Lahana.org Karadeniz'in efsanevi sitesi Karalahana.com'un kardeş sitesidir!  

Hoşceldun Uşak! Habu sayfede son 24.09.2006 cuni bi şeyler edildi

Google

 

 

kurt, ceviz, ve karalahana.

January 21 2002 at 1:15 AM
No score for this post
deli fikri  (no login
Bir ay kadar önce, bu foruma artık yazmamaya karar vermiştim, istisnai durumlar dışında.

Aşağıda bir yerde webmaster, "arkasına bakmadan kaçanlar" dan bahsedince, bu arkasına bakmadan kaçanların kimler olduğunu merak ettim doğrusu(?) ve o pis inadımı bir kereye mahsus bir kenara bırakıp bunu sormak istedim sadece. Kim bu kaçanlar ve ne zaman kaçmışlardır? Nereden kaçmışlardır? Niye kaçmışlardır? Kimden korktukları için kaçmışlardır? Ve nereye kaçmışlardır, İsviçre'ye mi, Fransa'ya mı?

Gereksiz bir demokrasi mazeretiyle, kim oldukları neye ve kimlere hizmet ettikleri belli olmayan şaibeli kişilere, sınırsız hoşgörüyle yaklaşan, ama "pontos" gibi uydurma bir kavram üzerine inşaa edilen tezgah konusundaki uyarıları ise "tabucu zihniyet" olarak değerlendirenler, keşke bugün çıkıp "evet, bakın ben haklıydım" diyebilselerdi, ya da şu andaki mevcut durumda "özür dilerim dostum, seni tabucu zihniyetle suçladım, ama sen öngörürülerinde haklı çıktın" diyebilselerdi, medeni bir cesaretle.

Ömer Asan'ın hiçbir bilimsel değeri ve niteliği olmayan kitabıyla, sazan gibi atladığı bu tezgahın muhatapları, bazı arkadaşların sandığı ve iddia ettiği gibi sadece Trabzonlular, Lazlar ya da Karadenizliler değildir. Ömer Asan'ın bile bile lades diyerek meze olduğu bu "KURTLAR" sofrası, çok daha karmaşık, politik ve ekonomik hesaplaşmaların, çekişmelerin arenasıdır. Uzun hikaye kısacası, ama herşeyin kuşbaşı net bir şekilde göründüğünü, meraklıları bilsinler. Atılan her adımı, çevrilen her dümeni, bir kaç hamle öncesinden görebilen birileri de var bu memlekette.

"PONTOS" palavrası üzerine inşa edilen bu tezgahın acemi kalfaları, yine sanıldığının, iddia edildiğinin ve göründüğünün aksine saldırı pozisyonunda değillerdir bana göre! Onlar savunmadalar şu anada ve ümitsizce direniyorlar. Bu çirkefçe hazırlanmış, çaresiz bir direniş tezgahıdır. Geleceğe karşı bir direniştir bu ve ülkemizde ne yazık ki kendi kendimize elde edemediğimiz, ama traji komik bir şekilde dünkü düşmanımız avrupa'nın zoruyla ve üstüne bir de para verilerek bize dayatılan(!) çoksesliliğe, çok renkliliğe, demokrasiye, özgürlüğe kısacası, 21.yüzyılın çağdaş dünyasına karşı bir direniştir bu, çaresiz bir direniş...

KARALAHANA sitesi başta olmak üzere, hiçbir aklı başında Karadenizli, Laz ya da Trabzonlu bu çirkef direniş tezgahının muhatabı olmamalıdır. Bir başka deyişle, örneğin ikinci bir sazan Karalahana.com olmamalıdır ve içine çekilmeye çalışıldığı bu adice tuzağa düşmemelidir.

Başta vahit dursun ve özcan soysal olmak üzere, kime ve neye hizmet ettikleri belli olmayan şaibeli şahsiyetler buradan dışlanmalıdırlar.

