Sentez, kemalizm, halkçılık ...
January 10 2002
at 1:21 AM
No score for this post |
|
|
Forum'daki tartışmaların rutin devindenliği
gönderilen mesajlar "karadeniz müziği", "sentez",
"tehditler" den başlayıp "homeros", "ötügen",
"kemalist terbiye" v.s. ye dümen kırınca çığrından
çıkmış görünüyor. Özellikle geçen günkü mesajımda
söznü ettiğim "Kemalizm ve entegrasyon" konulu
yazıyı tartışmak isteyen ve konunun eksik
bırakıldığını savunan bir ziyaretçinin maili ve
bugünkü mesajlarda sık sık geçen Kemalist terbiye
terimi üzerine şu sampler ve sentez mesajına ek
nitelikte bir şey belirtmem gerektiğini düşünüyorum.
Daha doğrusu akşam foruma göz atıp mesajları
okuyunca pek niyetim üstelik vaktim de olmamasına
rağmen webmaster olarak zaruretten bir şeyler
karalamak gerekiyor sanırım.
Konstantinos Kavafis ustadan bir deyişle başlarsam
umarım "anti hellenist" arkadaşların gözlerine mil
çekmem ve daha yazının başında bu ustanın sadece
milliyetinden ötürü güzel deyişine sırt çevirmeleri
için bir bahane yaratmam.
"Peki, şimdi ne yapacağız biz böyle barbarsız? Bir
tür çözüm yoluydu bizim için bu insanlar."-
Barbarlar'ı Beklerken'den
Hangi dilde olursa olsun bir sözlüğün içeriğine
baktığınızda kelimerin alafabetik sırada
tanımlanırken, yazarın "kelime"ye anlam gücünü
kazandıran eylemi yada nesnenin doğasını tanımlarken
sıklıkta yetersizlik duygusundan mıdır bilmem ama bu
kelimenin "karşıtını" da anlamı güçlendirmek için
belirttiğini görürüz. Öyleyse normal olanı, gerçek
olanı, doğru olanı tanımlamak için karşıtınıda
belirtmek bir yöntem olarak kullanılabilir.(Burayı
unutmayın az sonra lazım olacak).
Türkiye'de resmi kültürün ve tarihin itici gücü olan
"Kemalizm"i tanımlamak boşuna çaba olacaktır. Ancak
"Kemalizmin" çıkış noktasının bir halk hareketi
olmadığını biliyoruz, dahası "Kemalizm" 20 li
yılların aydınlarında kökeni tarihin derinliklerine
inen bir bilinç sorunu olarak da çıkmamıştır. Daha
da garip olarak bu ideoloji deha sahibi bir
generalin A dan Z ye tüm ayrıntılarıyla planladığı
bir çeşit "Das Capital" de değil. Sitemiz birbiriyle
içiçe geçmiş otoktan - göçebe halkların sınırları
belli bir coğarfya üzerindeki folklorik değerlerini
baz aldığına göre Kemalizmin siyasi yönünden çok
"kültürel" etkisini tartışmak daha isabetli olacak.
Kemalizm daha önceki yazımda ne olduğunu tanımlamaya
çalıştığım şu "sentez" kelimesinin kapsamındadır. Bu
tanım eski tüfek Kemalistleri kızdırabilir tabi
ki... Kaynağı halk olmayan, hatta halka rağmen halk
için kurgulanmış bir ideolojiye nerdeyse ilahi
nitelikler yakıştıracak sanucularının sayısı azdeğil
çünkü.
Tabi ki her inancın, varlığını ona armağan etmiş
müritleri vardır ve herhangi bir dini öğretiye
inanmış müritler gibi kendi inançlarının öncesiz ve
orjinal olduğunu iddia ederler. Bu ruh durumun en
çarpıcı ve uç örneği Hz. Ömer'in İskenderiye
Kütüphanesini yakarken Kur'an'ı göstererek, diğer
kitaplara ihtiyacınız yok, ihtiyacınız olan her şey
bu kitapta yazıyor, buyurması örneğidir.
