Bir ay kadar önce, bu foruma
artık yazmamaya karar vermiştim, istisnai durumlar
dışında.
Aşağıda bir yerde webmaster, "arkasına bakmadan
kaçanlar" dan bahsedince, bu arkasına bakmadan
kaçanların kimler olduğunu merak ettim doğrusu(?) ve
o pis inadımı bir kereye mahsus bir kenara bırakıp
bunu sormak istedim sadece. Kim bu kaçanlar ve ne
zaman kaçmışlardır? Nereden kaçmışlardır? Niye
kaçmışlardır? Kimden korktukları için kaçmışlardır?
Ve nereye kaçmışlardır, İsviçre'ye mi, Fransa'ya mı?
Gereksiz bir demokrasi mazeretiyle, kim oldukları
neye ve kimlere hizmet ettikleri belli olmayan
şaibeli kişilere, sınırsız hoşgörüyle yaklaşan, ama
"pontos" gibi uydurma bir kavram üzerine inşaa
edilen tezgah konusundaki uyarıları ise "tabucu
zihniyet" olarak değerlendirenler, keşke bugün çıkıp
"evet, bakın ben haklıydım" diyebilselerdi, ya da şu
andaki mevcut durumda "özür dilerim dostum, seni
tabucu zihniyetle suçladım, ama sen öngörürülerinde
haklı çıktın" diyebilselerdi, medeni bir cesaretle.
Ömer Asan'ın hiçbir bilimsel değeri ve niteliği
olmayan kitabıyla, sazan gibi atladığı bu tezgahın
muhatapları, bazı arkadaşların sandığı ve iddia
ettiği gibi sadece Trabzonlular, Lazlar ya da
Karadenizliler değildir. Ömer Asan'ın bile bile
lades diyerek meze olduğu bu "KURTLAR" sofrası, çok
daha karmaşık, politik ve ekonomik hesaplaşmaların,
çekişmelerin arenasıdır. Uzun hikaye kısacası, ama
herşeyin kuşbaşı net bir şekilde göründüğünü,
meraklıları bilsinler. Atılan her adımı, çevrilen
her dümeni, bir kaç hamle öncesinden görebilen
birileri de var bu memlekette.
"PONTOS" palavrası üzerine inşa edilen bu tezgahın
acemi kalfaları, yine sanıldığının, iddia
edildiğinin ve göründüğünün aksine saldırı
pozisyonunda değillerdir bana göre! Onlar
savunmadalar şu anada ve ümitsizce direniyorlar. Bu
çirkefçe hazırlanmış, çaresiz bir direniş
tezgahıdır. Geleceğe karşı bir direniştir bu ve
ülkemizde ne yazık ki kendi kendimize elde
edemediğimiz, ama traji komik bir şekilde dünkü
düşmanımız avrupa'nın zoruyla ve üstüne bir de para
verilerek bize dayatılan(!) çoksesliliğe, çok
renkliliğe, demokrasiye, özgürlüğe kısacası,
21.yüzyılın çağdaş dünyasına karşı bir direniştir
bu, çaresiz bir direniş...
KARALAHANA sitesi başta olmak üzere, hiçbir aklı
başında Karadenizli, Laz ya da Trabzonlu bu çirkef
direniş tezgahının muhatabı olmamalıdır. Bir başka
deyişle, örneğin ikinci bir sazan Karalahana.com
olmamalıdır ve içine çekilmeye çalışıldığı bu adice
tuzağa düşmemelidir.
Başta vahit dursun ve özcan soysal olmak üzere, kime
ve neye hizmet ettikleri belli olmayan şaibeli
şahsiyetler buradan dışlanmalıdırlar.
Kucağında Laptopuyla foruma iştirak eden post-modern
yuppie ağamızın, internette bir sürü örneği olan
Yunanistan menşeli Rum forumlarını es geçip, "bir
LAZ SİTESİ olduğunu" açıklayan karalahanayı
"pontuscu" ilan etmesi bir tesadüf ya da dil
sürçmesi değildir.
