılma evresinden sonra tekrar
canlanma ve hükümet kuvvetlerine taarruz safhası başlamıştı. Babiali isyanı
yatıştırmak için Kapucubaşı Mehmet Ağa’yı görevlendirir o da köylülerin
vergilerin fazlalığı ve tahsildarların tazyikinden isyan ettiği gerçeğini
farkedip; rastladığı isyancı gruplara vergilerin tenzil ve borçların
afedildiğini söyler. İsyan hafifler, Tuzcuoğullarından bir kaç kişide devlet
hizmetine alınır.
3-ŞATIROĞLU OSMAN BEY’İN AYAKLANMASI (1825)
Şatıroğulları Trabzon’un en eski ailelerinden biridir. Şatıroğlu Osman Ağa
1810’da Kapıcıbaşı rütbesiyle Trabzon mütesellimi iken 1815’de Tuzcuoğlu Memiş
Ağa’ya karşı gönderilen kuvvetlerin başına geçmiştir. Kaptan-ı Derya Hüsrev
Mehmet Paşa’nın yerine 125 yılında daha önce Trabzon kaymakamlığı yapmış bulunan
Çeçenzade Hasan Paşa atanana kadar Trabzon ve Rize havalisinde ortalık bir
müddet yatışmış gibiydi. Fakat Çeçenzade Hasan Paşa Trabzon valiliğine atandığı
zaman aralarında geçimsizlik meydana geldi. Şatıroğlu Osman Paşa, Çeçenzade ile
aralarındaki geçimsizlik nedeniyle kendini şehirde güvenlikte hissetmediğinden
Yomra yakınlarında kalmaya başladı. Vali ise onun bu hareketlerinden şüpheye
düşmüş, onu Trabzon’dan uzak bir yere sürdürmek için, İstanbul’a mektuplar
yazıyordu. Şatıroğlu Of, Rize ve Sürmene’li eşkiyalarla birlikte hareket edip
hükümet kuvvetleriyle bir kaç defa muharebeye girer.Şatıroğlu Erzuruma başka bir
Devlet göreviyle gönderilir ve olaylar yatışır.
4- SÜRMENE İSYANLARI
Rus savaşı sonrasında Doğu Karadeniz’deki tahribat çok büyük olmuştu. 1829 ürünü
tamamen tahrip olmuş 1830 hasadı ise çok azdı, kıtlık yaşanıyordu. 1828 yılında
Anapa civarındaki Çerkes kabileleri arasında başgösteren veba salgını 1830
yılında bölgeyi kasıp kavuruyor, insanlar ölüyordu.
Trabzon valisi o yıl Sürmene’den 200 bin kuruş vergi istedi. Şartlara göre çok
ağır bir vergi idi. 2 bin Sürmeneli aile vergiyi ödemeyi reddetti, kıtlık ve
salgın hastalık altında kimse bu vergiyi veremezdi. Üç Sürmene Ağası Vali Osman
Paşa’ya şikayet için gidice Vali bunları boğdurttu. Devlet sindirme yöntemiyle o
yılki 200 bin kuruşu toplamayı başardı. Ertesi yıl ise kıtlık devam ediyordu vre
hasat yine kötüydü. Devlet bu sefer 500 bin kuruş vergi isteyince bu sefer 4000
aile vergi ödemey,i reddetti. A. Bryer’e göre çıkan karışıklıkta halktan 20 kişi
öldürüldü. Olaylar devam ederken Mısır seferi için Sürmene’den 500 asker
istenir. Mütesellim Ali Bey asker toplamak için gelince silahla karşılanır ve 6
saatlik bir çatışma olur. AliBey canını kurtararak Trabzon’a gelir. Canik’te
bulunan Hazinedarzade Osman Paşa Karahisar – ı Şarki mütesellimi olan kardeşi
mirmirandan Memiş Paşa’yı külliyetli asker ile Sürmeneye gönderir ama Sürmeneli
köylüler tarafından bozguna uğratılırlar.
1241 yılında önemli miktarda asker Trabzon’a hareket eder, Sürmeneliler de karşı
koymak için hazırlık yaparlar. Hicri 21 Muharrem 1241’de Trabzondan harekete
geçen Osman Paşa kuvvetleri Tirebolu ayanı kahyaoğlu Emin Ağa komutasındaki 7000
kişilik orduyu da sahil kolundan deniz ve karadan Sürmeneyte gönderirken,
kayıklarla toplar da sevketilmişti. İki taraf arasında Yanbolu deresi boyunca 6
saat kadar süren şiddetli çarpımalar olur. Hükümet kuvvetleri ilerleyemez.