Kısacası "Kemalizm"i yaratan Cumhuriyet dönemi
aydınları onu her türlü senteze kapamışlardır. Bu da
doğal olarak "Kemalist" ideolojinin bir uzantısı
olarak "Türkiye kültürü" halkın ürettiği değerleri
"esas" olarak kabul etmez. Bununla birlikte kendi
tezini (elini) güçlendirmek için bu folklorik
imgelerini orjinalliğinden uzaklaştırıp farklı bir
kalıba sokarak "bu kültürün bizzat yaratıcısı olan
ilgili halka" bu şekilde sunar ve itirazsız kabulünü
bekler.
Bilindiği gibi ülkemizin siyasal ortamı NAZİ
Almanyasından esen rüzgarlarla 1940'lı yıllara
damgasını vuran "Tatar muhipleri" cemiyeti
üyelerinin sandalını batırınca ilerici aydınlar
nefes alam ve tartışma imkanı bulmuşlardı. Bu
dönemde resmi ideoloji olan "Kemalizm" içinde yada
ondan kısmen kopmayı becerebilen muhalif bir kanatta
türemişti. Anadolucular adını alan bu gurup halkın
üstünde olmaktansa onunla özdeşleşmek istiyor ve
Anadolu folkunu derlemek, öğrenmek, yaymak için
yoğun bir çaba içine giriyordu. Köy enstitülerinde
de görev yapan bu aydınlar, köylülere Klasik
edebiyat, tiyatro, felsefe dersleri verirken hiç
ummadıkları bir tepkiyle karşılatılar. Bu efsaneleri
yaratan Anadolu çocuklarına hiç tanımadan
sevdalanmışlardı. Onlar karşılarındaki İçelli,
Egeli, Trakyalı, Karadenizli köylülerin bir zamanki
tragodia kaharamanı Hellenlerin, Troyalıların,
Frglerin torunları olduğunu ve "insanlığın en
değerli kültürel mirasının" ev sahipleri olarak
aradan geçen asırlara rağmen aynı cevhere sahip
olduğunu düşünüyorlardı. Halkı tüm kültürlerin,
bilgeliğin kaynağı olarak değerlendirdiler. Bilge
hakımız tarafından "komünist "ve "din düşmanı"
olarak suçlandılar ve kendi kafalarında "halk",
"halkçılık" bunlarla dolaylı olarak da "halk
kültürü", "ulus kültürü" tanımlarını bir yerlere
oturtamadan hayal kırıklığı içinde ölüp gittiler.
Çünkü ülkemizde yaşayan insanları tek bir bütün
içinde "halk" olarak değerlendirme yanlışına
düşmüşler ve halk=ulus tanımı yanlışlığından
uzaklaşamamışlardı.
Normal karşıtıyla tanımlanır demiştik. Bence sadece
tanımlanmakla kalmaz, karşıtına yönelik düşmanca ve
uzlaşmaz bir tavrıda olamlıdır. Kemalizm'in çıkış
yıllarında "Osmanlılık" daha doğrusu "Hanefi İslami
Kültür ve yaşam tarzı" karşısına almıştı. Daha
doğrusu varoluşu ve taraftarının inancı bu
düşmanında varoluşu ve tehditinden güç alıyordu.
Bugüne değin rakibini iyice hırpalamasına rağmen
"mutlak zafer" elde ettiğini söylemek güçtür. Zaten
Kemalizmin Osmanlılık (kimine göre Türk İslam
Sentezi) karşı alacağı mutlak zafer kendi teorik
olarak kendi sonunuda getirecektir.
Özallı yıllarda doğan 21.yüzyılın başlangıcına kadar
etkileyici bir ivmeyle büyüyen yeni bir düşman var
sahnede "Popüler Kültür". Devletten bağımsız
Medyanın teknolojik gücü sayesinde sınır tanımayan
kaynağını halkın beklentilerinden, tüketim
alışkanlıklarından alan gerçeğin en bayağı şeklinin
türlü sentezlerle sunulduğu yeni bir kurgu. Bu sefer
kurguyu yapan elit aydınlar değil, halkın hayvansı
tüketme, teşhir, röntgencilik merakıyla reklam
şirketlerinin symbioz sentezi.