Dün, hulki cevizoğlunun, üstüne basa basa
"KARALAHANA.COM" adını birer vesileyle iki kere
vurgulayarak anması da tesadüf değildir.
Foruma "Grek=Laz=Pontos" ifadeleri içeren Ankara
çıkışlı, salakça provokatif mesajların asılması da
tesadüf değildir.
Çaresizce ve ümitsizce karartılmaya, çamura
bulanmaya çalışılan, sadece Karadeniz'in değil, çok
sesli, çok renkli Anadolu'nun aydınlık geleceğidir.
Ve tüm dünyayı siyah-beyaz gören, farklı renklerin
varlığından nefret eden bu kafatasçıların, bu
çaresiz ve uyduruk tezgahları kendi ellerinde
patlayacaktır, bana göre. Zaman, onların aleyhine
çalışıyor çünkü, demokrasinin ve insanlığın değil.
Sonuç olarak, KARALAHANA sitesi ve onun e-maillere
bile cevap veremeyecek kadar meşgul olan sayın
webmaster'ı, "her şeyi ben bilirim", "ben yaptım
oldu" tavrından vazgeçip, siteyi baştan aşağı elden
geçirmeli ve her konuda daha fazla duyarlı ve daha
fazla sorumlu olmalı, dostu düşmanı daha iyi
ayırdedebilmelidir.
Bu arada, bir kez de ben söyleyeyim, bazı teknoloji
cahili dostlarımız için: Devlet başta olmak üzere,
bilmesi gerekenler, burada kimin kim olduğunu gayet
iyi biliyorlar. Burada yazı yazanların, (ben de
dahil) adreslerine ya da telefonlarına devletin
güvenlik güçleri istedikleri an, anında
ulaşabilirler. Bunu kimse dert edinmesin bence
kendisine ve işgüzarlık da yapmasın kimse.
(Özellikle, "ben devletim" iddiasını ya da esprisini
dile getiren bir arkadaşımızın, "sen kimsin?",
"gerçek kimliğin ne?" türü soruları karşısındakilere
hiç mi hiç sormaması gerekirdi diye düşünüyorum,
esprisi inandırıcılığını kaybetmiş çünkü
Hafta da üç dört kere veda mektubu yazan bazı
arkadaşlar gibi bir takım ifadeler kullanmayacağım,
ama bu site artık misyonunu ve içeriğini ciddi bir
şekilde tekrar gözden geçirmeli, tavrını, duruşunu,
dostunu, düşmanını iyice netleştirmelidir diyorum.
Ve tekrar vurguluyorum, benim bu platformu terk
edişim, bu tartışmaların haftalar öncesindedir.
Yani, başkalarını bilmem ama benim bir yere falan
kaçtığım da yok, kimse ortaya gereksiz yorumlar
yapmasın. Provokatörlerin cirit attığı bir mekanda
yazı yazmak hoşuma gitmiyor sadece, o kadar.
|
|
|
Author |
Reply |
Ankaralı
(no login) |
Deli Fikri'ye
No score for
this post |
January 21 2002, 12:03
PM |
Bana göre bir şeyin savunması ancak mahkemede
yapılır. Fikirleri savunmak ise zaman içinde belirli
ortamlarda olur. Tez / antitez savaşları doğru olanı
yakalar.
Bir süre sonra bu doğrularda aşınmaya başlar,yeni
doğrulara göre yelken açılır.
Hayatın sürekliliğine paralel olarak her şey zaman
içinde değişir / değiştirilir. Varolan alem bu
değişime direnir. Değişimi algılayan ve ona göre
tavır alanlar başarır, direnenler kaybeder. Ancak
bitpazarına nur yağdığı da hiç görülmemiştir.
Size bu yazıyı yazdığım anı bir daha yakalamam
olacak iş değildir. Ne kaldıki Pontos'u ki bu banada
yabancı bir sözcüktür,ihya etmek veya böyle düşünmek
yada ona küfretmek aptallığın daniskasıdır.