Kucağında Laptopuyla foruma iştirak eden post-modern yuppie ağamızın, internette bir sürü örneği olan Yunanistan menşeli Rum forumlarını es geçip, "bir LAZ SİTESİ olduğunu" açıklayan karalahanayı "pontuscu" ilan etmesi bir tesadüf ya da dil sürçmesi değildir.

Dün, hulki cevizoğlunun, üstüne basa basa "KARALAHANA.COM" adını birer vesileyle iki kere vurgulayarak anması da tesadüf değildir.

Foruma "Grek=Laz=Pontos" ifadeleri içeren Ankara çıkışlı, salakça provokatif mesajların asılması da tesadüf değildir.

Çaresizce ve ümitsizce karartılmaya, çamura bulanmaya çalışılan, sadece Karadeniz'in değil, çok sesli, çok renkli Anadolu'nun aydınlık geleceğidir.
Ve tüm dünyayı siyah-beyaz gören, farklı renklerin varlığından nefret eden bu kafatasçıların, bu çaresiz ve uyduruk tezgahları kendi ellerinde patlayacaktır, bana göre. Zaman, onların aleyhine çalışıyor çünkü, demokrasinin ve insanlığın değil.

Sonuç olarak, KARALAHANA sitesi ve onun e-maillere bile cevap veremeyecek kadar meşgul olan sayın webmaster'ı, "her şeyi ben bilirim", "ben yaptım oldu" tavrından vazgeçip, siteyi baştan aşağı elden geçirmeli ve her konuda daha fazla duyarlı ve daha fazla sorumlu olmalı, dostu düşmanı daha iyi ayırdedebilmelidir.

Bu arada, bir kez de ben söyleyeyim, bazı teknoloji cahili dostlarımız için: Devlet başta olmak üzere, bilmesi gerekenler, burada kimin kim olduğunu gayet iyi biliyorlar. Burada yazı yazanların, (ben de dahil) adreslerine ya da telefonlarına devletin güvenlik güçleri istedikleri an, anında ulaşabilirler. Bunu kimse dert edinmesin bence kendisine ve işgüzarlık da yapmasın kimse. (Özellikle, "ben devletim" iddiasını ya da esprisini dile getiren bir arkadaşımızın, "sen kimsin?", "gerçek kimliğin ne?" türü soruları karşısındakilere hiç mi hiç sormaması gerekirdi diye düşünüyorum, esprisi inandırıcılığını kaybetmiş çünkü

Hafta da üç dört kere veda mektubu yazan bazı arkadaşlar gibi bir takım ifadeler kullanmayacağım, ama bu site artık misyonunu ve içeriğini ciddi bir şekilde tekrar gözden geçirmeli, tavrını, duruşunu, dostunu, düşmanını iyice netleştirmelidir diyorum. Ve tekrar vurguluyorum, benim bu platformu terk edişim, bu tartışmaların haftalar öncesindedir. Yani, başkalarını bilmem ama benim bir yere falan kaçtığım da yok, kimse ortaya gereksiz yorumlar yapmasın. Provokatörlerin cirit attığı bir mekanda yazı yazmak hoşuma gitmiyor sadece, o kadar.

 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
Author Reply
Ankaralı
(no login)

Deli Fikri'ye

No score for this post
January 21 2002, 12:03 PM 


Bana göre bir şeyin savunması ancak mahkemede yapılır. Fikirleri savunmak ise zaman içinde belirli ortamlarda olur. Tez / antitez savaşları doğru olanı yakalar.

Bir süre sonra bu doğrularda aşınmaya başlar,yeni doğrulara göre yelken açılır.

Hayatın sürekliliğine paralel olarak her şey zaman içinde değişir / değiştirilir. Varolan alem bu değişime direnir. Değişimi algılayan ve ona göre tavır alanlar başarır, direnenler kaybeder. Ancak bitpazarına nur yağdığı da hiç görülmemiştir.