Kemalistler ve Osmanlıcılar on yıllardır varolmaları
ve akla zazar bazı tavır ve sloganları için hep
karşıt ideolojinin tehditini mazeret göstermişlerdi.
Popüler Kültür, mide bulandıracak kadar bayağı,;
ilahi, estetik, ahlaki duygu ve inançlarımızı ticari
meta olarak kullanacak kadar çıkarcı, tüm
değerlerimizi alt üst edecek kadar devrimci, bunu
hiç bir erdemli düşünceye hizmet olarak yerine
getirmeyecek kadar kaygısız... ama her zaman merak
uyandırıcı ve heyecan verici... Eski tüfeklerin
çakaralmazları yüzüne tükürsen "rahmet yağıyor" diye
"SHOW HABER" Ana Haber Bültenine sizi baş haber
yapacak kadar düzeysiz, alaycı bu düşmana işlemiycek
gibi görünüyor...
|
|
|
Author |
Reply |
Özcan SOYSAL
(no login) |
Kemalizm
No score for
this post |
January 10 2002, 3:34
AM |
Kemalizm ideolojisi dediginiz Islamin Sunni kolunun
ideolojisidir.
Dolayisi ile TC nin kurulusundan bugüne ideolojisi
Sunni/Hanefi ideolojisi demek gerekir.Osmanli
ideolojisi de tami tamamina bu ideoloji üzerinde
insa edildi.Yikilana kadar..
M.Kemal Osmanli Imparatorlugunu daha az bir cografya
üzerinde aynen yeniden kurdu.Iddialarin tam tersine
TC Osmanlinin devamidir.
Halifelik disinda kaldirilan bir kurum yoktur.O da
Ingilizlerin istegi üzerine kaldirildi.Karsiliginda
TC nin mesruiyeti talep edildi.
Gazinin yetkileri 600 yillik Osmanli tarihinde hic
bir padisaha nasip olmayacak ölcüde sinirdizdi ve
siradan bir diktatördü.
Halifelik yerine Diyanet Isleri Baskaligi kurulur ve
basina bir develt memuru getirilir.Bu sekilde
Gazinin emrinin altina alinir in isi ve adina
Laiklik!! denerek cambazlik yapilir.Anadolu halklari
da cok yasa padisahim der.
Osmanlida Müslümanlik ideolojisine bir de "Türk" lük
eklenir.
Ancak bu "Türk" lük ten anlasilan sadece ve sadece
müslümanliktir.Zira Yunanistan ile TC arasinda nüfus
mübadelesi adi verilen karsilikli etnik temizlik
hareketi cok ögreticidir.
Yunanistan`a Anadolunun otoktan halki olan Pontoslu
ve anadolulu hiristiyan helenler sürülür.
Gelgelelim Karaman Ortodoks Türkleri de hiristiyan
olduklari gerekcesi ile Yunaistan`a sürülür.M.Kemal
1925 e kadar yürüttügü bu sürme isinde Karamanlilar
halis muhlis Türk olmalarini görmezlikten
gelir."Gavur addedilerek Yunanistan`a
sürülüeler.Eski Yunan Cumhurbaskanlarindan
Karamanlis onlardan birinin cocugudur.
Müslüman/Sunni/Hanefi ideolojisi derken bunun
icerigini kim tayin edecek?
Kuran`i Kerim mi?
Tabii ki degil.
M.Kemal`in keyfi tayin edecektir.Ne zaman nasil bir
müslümanlik gerekir bunu diktatör Gazi hazretleri
tayin ederdi.Bugün ise ülkenin tek siyasi otoritesi
ve M.Kemal`in tek mirascisi MGK tayin ediyor.
Simdilik bu kadar...
Istenildigi takdirde tartismayi daha da
derinlestirebiliriz.
Özcan SOYSAL
|
|
kostikas tsakiridis
(no login) |
The end of kemalizme
No score for
this post |
January 10 2002, 1:49
PM |
If we concern seriusly about the crimes created from
the turkish side,beginning 1912 up to 1998,against
ethnics today still are living in this area and
ofcourse against to neighbor countries we can say
very clear:
As we believe that there is a common God,we have to
expect a big change
in this area and one thing is sure that this
criminal country can not celebrate 100 years life.