Bu günkü sorunlarımızın tamamı Fukaralığın yeniden
hortlamasından kaynaklanıyor. Geçen bayramda
Trabzona gitmiştim, Dünya bankası üçyüz milyon kredi
verecekmiş köylülere, bankada on milyon liralık
hesap açmaları istenmiş. Bu on milyon bile
insanların canını yakıyor. Gerisini sen düşün. Bu
fakirlik edebiyatı değil, bir gerçeğin ifadesidir.
Bu ortamda yaşayan insanların öncelikleri eğer hala
"devletimiz var olsun" ise, başımızı iki elimiz
arasına alıp "adam gibi" düşünmenin zamanıdır. Yarın
çok geç kalabiliriz. O zaman düşünsek de para etmez
artık. Bu ana konuyu görmezden gelip birbirimizle
itişmeye devam edersek, bunun altından kimse
kalkamaz.
Hiç kimse sıcak odalarında oturup ahkam kesmemeli,
ben bile. Başkalarını aptal sanıp kendi aptallığını
fark edemeyenlerin bedellerini nasıl ödedikleri
biliniyor. o bakımdan nasılki Şavata da olup
bitenler beni ilgilendiriyor, Cuma dağının
eteğindeki köyümün sorunlarıda beni ağlatmalıdır.
"Nasılsa ben Ankarada oturuyorum bana ne" dersem,
işte hainlik budur.
Devlet artık bizi artık adam yerine koymuyor,
Öyleyse gücü yetenler denk gelen yere bir çivi
çakmalıdır.
İnsanımıza hizmet etme şansı yakalayabilen< gerek
fikri gerekse maddi> herkese saygılar sunarım.
|
|
c
(no login) |
Olsun Fikri bey olsun
No score for
this post |
January 21 2002, 6:51
PM |
Fikri bey "dokundurmalarınızdan hiçbiri". Tamam.
Gersisni altta yazdığım Marai'yı okuyun.
"Shekspeare da onlardan yana ya....."
Boşver....alıştık artık dost.
Sonunda vahitle noktaladın ya herşeyi...sena helal
olsun. Kaçıncı yüzyılda yaşıyorsunuz? Zmana direnmek
onurdur...boşver
Maria'yı okuyunuz. Garipsin abi ne diyeyim
|
|
Vahit TURSUN
(no login) |
kurt sofrasindan sana da bir seyler artmistir
No score for
this post |
January 21 2002, 8:03
PM |
bakiyorum da, kurtlar sofrasindan artakalan bir sey
var mi diye yattigin yerden firlayarak kosmussun.
bravo.
acikgoz herifmissin.
yok efendim sn asanin yazdigi kitap bilimsel
degilmis...
zaten bunu kendisi de dile getiriyordu.
o kitap, insanlarin kendilerini sorgulamalarina
yardimci oluyordu.
bir tespiti yoktu sayin Asanin!
aslinda yaptigi tespiti dile getirememisti orada.
yok efendim Pontos palavralariymis...
butun dunyadaki bilim adamlari beyinsiz, sen asiri
zekali oyle mi?
madem oyle, TC nin bu panigine ne demeli?
biri ciksin da bolgenin Ingiliz asilli oldugunu
iddia etsin bakalim.
adama kictan gulerler tabi.
TC de boyle safsatalari onemseyecek kadar basit
olmazdi herhalde.
bu ulkede gerceklerin ortaya cikmasina calisanlarin
yeri yok!
senin gibi palavracilarla TC nin isi yok ki!
senin gibilerine zaten ihtiyaclari var ve
dolayisiyla universitelerinde sana yer vermis.
sen hele su, "Antik caglarda Dogu Karadeniz" adli
kitabindaki sikkelerin hangi muzede bulunabilecegini
buraya aktar da bir ogreneyim.
senin de kitabinin her satirinda duzdugun duzmecelri
ben suratina carpacagim.
bu forumdan kovulmaliymisim???
sen kim oluyorsun bir kere?