Ertesi gün tekrar başlayan çarpışmalar sonucu köylüler bozguna uğratılır ve Emin
Ağa komutasındaki kuvvetler sahilden Sürmene’ye girerek Araklı, Çavuşlu ve
Mahno’ya girerler. Sürmenedeki 10 adet ağa konağı yıkılarak yağmalanır. Esir
edilen 200 asi Trabzon’a gönderilirken, ağalar ve diğerleri yaylaya çekilerek
kuvvetlerini tekrar toplamay çalışırlar. Osman Paşa Gümüşhane tarafından
gönderdiği kuvvetlerle yayladaki konaklarıda yaktırıp, isyanı sindirir.(4 temmuz
1832)
5- TUZCUOĞLU MEMİŞ AĞANIN KARDEŞİNİN OĞULLARI TAHİR, ABDÜLKADİR VE ABDÜLAZİZ
AĞALARIN İSYANI(1832-1834)
Hükümet, Mısır’da Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanıyla uğraştığından Trabzon’dan
bu sefere katılmak için kuvvet istenir. Rize mütesellimi Tuzcuoğlu Memiş Ağa’nın
kardeşinin oğlu Tahir Ağa da 750 askerle bu sefere katılmaya mecbur edilir.
Fakat Tahir Ağa Sürmene’de çıkan olaylar üzerine bu göreve icabet etmez. Tam
tersine Sürmene’den kaçan köylü ve eşkiyalara para ve yiyecek yardımı yapar.
Vali topladığı kuvvetlerin bir kısmı ile Trabzon’dan ayrıldığında Tuzcuoğlu
Abdülkadir Gönye sancağına giderek burada Mısır seferi için asker toplayan
görevli askerleri esir eder. Gönye mütesellimi Süleyman Bey bir gün direnirsede
toplarını ve emrindeki askerleri bir gemiye bindirerek Batum’a kaçar.
Tuzcuoğulları bu arada Of ve Sürmene’yi ayaklandırmaya çalışmaktadır. Babiali
olayların vehameti üzerine Osman Paşanın Mısır ordusundan ayrılıp asilerin
üzerine yürümesini ister.
Bu arda Abdülkadir Ağa Gönye’yi müteakip Livana (Artvin) kazasına girmişti.
Şehrin eşrafından Ali Bey’in kardeşi Recep Bey, Sülü Bey ve Laz Aslan bey
maiyetleri ile birlikte Abdülkadir Ağanın emrine girmiş, kasabayı emirleri
altına almıştı.Osman Paş’nın isteği üzerine Çıldır Beylerbeyi Ahmet Paşa, Ekim
1832’de asilerin üzerine oğlu Aslan Ali Bey vasıtası ile kuvvet gönderir. Bunlar
Abdülkadir Ağa’nın kuvvetlerini bozguna gönderir. Abdülkadir Ağa firara mecbur
kalır. Osman Paşa’nın Trabzon’a bastırılmasından önce Abdülkadir Ağa ve adamları
af için müracat ettiler. Vali ise idam talep etmektedir. Münir Aktepe’nin
aktarımında Mehmet Hüsren Paşa’nın sadrazama “Bunlar pek sağlam ayakkabı
değiller, ancak devletin şu sıralarda askere ihtiyacı vardır. Daha büyük olaylar
çıkmaması için şimdilik onları kullanalım ve İstanbul2a çağırıp bir müddet işi
idare edelim” şeklinde görüş bildirmektedir. Bu görüş kabul edilir ve Abdülkadir
Ağa 1833’de İstanbula sürülür, mesele şimdilik kapanır.