I mean only the state called "Turkey" and not the
population a sympathic
collection of differnt ethnics,mainly with Hellenic
origin.
The time is comming and BIG STORN is comming.
Noone will kill fanatic Turks,as they will die from
their inside hate,as they feel all the comming
changes and they are not able to do something.
The relation between people with Hellenic origin is
very strong ,as even
the GENOCIDIES from the fasistokemalizme couldnt
demaged this relation.
During next years we will see something very
exsiting,something very strong.
It is pitty that Hellas(Greece) is the only country
who try to keep Turkey,as it is.
|
|
Resioğlu
(no login) |
MUSTAFA KEMAL
No score for
this post |
January 10 2002, 4:19
PM |
Bilim insanının tabuları yoktur, en ilahi
yaratıkları ve yarattıklarımızı tartışmaya açar.
Herşeyden şüphelenir bilim insanı; şüphe onun
olmazsa olmaz yönergesidir. Yalnızca bir şey yapmaz
bilim insanı; sorgusuz sualsiz birini, bir konuyu,
nesneyi mahkum etmek. Diyelimki bilim insanı uzun
tartışmalardan sonra konusu hakkında tam yargıya
varsın. Ondan sonra gelecek olanlar o hükümden
şüpheleneceklerdir. İşte bilim budur.
Doğal bilimlerde mantık neyse sosyal bilimlerde de
aynıdır.
Şimdi tartışmak üzere seçtiğimiz konu Mustafa
Kemal’dir. Eğer bilimin ışığında tartışacaksak, onun
kişiliğini ne yüceltmeli ne de aşağılamalıyız. Bunu
beceremeyenler bilim insanı değil, konunun tarafı
veya karşıtıdırlar. Sanırım artık Türkiye’de tarihi
ve tarihi kişileri bilimsel olarak tartışmanın
zamanı gelmiştir. Çünkü diğer türlü bir arpa boyu
yol alamadığımızı görüyoruz.
Bir insan veya bir toplum ömrü boyunca bir başkasına
borçlu olarak yaşamını sürdüremez, bir başkasına
yaşamını adayamaz. Hatta kutsal saydığı bir
düşünceden bir günde başka bir kutsal düşünceye
sıçrayabilir insan. İnsandır bu, herşeye hakkı
vardır.
Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti kurucusu olarak
tarihte hak ettiği yeri aldı. Bence tarihin
rastladığı en zeki asker ve savaş yöneticilerinden
biridir. Savaştan sonra yaratmak istediği ulus
devleti uluslararası toplumun arasına yerleştirmekte
zorluk çekmemesi aynı zamanda hem hızlı bir
reformcu, hem de bir devrimci olduğunu gösterir.
Yurttaşlarının kökeninin çoğunluğu Türk veya Oğuz
boylarından olmamasına rağmen yaratmak istediği
ulusa Türk adını verdi. Ancak bu onun icadı değildi.
İttihat ve Terakki yöneticilerinin çok önceleri
aldığı bir karardı bu. Mustafa Kemal, kimi
tarihçilere göre eli Ermeni kanına bulaşmamış bir
İttihatçı olduğu için ulusal hareketin başına
getirilmiştir. Onun adına daha pek çok söz
edebiliriz.
Nereden nereye geldik?
Mustafa Kemal bugün ölümünün üzerinden 64 yıl
geçmesine rağmen hala tartışılamayan bir tabudur.
Ondan şüphe edilmesi bile yasaktır. İşe bakın ki
güya onun görüşlerinin en büyük savunucusu ordudur.
Dolayısıyla ordu da tartışılamaz. Mustafa Kemal
bugün ordunun çelik kalkanıdır. Sıkıysa Mustafa
Kemal’i ve orduyu iyi niyetle tartışmaya açın, bu
ülkede doğduğunuza pişman edilirsiniz; vatan, millet
ve ordu düşmanı bir hain oluverirsiniz.