|
|
webmaster
(no login) |
Untitled
No score for
this post |
January 22 2002, 12:53
AM |
Sevgili hemşerim, öncelikle inadını yenip döndüğün
için teşekkürler. Biraz karakolda ifade verecek gibi
olacak ama ifademi vereyim:
1- Web sitesi ile forum aynı şey değiller. Özellikle
bu işi benim gibi amatörce yapan, forumu düzenli
takip edemeyen, sadece akşam geç saatlerde nete
girebilen, hatta bazı günler bunuda yapmayan birisi
için forumun denetimi çok zor. ID Bloğu da öyle pek
işe yarıyan bir şey değil foruma bir şeyler yazmak
isteyen kişi mutlaka yazacaktır, çoğu kez işe
yaramıyor. Hele ki provokasyonu yada insanları
yönlendirmeye kendini vakfetmiş net cambazı
insanları beleş bir forumun teknik özellikleri
sökmez. Bir amaca hizmet eden insanları kuru
tehditlerle, hakaretlerle, kovdum seni, ID
Bloklarıyla falan da engelleyemezsiniz. Ya da forumu
abonelik sistemiyle çalıştırırsınız, sadece belli
kişiler yazabilir. Bu ise istenmeyen yazıların
forumda görünmesini engelleyecek ama çok seslilik
zarar görecektir. Yazacak kişileri seçmek benim
insafıma kalacaktır. Karalahana web sitesi en yoğun
ziyaretçi sayısına sahip olan bölgesel site, başka
bölgelerden olsa bile rakibi yok. Forum sayfası da
öyle vızır vızır işliyor, internete giren her
Karadenizli'nin bu mekandan haberi var. Bu da
düşüncesi her ne olursa olsun daha geniş bir kitleye
ulaşmak isteyen herkesi yazmak için cezbediyor. Yani
artık ilk günlerin biz bize ortamını kaybettik. Bu
riski göze alamazsak hiç bir şey tartışamıyacağız
demektir. Hulki Cevizoğlu bile programında
birilerine "Efzun eteği" giydirebilmek için
Türkiye'nin bir yöresinde Türkçeden başka bir dilin
hala konuşulduğunun dile getirilmesine, TV de
yayınlanmasına izin vermek zorunda kaldı.
Tartışmanın bir rizikosu var, hoşumuz gitmeyen
sözler de duyabiliriz. Dolayısıyla işin başında
"kemençe mp3" leri ve "Lazlar kimdir?" diye
sorularla günde 80-100 ziyaretçi ile başlayan
sitemizin sorumluluğunu taşımak beni fazlasıyla
yıpratıyor. Canım hiç nete girmek istemediği
zamanlar bile bir görev gibi bunu yapmak ve bir
şeyler karalamak zorunda kalıyorum. Forumumuz, amacı
dışında da kullanılıyor, bu da doğal. Ya sadece
duymaya tahammül edeceğimiz şeyleri söyleyebilecek
insanlarla ortak bir platform oluşturacağız; bozacı
ile şiracı aramızda eğleneceğiz. Ya da inandığımızı
açık yüreklilikle dile getirecek, inanmadığımıza
karşı çıkarak devam edeceğiz.
2- Mail olayına gelince gözümden kaçmış olmalı
kusuruma bakma. Gelen maillere bile doğru dürüst
bakacak kadar vaktim yok.
3- Konu ve manevra Türkiye olunca hiç bir siyasi
konu basite indirgenmeyecek kadar yüzeysel değildir.
Dahası bu ülkede meydana gelen hiç bir önemli
gelişme ve değişme de halkımızın kendi dinamiğinden
kaynaklanmamıştır. Avrupanın, hemen yanıbaşımızda
devasa bir güç olmasıyla birlikte yakın zamana kadar
Alman- ABD rekabetinde dengeler bozulmuştur; kapışma
Ortadoğuda, Kafkaslarda olanca şiddet ve
gizliliğiyle sürmektedir. Devletimiz muhtemelen
kendi gemisini bu rüzgarlara uydurarak yüzdürmeye
çalışmaktadır. Forumda, Almanya'ya dikkat çeken
arkadaşlara hak veriyorum. Düşünebiliyormusunuz,
demokrasi adına en radikal sağ ve sol terör
örgütlerini besliyen bir ülke? PKK, İBDA-C,
DHKP-C,....v.s.