Size bu yazıyı yazdığım anı bir daha yakalamam olacak iş değildir. Ne kaldıki Pontos'u ki bu banada yabancı bir sözcüktür,ihya etmek veya böyle düşünmek yada ona küfretmek aptallığın daniskasıdır.

Bu günkü sorunlarımızın tamamı Fukaralığın yeniden hortlamasından kaynaklanıyor. Geçen bayramda Trabzona gitmiştim, Dünya bankası üçyüz milyon kredi verecekmiş köylülere, bankada on milyon liralık hesap açmaları istenmiş. Bu on milyon bile insanların canını yakıyor. Gerisini sen düşün. Bu fakirlik edebiyatı değil, bir gerçeğin ifadesidir.

Bu ortamda yaşayan insanların öncelikleri eğer hala "devletimiz var olsun" ise, başımızı iki elimiz arasına alıp "adam gibi" düşünmenin zamanıdır. Yarın çok geç kalabiliriz. O zaman düşünsek de para etmez artık. Bu ana konuyu görmezden gelip birbirimizle itişmeye devam edersek, bunun altından kimse kalkamaz.

Hiç kimse sıcak odalarında oturup ahkam kesmemeli, ben bile. Başkalarını aptal sanıp kendi aptallığını fark edemeyenlerin bedellerini nasıl ödedikleri biliniyor. o bakımdan nasılki Şavata da olup bitenler beni ilgilendiriyor, Cuma dağının eteğindeki köyümün sorunlarıda beni ağlatmalıdır. "Nasılsa ben Ankarada oturuyorum bana ne" dersem, işte hainlik budur.

Devlet artık bizi artık adam yerine koymuyor, Öyleyse gücü yetenler denk gelen yere bir çivi çakmalıdır.

İnsanımıza hizmet etme şansı yakalayabilen< gerek fikri gerekse maddi> herkese saygılar sunarım.

 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
c
(no login)

Olsun Fikri bey olsun

No score for this post
January 21 2002, 6:51 PM 

Fikri bey "dokundurmalarınızdan hiçbiri". Tamam.
Gersisni altta yazdığım Marai'yı okuyun.

"Shekspeare da onlardan yana ya....."

Boşver....alıştık artık dost.

Sonunda vahitle noktaladın ya herşeyi...sena helal olsun. Kaçıncı yüzyılda yaşıyorsunuz? Zmana direnmek onurdur...boşver

Maria'yı okuyunuz. Garipsin abi ne diyeyim

 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
Vahit TURSUN
(no login)

kurt sofrasindan sana da bir seyler artmistir

No score for this post
January 21 2002, 8:03 PM 

bakiyorum da, kurtlar sofrasindan artakalan bir sey var mi diye yattigin yerden firlayarak kosmussun.
bravo.
acikgoz herifmissin.

yok efendim sn asanin yazdigi kitap bilimsel degilmis...

zaten bunu kendisi de dile getiriyordu.
o kitap, insanlarin kendilerini sorgulamalarina yardimci oluyordu.
bir tespiti yoktu sayin Asanin!
aslinda yaptigi tespiti dile getirememisti orada.

yok efendim Pontos palavralariymis...
butun dunyadaki bilim adamlari beyinsiz, sen asiri zekali oyle mi?

madem oyle, TC nin bu panigine ne demeli?

biri ciksin da bolgenin Ingiliz asilli oldugunu iddia etsin bakalim.

adama kictan gulerler tabi.
TC de boyle safsatalari onemseyecek kadar basit olmazdi herhalde.

bu ulkede gerceklerin ortaya cikmasina calisanlarin yeri yok!
senin gibi palavracilarla TC nin isi yok ki!
senin gibilerine zaten ihtiyaclari var ve dolayisiyla universitelerinde sana yer vermis.

sen hele su, "Antik caglarda Dogu Karadeniz" adli kitabindaki sikkelerin hangi muzede bulunabilecegini buraya aktar da bir ogreneyim.

senin de kitabinin her satirinda duzdugun duzmecelri ben suratina carpacagim.

bu forumdan kovulmaliymisim???

sen kim oluyorsun bir kere?