Ben de bu forumdaki birçok arkadaşım gibi Türkiye’de
yaşıyorum. Bir gün inadına da olsa şu yasağı kırmak
için Mustafa Kemal’in aleyhinde özgürce konuşmak ve
yazmak istiyorum.
Ancak ülkemi çok sevmeme rağmen hain ilan edilmekten
korkuyorum.
Başkaca hiçbir korkum yok, inanın.
Pen tevrimlere karşı teğilum ki!
Not: (30 Aralık 1925 Şapka Devrimi'ne karşı
çıkmaktan 8 Rizelinin kellesi gitmiş idi.)
EK I:
Aşağıdaki alıntılar Ahmet cevat Emre’nin TDK
tarafından 1941 yılında basılan “Homeros, Odüsseia”
adlı çeviri kitabının önsöz ve sonsözlerinden
yapılmıştır.
.....................
Atatürk’ün bir suali (1934 yılında Ahmet Cevat
Emre’ye):
“ Sen eski grekçe biliyor musun? Homeros’un
destanlarını okuyup anlıyabiliyor musun?
Yüzüm kızararak bilmediğimi itiraf edince, şu derin
öğüdü verdi:
“ Homeros’un destanları Türkçe’nin en eski
kitaplarıdır; en eski Türkçe eserleri okumadan,
tetkik etmeden hiç bir şey yapamazsınız!” (S.235)
.....................
Yakup Kadri Karaosmanoğlu:
İlyada ile Odysseia –bir arada- bütün bir felsefe,
bütün bir hayat telakkisi, bir dünya görüşü, bir
dini mister, putperest dünyanın bir
Kitabı-Mukaddes’idir. Yani her ikisi birden “Ahdi
Atik” ile “Ahdi Cedid”i teşkil ederler. (S.12)
|
|
Özcan SOYSAL
(no login) |
Reisoglu na
No score for
this post |
January 10 2002, 7:09
PM |
Türkiye`den yaziyorsunuz.Oradaki sartlarla yazan
kisileri anliyorum.
Ancak bildigim kadari ile burada Türkiye`den yazip
ta rejim muhalifi olan ve acik ismi ile yazan yok.
Sadece Reisoglu hic bir sey ifade etmiyor.Korkunuzun
sebebini anlayabilmis degilim.
Karalahana sitesi ve forumu yöneticileri acaba acik
isimleri ve adresleri ile mi bu siteyi
sahipleniyorlar bilmiyorum.Eger acik ise onlari da
anlarim.
Ben yurtdisindayim.
Almanya da 30 yildir Türkiye den gelen insanlarin
cocuklarina ögretmenlik yapmaktayim ve Krefeld de
ikamet etmekteyim.Ismim soyadim gercektir.Her hangi
bir telefon rehberinden kolaylikla telefon numaram
ve adresim bulunabilir.
1996`da beri T&D sitesinde görüslerimi yaziyorum ve
ona bagli forum da o yillardan beri faaliyettedir.
Yurt disinda TC ye acik muhalefet etmek risksiz
degildir.Elbette Türkiye`de muhalefet etmek cok daha
zordur.
Zira burada Selin ismi ile yazan MGK saksakcisi en
yakin karakola gidip beni ihbar edecek,eger
Türkiye`de olsam ve adresimi bilse..
Karakola götürülmemi ve oradaki en yakin agaca
asilmami isteyecek.
Ancak Kivrikoglu bir bölük Jandarmayi Almanya`ya
gönderip beni tutuklayamamaz.Böyle bir az da olsa
avantaj var.
Reisoglu M.Kemal icin iyi laflar ediyor..Mesela cok
zeki imis.??!?!?!
Ancak bunun yanisira M.Kemal`in elestirilebilindigi
bir Türkiye talep ediyor ve Türkiye`de bu mümkün
degil...
Selinler bu ülkenin kahir ekseriyetidir.
T&C Islam/Sunni/Hanefi ideolojisine dayanan bir
diktatörlükle idere ediliyor.