Türk- Yunan düşmanlığı, Türkiye'nin menfaatinemidir?
Yoksa
bu düşmalığın devamı uluslarası politik arenada
birilerine mi yaramaktadır?
Türkiye'nin sistemi kendine düşman yaratan bir
sistemdir. Hoşgörü ve akıllı stratejilerle
çözümlenebilecek en basit olayların sorun haline
gelmesi için her yolu deniyoruz sonra bu sorunu
aleyhimize kullananlardan şikayet ediyoruz. Kürt
sorununu Avrupa'nın baskısı olmadan çözemezmiydik?
Tabiki "Enverci yöntemlerden" bahsetmiyorum. Kendi
sorunlarımızı çözecek kadar kendimizle barışık
değiliz ki....
Öyle garip insanlarız ki, kendimizi hem sevip hem de
nefret ediyoruz ama "nefret ettiğimiz yönlerimizi "
değiştirebilecek irade ve bilgiye bile sahip
değiliz....
4- "....çoksesliliğe, çok renkliliğe, demokrasiye,
özgürlüğe kısacası, 21.yüzyılın çağdaş dünyasına
karşı bir direniştir bu, çaresiz bir direniş..".
diye yazmışsınız. 21. Dünyasında yerimizi nasıl
alacağız? . En basit ve en gereksiz evrakları elde
etmek için 12 foto, ikametgah senedi, n.cüzdanı
sureti, savcılık belgesi, imza sirkisü, parmak
izi,.... toplamak için 3 gün uğraştığımız,
yüzbinlerce kişinin bu evraklara "mühür" basmaktan
başka bir üretim yapmadığı "bürokratik
devletle"mi?... Duydum ki, Almanya'daki Laz'lar'ın
kurduğu Lazebura derneğinden S.Koçiva'nın kitapı
toplatılıyormuş. Kitabı okudunuz mu bilmiyorum?
Lazona (?), bu kitap Ömer'İn kitabından daha mı
bilimsel dir? Yahu bilim adamlarımızın "aydın
olamama" cesareti ortadayken ve aydınlarına sahip
çıkmayan bir toplumken Laz'lar ya da Trabzon'da
konuşulan Rumca hakkında kimin bilimsel kitap
yazmasını bekliyoruz ki? Ben isterdim ki
Karalahana.com sitesini cebindeki her kuruşa
ihtiyacı olan bir amatör değilde bizzat "Trabzon
Valiliği İl Kültür Müdürlüğü" yapsın ve sitede hiç
gocunmadan bazı köylerimizde halen daha Rumca daha
doğuda ise Lazca konuşulduğunu belirtsin. Kendi
gerçeğimiz için kimden çekineceğiz ki? Yunanistan
kimdir yahu? Neresinden korkuyoruz anlayamıyorum?
Nereleri megalo'ki , bir ideaları olsun....Tersine
onlar bizden korkmalılar.
5-" bu site artık misyonunu ve içeriğini ciddi bir
şekilde tekrar gözden geçirmeli, tavrını, duruşunu,
dostunu, düşmanını iyice netleştirmelidir diyorum"
diyorsunuz. Sizden ve diğer katılımcı arkadaşlardan
daha somut öneriler ve katılım bekliyorum. E- Maill
yoluyla da olabilir. Çünkü bir buçuk yıldır "ben
yaptım oldu", bundan sonra isterim ki "biz yapalım
olsun".