 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
webmaster
(no login)

Untitled

No score for this post
January 22 2002, 12:53 AM 




Sevgili hemşerim, öncelikle inadını yenip döndüğün için teşekkürler. Biraz karakolda ifade verecek gibi olacak ama ifademi vereyim:

1- Web sitesi ile forum aynı şey değiller. Özellikle bu işi benim gibi amatörce yapan, forumu düzenli takip edemeyen, sadece akşam geç saatlerde nete girebilen, hatta bazı günler bunuda yapmayan birisi için forumun denetimi çok zor. ID Bloğu da öyle pek işe yarıyan bir şey değil foruma bir şeyler yazmak isteyen kişi mutlaka yazacaktır, çoğu kez işe yaramıyor. Hele ki provokasyonu yada insanları yönlendirmeye kendini vakfetmiş net cambazı insanları beleş bir forumun teknik özellikleri sökmez. Bir amaca hizmet eden insanları kuru tehditlerle, hakaretlerle, kovdum seni, ID Bloklarıyla falan da engelleyemezsiniz. Ya da forumu abonelik sistemiyle çalıştırırsınız, sadece belli kişiler yazabilir. Bu ise istenmeyen yazıların forumda görünmesini engelleyecek ama çok seslilik zarar görecektir. Yazacak kişileri seçmek benim insafıma kalacaktır. Karalahana web sitesi en yoğun ziyaretçi sayısına sahip olan bölgesel site, başka bölgelerden olsa bile rakibi yok. Forum sayfası da öyle vızır vızır işliyor, internete giren her Karadenizli'nin bu mekandan haberi var. Bu da düşüncesi her ne olursa olsun daha geniş bir kitleye ulaşmak isteyen herkesi yazmak için cezbediyor. Yani artık ilk günlerin biz bize ortamını kaybettik. Bu riski göze alamazsak hiç bir şey tartışamıyacağız demektir. Hulki Cevizoğlu bile programında birilerine "Efzun eteği" giydirebilmek için Türkiye'nin bir yöresinde Türkçeden başka bir dilin hala konuşulduğunun dile getirilmesine, TV de yayınlanmasına izin vermek zorunda kaldı. Tartışmanın bir rizikosu var, hoşumuz gitmeyen sözler de duyabiliriz. Dolayısıyla işin başında "kemençe mp3" leri ve "Lazlar kimdir?" diye sorularla günde 80-100 ziyaretçi ile başlayan sitemizin sorumluluğunu taşımak beni fazlasıyla yıpratıyor. Canım hiç nete girmek istemediği zamanlar bile bir görev gibi bunu yapmak ve bir şeyler karalamak zorunda kalıyorum. Forumumuz, amacı dışında da kullanılıyor, bu da doğal. Ya sadece duymaya tahammül edeceğimiz şeyleri söyleyebilecek insanlarla ortak bir platform oluşturacağız; bozacı ile şiracı aramızda eğleneceğiz. Ya da inandığımızı açık yüreklilikle dile getirecek, inanmadığımıza karşı çıkarak devam edeceğiz.

2- Mail olayına gelince gözümden kaçmış olmalı kusuruma bakma. Gelen maillere bile doğru dürüst bakacak kadar vaktim yok.