Abdülkadir Ağa İstanbul’da ikamet ederken ,Trabzon’da Kalcıoğlu Osman Bey, Vali
Hazinedarzade Osman Paşa ile uyuşamıyordu. Abdülkadir Ağa’yı gizlice Trabzon’a
çağırıyordu. Abdülkadir Ağa İstanbulda 7-8 ay geçirdikten sonra memleketi
Rize’ye dönmüştü. Vergi meselesini bahane edip Rize’de tekrar isyan bayrağı
açtı. Tuzcuoğlu Abdülkadir Ağa 3 bin adamıyla Gönye sancağı üzerine yürür ve
Gönye mütesellimi Musa ağayı konağında muhasara altına alır. Kardeşi Tahir
Ağa’da Sürmene’ye gelir. İsyana hazırlıklı olan Osman Paşa Gönye’ye 6 bin asker
ve 8-10 gemi gönderirken, Sürmeneyi alan Tuzcuoğlu Tahir’e karşımücadele veren
Şatıroğlu Osman Paşa’ya 8 bin askerlik yardım gönderir.Tuzcuoğlu kuvvetleri Viçe
( Fındıklı ) da çembere alınır. Asilerin bir kısmı Pazar ( Atina )’a çekilir
oradada tutunamayıp Rizeye kaçarlar. Sürmene tarafında başlayn isyan da
bastırılır. 17 mart 1833 günü ilk bozgun yaşanır. Osman Paşa isyan hareketini
bastırırken son derece acımasızdır isyancıları hemen öldürüyor ve evlerini
yakıyordu. Sürmene çarşısı tamamen yakıldı, bir daha kullanılamayacak derece
tahrip edildi, sonra Of’a yüründü. O yıllarda Trabzon Valisi Osman Paşa’nın
katipliğini yapmakta olan, şair Bayburtlu Zihni Hazinedarzade bu isyan ve Osman
Paşayı hakkında şu şiiri yazmıştı:
“ Zahiri uymaz idi batınına
Seyf-i gaddar idi girmiş kınına
Yaktı yıktı Of ile Sürmene’yi
Taşa tuttu Arafat ile Mine’yi”
Bu olaylar da Osman Paşa isyancı Ağaların konaklarını yağmalatıp yaktırdıktan
sonra, bunların bir daha güç kazanmasını engellemek için dükkanlarını ve
Halanikteki Sürmene çarşısınıda yok etmiştir. Bir kaç yıl sonra yeni çarşı
Humurgan’da yapılanacaktır. Bu olaylarda Hükümetin tarafını tutan Yakupoğulları
Memiş Ağa bu olaydan sonra güçlenmiş, zenginleşerek Kastel mevkiindeki konağı
yaptırmıştır.
Tahir Ağa, oğlu ve Abdülkadir Ağa Rize’ye firar dederek, oradaki konaklarına
sığınırlar ve bu konakların çevresine kazdırmış oldukları siperlere binlerce
Rize’liyi yerleştirerek savunmaya geçerler. Hükümet kuvvetleri siperlerin
karşısında siper kazdırarak muharebeye başlanır. Tahir, abdülkadir ve Abdülaziz
ağalar gece vakti Of’a kaçarlar. 30 Mart 1834’de konakları yağmalanır ve
yakılır.
Of’ta hala Tuzcuoğullarını destekleyen ağalar vardı. Bunlardan Of’un Hastikoz
köyünden Yakupoğlu namındaki Ağa, Osman paşa kuvvetlerinin üzerine Solaklı
deresi ağzında saldırır. Bir kaç askeri öldürür ve yirmi sandık cephaneyi de
alaraka köye çekilirler. Bu ağanın canlı ele geçirilmesini isteyen Osman Paşa,
Of köylerini yaka yaka yaptığı ıslahat neticesinde onu ele geçirir ve Of’ta bir
kavak ağacına astırır.( Hasa Umur , Of muharebeleri).
Trabzon Valisi Osman Paşa, Of havalisi halkına hitaben bir beyanatta bulunur.
Tuzcuoğlu ailesine bin kese altın karşılığında af edileceklerini teslim
olamlarını ister. Of kuşatma alınınca, Abdülkadir Ağa 60 kişilik maiyetiyle
Bayburt’un Kırziyisüfla Kariyesine kaçar. Bayburt Voyvodası İsmail Bey
tarafından yakalanır, oradan Erzuruma gönderilerek boynu vurdurulur ve kellesi
İstanbul’a gönderilir. Tuzcuoğulları bu olaydan sonra Ruscuk- Varna’ya
sürülürler.
*Yazı Mehmet Bilgin ve Ömer Yıldırım’ın Sürmene adlı eserinden özetlenerek
aktarılmıştır. Yazarların Anthony Bryer (The Last Laz Rising and dawnfall of the
Pontic Derebeys-Son Laz yükselişi ve Karadeniz derebeylerinin çöküşü) adlı
kitaptan büyük ölçüde faydalandıkları görülmektedir.