6- Pontos ve Pontian kelimelerine gelince.... Sende
bende kendimizi tanımlarken İslam, Türk, Laz ve
Karadenizli kelimelerini kullanıyor ve bundan gurur
duyuyoruz, tıpkı dedelerimiz gibi. Amma
Yunanistan'daki hristiyan Karadenizliler kendilerini
Pontian olarak tanımlıyorsa onlara zorla başka bir
şeyler mi söyletmeye mi çalışacağız? İngilizce
yazışmalarda nasıl bir tavır takınacağız, hiç
biriyle muhatap mı olmayalım? Bu adamların kim
olduklarını anlayamazsak, kültürleri hakkında bilgi
sahibi olmazsak bunun bize ne faydası olacak?
Hakkımızdaki önyargıları diyalog kurmadan nasıl
engelleyebiliriz? Mahallenin, HADEP sempatizanı
bakkalıyla, kahvede karşılıklı pişti oynayan kişide
"potansiyel bölücü" mü sayılmalı?
Kabul etmeliyiz ki, bir buçuk yıl içerisinde "hiç
bilmediğimiz" konularda fazlasıyla bilgi sahibi
olduk. Bilgiler ortadadır ama fikirler özeldir,
herkes kendi düşüncesini kendi kıstaslarına göre
üretmek ve ifade etmekte özgürdür.
7- Bununla birlikte siteyi "dizaynı" dahil baştan
sona yenilemenin vaktinin geldiğini düşünüyorum.
Artık bir "ekol" olan sitemizin amatör ruhundan bir
şey kaybetmeden her yönüyle derli toplu bir yapıya
sahip olmalı.
|
|
Ankaralı
(no login) |
Macukalı'ya
No score for
this post |
January 22 2002, 9:07
AM |
Site hakkında söylediklerinize aynen katılıyorum.
doğrusunu söylemem gerekirse buradaki küfürbazların
yazıları arasında benimde yazılarım olmasından
sıkıntı duyuyorum. Bunun dışında ister şatanist
ister nihilist yazsın ona bir diyeceğim yok.
Bölücülerde yazsın, onların "bölünün" demesi ile
bölüneceksek varsın batalım.
Bu durumda sitede yazacak insanların sizde ad ve
kısa özgeçmişleri bulunmalı ve dilediğiniz zaman
onlara ulaşma imkanınız olmalı.buna üyelik de
diyebeliriz. Ancak herkes okuyabilmeli. Hatta dahada
ileri giderek "Karalahana kulübü"
kurulabilir.Amaçları arasında ne olup olmayacağı
ayrıca konuşulabilir. Bunlar henüz ham
düşüncelerdir.ilgilenenler daha da ilave
edebilirler.
selamlar.
|
|
c
(no login) |
Fikri beyin yokluğu
No score for
this post |
January 22 2002, 3:11
PM |
Bırak bakalım. Konuştursun kariyerini.
Üniversiteliymiş! Tanımıyorum prof mu neymiş.
Farketmez konuştursun bakalım kariyerini. Öyle
safsata tantanayla değil bu işler. Konuştursun
akademik kariyerini bakalım ne diyecek. Ne kadarmış
çok merak ediyorum. Onun üniversiteli olduğu yerde
cebimden, onun gibi 5 tane profesör çıkarnaya
hazırım.
Herşeyden önce biraz terbiye.
Gerçekten yoğun olduğumdan zırt pırt ayrılmaya
çalışıyorum. Yoksa bu konulara sevdalıyım ben. Ve
net ortamında da sitenin ve webmastır arkadaşın
başarısı ortadadır. Ama sanki kovma ısrarı var Fikri
beyin.
Merak ettim fikri bey. Kariyerim var diyerek değil.
Bilerek konuştur bakalım ne biliyosun, kariyerini.
Alıştık artık, herkez bir şey adına konuşuyor, sizde
heralde üniversiteliler adına mı konuşcaksınız?
Fikri bey ayrılcam kısa bir süre içinde, senin
inadına mı ayrılmıyorum ne!
Yok fikri bey! Bu dünya hep yalan! Bu dünyada hiç
bir şey yok! Bir sen varsın Fikri bey! Forumda da
bir ben oluyım diyorsun başka hiç bir şey! Tama
Fikri bey!
Yok bu dünyada hiç bişey yok! |
|