3- Konu ve manevra Türkiye olunca hiç bir siyasi konu basite indirgenmeyecek kadar yüzeysel değildir. Dahası bu ülkede meydana gelen hiç bir önemli gelişme ve değişme de halkımızın kendi dinamiğinden kaynaklanmamıştır. Avrupanın, hemen yanıbaşımızda devasa bir güç olmasıyla birlikte yakın zamana kadar Alman- ABD rekabetinde dengeler bozulmuştur; kapışma Ortadoğuda, Kafkaslarda olanca şiddet ve gizliliğiyle sürmektedir. Devletimiz muhtemelen kendi gemisini bu rüzgarlara uydurarak yüzdürmeye çalışmaktadır. Forumda, Almanya'ya dikkat çeken arkadaşlara hak veriyorum. Düşünebiliyormusunuz, demokrasi adına en radikal sağ ve sol terör örgütlerini besliyen bir ülke? PKK, İBDA-C, DHKP-C,....v.s.
Türk- Yunan düşmanlığı, Türkiye'nin menfaatinemidir? Yoksa bu düşmalığın devamı uluslarası politik arenada birilerine mi yaramaktadır?
Türkiye'nin sistemi kendine düşman yaratan bir sistemdir. Hoşgörü ve akıllı stratejilerle çözümlenebilecek en basit olayların sorun haline gelmesi için her yolu deniyoruz sonra bu sorunu aleyhimize kullananlardan şikayet ediyoruz. Kürt sorununu Avrupa'nın baskısı olmadan çözemezmiydik? Tabiki "Enverci yöntemlerden" bahsetmiyorum. Kendi sorunlarımızı çözecek kadar kendimizle barışık değiliz ki....
Öyle garip insanlarız ki, kendimizi hem sevip hem de nefret ediyoruz ama "nefret ettiğimiz yönlerimizi " değiştirebilecek irade ve bilgiye bile sahip değiliz....
4- "....çoksesliliğe, çok renkliliğe, demokrasiye, özgürlüğe kısacası, 21.yüzyılın çağdaş dünyasına karşı bir direniştir bu, çaresiz bir direniş..". diye yazmışsınız. 21. Dünyasında yerimizi nasıl alacağız? . En basit ve en gereksiz evrakları elde etmek için 12 foto, ikametgah senedi, n.cüzdanı sureti, savcılık belgesi, imza sirkisü, parmak izi,.... toplamak için 3 gün uğraştığımız, yüzbinlerce kişinin bu evraklara "mühür" basmaktan başka bir üretim yapmadığı "bürokratik devletle"mi?... Duydum ki, Almanya'daki Laz'lar'ın kurduğu Lazebura derneğinden S.Koçiva'nın kitapı toplatılıyormuş. Kitabı okudunuz mu bilmiyorum? Lazona (?), bu kitap Ömer'İn kitabından daha mı bilimsel dir? Yahu bilim adamlarımızın "aydın olamama" cesareti ortadayken ve aydınlarına sahip çıkmayan bir toplumken Laz'lar ya da Trabzon'da konuşulan Rumca hakkında kimin bilimsel kitap yazmasını bekliyoruz ki? Ben isterdim ki Karalahana.com sitesini cebindeki her kuruşa ihtiyacı olan bir amatör değilde bizzat "Trabzon Valiliği İl Kültür Müdürlüğü" yapsın ve sitede hiç gocunmadan bazı köylerimizde halen daha Rumca daha doğuda ise Lazca konuşulduğunu belirtsin. Kendi gerçeğimiz için kimden çekineceğiz ki? Yunanistan kimdir yahu? Neresinden korkuyoruz anlayamıyorum? Nereleri megalo'ki , bir ideaları olsun....Tersine onlar bizden korkmalılar.
5-" bu site artık misyonunu ve içeriğini ciddi bir şekilde tekrar gözden geçirmeli, tavrını, duruşunu, dostunu, düşmanını iyice netleştirmelidir diyorum" diyorsunuz. Sizden ve diğer katılımcı arkadaşlardan daha somut öneriler ve katılım bekliyorum. E- Maill yoluyla da olabilir. Çünkü bir buçuk yıldır "ben yaptım oldu", bundan sonra isterim ki "biz yapalım olsun".
6- Pontos ve Pontian kelimelerine gelince.... Sende bende kendimizi tanımlarken İslam, Türk, Laz ve Karadenizli kelimelerini kullanıyor ve bundan gurur duyuyoruz, tıpkı dedelerimiz gibi. Amma Yunanistan'daki hristiyan Karadenizliler kendilerini Pontian olarak tanımlıyorsa onlara zorla başka bir şeyler mi söyletmeye mi çalışacağız? İngilizce yazışmalarda nasıl bir tavır takınacağız, hiç biriyle muhatap mı olmayalım? Bu adamların kim olduklarını anlayamazsak, kültürleri hakkında bilgi sahibi olmazsak bunun bize ne faydası olacak? Hakkımızdaki önyargıları diyalog kurmadan nasıl engelleyebiliriz? Mahallenin, HADEP sempatizanı bakkalıyla, kahvede karşılıklı pişti oynayan kişide "potansiyel bölücü" mü sayılmalı?
Kabul etmeliyiz ki, bir buçuk yıl içerisinde "hiç bilmediğimiz" konularda fazlasıyla bilgi sahibi olduk. Bilgiler ortadadır ama fikirler özeldir, herkes kendi düşüncesini kendi kıstaslarına göre üretmek ve ifade etmekte özgürdür.
7- Bununla birlikte siteyi "dizaynı" dahil baştan sona yenilemenin vaktinin geldiğini düşünüyorum. Artık bir "ekol" olan sitemizin amatör ruhundan bir şey kaybetmeden her yönüyle derli toplu bir yapıya sahip olmalı.