MGK ve basindaki KIvrikoglu keyfine göre yönetiyor
ve Kuran`i Kerimden ,pardon M.Kemal`den mesruiyetini
sagliyor.
M.Kemal bir tanri oluyor.Kendisinden süphe eden
gavur olmaktadir.(Selin`in son yazilarina bakiniz)
Reisoglu M.Kemal`i savunsa da yazisinda süphe
var!!!!
Bilimden falan söz ediyor ve süphecilikten dem
vuruyor!!!
Allahin varligindan süphe edilmedigi gibi,ki
ederseniz kafir olursunuz,M.Kemal den de süphe
etmeyeceksiniz,vatan haini olursunuz.Reisoglu "Türk
milleti bir ordudur ve katilmayan alcak" seklideki
T&C ve M.Kemal ideolojisinden süphe duymaya
basladigindan "Ya sev ya terket" Kemalist ilke
geregi ülkeyi terketmelidir!!!
Allahin varligindan,pardon M.Kemal`in kutsalligindan
süpheye düstügüne göre mutlaka kökü disarda
düsmanlarin tezgahina gelmistir.Behemehal
haledilmelidir!!!
Reisoglu sizi cok iyi anliyorum.
Yasamak insan gibi v hür olmayacak ise o yasamak
degil baska bir seydir ve Selin o seye
yakismaktadir..
Size degil Reisoglu!!
Özcan SOYSAL
|
|
rind
(no login) |
Hangi Atatürk
No score for
this post |
January 11 2002, 10:42
AM |
Selam Karalahana sakinleri,bir arkadaşımız bir taş
attı kuyuya,baktım ki diğer arkadaşlar çıkarmaya
çalışıyor,ben de boş durmayayım,yardım edeyim
dedim.Yazının başlığına bakarak ağzıma geleni
söyleyeceğimi düşünmeyesiniz.Sadece kendi kendime
söylediğim düşüncelerimi sizinle paylaşmak
niyetindeyim.
Atatürk üzerine hemen hemen her kesimden insanlar
birşeyler söylüyor,fikir yürütüyor.Türk ocağına
giriyorsunuz,hemen karşınızda ünlü ırkçı Nihal atsız
ve hemen onun yanında Atatürk'ün posteri yanyana,o
cemiyetin yöneticilerine göre Atatürk keskin bir
milliyetçi,hatta daha da ,ileri giderek onun
turancılığından filan dem vuruyorlar.Yolumuz bir
başka kesimden insanların yanına düşüyor.Bu sefer de
Atatürk ve çağdaşı olan lenin yanyana,milli mücadele
yıllarında bu iki devrimcinin nasıl
yardımlaştıklarından Atatürk'ün aslında devrimci
olduğundan,Kurduğu cumhuriyetin ileri noktasının
sosyalizm olduğundan dem vuruyorlar.Diğer bir
kesimden daha arkadaşlarımızla konuşuyoruz,bu
insanlarda Atatürk'ün söylenenin aksine,gayet dindar
bir insan olduğunu,islamiyet hakkında çok olumlu
görüşlere sahip olduğunu ileri sürüyorlar,tabii
Atatürk'ün söylediği kelimelere dayanarak.Diğer bir
kesimden arkadaşlarımızın yanına
uğradığımızda,Onlarda Atatürk'ün aslında tan bir din
düşmanı olduğunu,memekette müslümanlara zulüm
ettiğini,Allah'a inanmadığını,Kuranı Resulullahın
yazdığına inandığını söylüyorlar,tabii bunlarda
Atatürk'ün söylediği sözleri Kendilerine dayanak
yapıyorlar.Her kesimden insan Atatürk'ü kendi
fikirlerine dayanak yapma eğilimde,Benim acizane
kanaatim şudur ki,Maalesef memlekette Atatürk'e en
büyük haksızlığı Kemalistler yapmaktadır.Milletine
mal olmuş bir değeri,Kemalizm diye bir ideolojinin
payandası yapıp,Halkına yabancılaştırdılar.Bu
kemalist dediğimiz aydın tipi,köylüye
"yaban"dedi,Ezanını değiştirdi,camilere sıra koymaya
kalkıştı,halkın saygı duyduğu din büyüklerini
susturdu,ister beğenirsiniz ister beğenmezsiniz
kardeşim,Halka karşı her hareket,halkçılıktı.ve
ortalığa çıkıp insanlara, işte kemalizm budur
dediler.Hepiniz çok iyi bilirsiniz ki 1946
seçimlerinde kimin iktidara geleceği
değil,iktidardan kimin gideceği idi önemli
olan.Atatürk'e en büyük hakareti kemalistler
yapmıştır.
Amerika'yı George Washington kurmuştur,fakat amerike
da washingtonculuk varmıdır,peki İtalya da
garibaldicilik,Fransa da napolyonculuk varmıdır,Peki
bizde neden Atatürkçülük vardır.İşin bahanesini
duyar gibiyim,bizim şartlarımız,bizim coğrafi
konumuz falan filan öyle gerektiriyor.Hayır efendim
hiçte öyle değil,bahne bulmasını,yaptığmız işlere
kılıflar bulmasını çok seven bir milletiz biz.Ben
diyorum ki,Bırakın bu insanı,onun resminin arkasına
sığınıp,kusacağınız bir kininiz varsa,kendinize
Atatürk'ü payanda etmeyin.Kendiniz birey olarak
çıkın ortaya.Onu milletin yüreğiyle başbaşa
bırakın.O zaman göreceksiniz On kasım günleri onun
kabrini ziyaret etmeye koşan dindar
insanları,Kemalistlere sesleniyorum
Atatürk'ü milletinin vicdanıyla başbaşa bırakın.Ben
sözlerimi Rahmetli Hasan Hüseyin'in mısralarıyla
tamamlamak istiyorum,sağlıcakla kalın
kimi kurşun sıkar kimi cop sallar
kan akar okulların kapılarından
defteri kan kitabı kan günaydını kan
böyle mi doğmuştu güneş samsun'dan
ekmeksizler okul diye meleşir
bir kalemi yedi kardeş üleşir
ölen ölür ölmeyenler ağlaşır
bu muydu beklediğin kurtuluşundan
sen hep samsun'a mı çıkarsın ay oğul ay kemalim
hele bir de heryere
çık hele bir
çık hele bir
kemal'im
çık ki heryer samsun olsun kemal'îm
çık ki heryer samsun olsun kemal'im
Ve ben Mustafa Kemal'i daha fazla seviyorum
Atatürk'den
|
|
Reisoğlu
(no login) |
Uslüp!
No score for
this post |
January 11 2002, 11:35
PM |
Sayın Soysal,
Öncelikle öğretmen oluşunuz konusunda kuşkularımı
belirteyim. Türkçeniz ve uslübunuz çok kötü. Bizlere
bilgi ve belge sunma yerine şu kötü uslübunuzla kin,
nefret ve tekrarlardan ibaret düşüncelerinizi
sunuyorsunuz. Sanırım sizi çevrenizde pek ciddiye
alan yok ki, bu forumu ve katılımcıları kendinize
yeni bir alan olarak seçtiniz. Hoşunuza da gitti
sanırım, çünkü herkese anında yanıtlar veriyor, bir
bakıma eğleniyorsunuz.
Bizler, yani Türk halkı bir gün (çok uzak
değil)bugüne kadar tabu edilen şeyleri tek tek
tartışacak, araştıracak, çözüm bulamazsa bile
uzlaşacak, dolayısıyla bilimin önerdiği yolu
bulacaktır.
Zaten bu forum da aslen bu görevi yerine
getirmektedir. Yaklaşık bir yıldır pek çok konunun
tartışıldığı bu forumda ben dahil yüzlerce insan
yeni şeyler öğrendi.
Örneğin Türk Genelkurmayı bile artık yalnızca
istihbaratın yetmediğini anlayıp "Stratejik
Araştırma ve Etüd Merkezi (SAREM) adı altında sivil
ve askeri araştırmacılara açık bir araştırma örgütü
kurdu. Stratejist ve bilim adamlarını biraraya
getiren bir düşünce kulübü, batıdaki tabiriyle
think-tank olan bu merkezin amacı karar vericilere
önemli veri tabanı, bilgi ve alternatifler
sunmaktır.