 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
Ankaralı
(no login)

Macukalı'ya

No score for this post
January 22 2002, 9:07 AM 


Site hakkında söylediklerinize aynen katılıyorum. doğrusunu söylemem gerekirse buradaki küfürbazların yazıları arasında benimde yazılarım olmasından sıkıntı duyuyorum. Bunun dışında ister şatanist ister nihilist yazsın ona bir diyeceğim yok.

Bölücülerde yazsın, onların "bölünün" demesi ile bölüneceksek varsın batalım.

Bu durumda sitede yazacak insanların sizde ad ve kısa özgeçmişleri bulunmalı ve dilediğiniz zaman onlara ulaşma imkanınız olmalı.buna üyelik de diyebeliriz. Ancak herkes okuyabilmeli. Hatta dahada ileri giderek "Karalahana kulübü" kurulabilir.Amaçları arasında ne olup olmayacağı ayrıca konuşulabilir. Bunlar henüz ham düşüncelerdir.ilgilenenler daha da ilave edebilirler.
selamlar.

 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
c
(no login)

Fikri beyin yokluğu

No score for this post
January 22 2002, 3:11 PM 

Bırak bakalım. Konuştursun kariyerini. Üniversiteliymiş! Tanımıyorum prof mu neymiş. Farketmez konuştursun bakalım kariyerini. Öyle safsata tantanayla değil bu işler. Konuştursun akademik kariyerini bakalım ne diyecek. Ne kadarmış çok merak ediyorum. Onun üniversiteli olduğu yerde cebimden, onun gibi 5 tane profesör çıkarnaya hazırım.

Herşeyden önce biraz terbiye.

Gerçekten yoğun olduğumdan zırt pırt ayrılmaya çalışıyorum. Yoksa bu konulara sevdalıyım ben. Ve net ortamında da sitenin ve webmastır arkadaşın başarısı ortadadır. Ama sanki kovma ısrarı var Fikri beyin.

Merak ettim fikri bey. Kariyerim var diyerek değil. Bilerek konuştur bakalım ne biliyosun, kariyerini.

Alıştık artık, herkez bir şey adına konuşuyor, sizde heralde üniversiteliler adına mı konuşcaksınız?

Fikri bey ayrılcam kısa bir süre içinde, senin inadına mı ayrılmıyorum ne!

Yok fikri bey! Bu dünya hep yalan! Bu dünyada hiç bir şey yok! Bir sen varsın Fikri bey! Forumda da bir ben oluyım diyorsun başka hiç bir şey! Tama Fikri bey!

Yok bu dünyada hiç bişey yok!