Karalahana Forum da bir anlamda düşünce kulübüdür.
Ancak bu forumun kalitesinin yükseltilmesi
katılımcıların yazdıklarını en azından bir kez
okumaları, bilgi ve belgelere sadık kalmalarıyla
olacak. Yoksa katılmadığınız düşüncelere ve kişilere
hakaret ederek ancak eğlenebilir veya kendinizi
tatmin edersiniz.
Düşünen ve yazan insandan korkulmayan bir Türkiye
hepimizin özlemidir. O yüzden en azından birbirimize
ve hakkında yazı yazdığımız kişilere -sevmesek de-
saygılı davranılmasından yanayım.
Sevgilerimle..
|
|
Özcan SOYSAL
(no login) |
Reisoglu ve adam olmak meselesi
No score for
this post |
January 12 2002, 3:32
AM |
Reisoglu ismi ile yazan sahis son yazisina
uslup,seviye,saygi vs. den söz etmis bana yönelik
olarak.Yazisinin girisi enteresan:
"Öncelikle öğretmen oluşunuz konusunda kuşkularımı
belirteyim. Türkçeniz ve uslübunuz çok kötü. Bizlere
bilgi ve belge sunma yerine şu kötü uslübunuzla kin,
nefret ve tekrarlardan ibaret düşüncelerinizi
sunuyorsunuz. Sanırım sizi çevrenizde pek ciddiye
alan yok ki, bu forumu ve katılımcıları kendinize
yeni bir alan olarak seçtiniz. Hoşunuza da gitti
sanırım, çünkü herkese anında yanıtlar veriyor, bir
bakıma eğleniyorsunuz."
Peh peh peh...
Cok derin ve bilimsel tahliller bunlar..
Sayigi,uslup,seviye icin de sadece peh peh
peh...Masasallah..
Özcan SOYSAL
|
|
hayati biricik
(no login) |
kendini helen sanan greek'e ve kim olduğunu neye
hizmet ettiğini anlamadığım özcan soysala birde we
No score for
this post |
January 14 2002, 6:19
PM |
Gördüğüm kadarıyla bu sitede Turkleri ve Mustafa
Kemal'i aşağılamak en ağır ve gercek dışı itham ve
iftiralarla karalama kampanyası coğu ziyaretçinin
anlamadığı ingilizce mesajlarla yoğun bir şekilde
yürütülüyor sayın(?) webmaster da diğer bazı
konularda gösterdiği hassasiyeti nedense esirgeyerek
çanak tutuyor görünümünde. Burada biz ziyaretcilerin
kimin neyi savunduğunu iyice anlamaları gerekiyor
neye hizmet ettiğinden emin olmadığınız kişilerin
görüşlerine itibar etmeyiniz. evet bu ülke hepimizin
ama oynanmak istenen oyunlar karşısında uyanık
olmalı. Bu site her tür provokasyona cok açık bir
site dostluğu ve kardeşliği savunanlar bu
provokatörlere fırsat tanımamalı
|
|
Ankaralı
(no login) |
siyah beyaz nasıl ayırdedilir
No score for
this post |
January 15 2002, 9:10
AM |
Sn Hayati Biricik
Siyah beyaz nasıl ayırdedilir. Birileri bir şey
söyler,diğerleride söyler. Herkes kendi fikrini
savunur. Bir noktada birleşilir.
Başkalarının fikirlerinden neden korkuyorsunuz.
Kendine göre üstün fikirlerin varsa söyle, bize
uyarsa sana tabi olalım. Yukarıda Reisoğlu birşey
diyor diğerleride. Burada bize düşen hangisinin
doğru olduğunu saptayabilmek.
Bize uymayan fikirlere yasak koymak kimseye bir
fayda sağlamaz.< Konuşa konuşa> derler ya. Abuk
sabuk fikirlerden korkma hele de eğer haklı isen hiç
korkma. Herkes bildiğini okur, neticede doğrular
kazanır.
Hoşça kal...
|
|