Vahit Bey'e..
1. Pontos'un "coğrafi" bir isim olduğunu ana
karnındaki "cenin"ler bile biliyor artık. Malumu
ilama hacet var mı bilmem.. "Pontosun coğrafi isim
olduğu"nu ısrarla tekrar ede ede tekerlemeye
dönüştürmek Bölgemize ilişkin "bilgi stoku"nun
bittiğine de işaret etse gerek. Stok yapacak "yeni
kaynaklar"ın keşfine çıkılsa daha iyi olur.
2. "Pontos Tarihi Helen Tarihidir" gibi subjektif
bir saplantıyı genellemenin doğru olduğunu
sanmıyorum. "Pontos tarihinde Helenler de var" demek
daha makul bir yaklaşım olur sanıyorum.
3. Karadenizle ilgili "Tarih Öncesi, mitoloji ve
yazılı tarih", "kimi"lerinin zihin bulanıklıklarında
birbirine karışmış ve kendi orijinalitesini deforme
ettirmişe benziyor. Daha doğrusu bulanık zihinlerin
algılamasında tarih öncesi, mitoloji ve yazılı tarih
heterojen bir bulanıklığa uğramış.
Aziz Dostum,
"geri kalan tarih mitolojiktir" demek biraz
"bilinmeyenden kurnazca kaçış" olmuyor mu? Bir şey
"neyse odur". Tarih'le birlikte tüm sosyal
bilimlerdeki konulara, sorunlara,vs. ; eski tabirle
"efradını cami, ağyarını mani" bir biçimde yaklaşmak
gerekir diye düşünüyorum. Mitolojinin tarihle
ilişkisi ayrı bir konudur. "Mitoloji ne kadar
tarihtir ya da tarihte ne kadar mitolojik unsurlar
vardır" konuları günümüzde de tartışılmaktadır.
3. " kimse bosuna at yarisina girmesin!
bazilarininin hosuna gitse de gitmese de Pontos,
mitoloji doneminden 1800 lu yillara kadar Helence
egitim gorulen ve Helence konusulan bolgelerden biri
idi.". Hoşa gitme veya gitmeme "tarih disiplini"
için çok talihsiz bir ifade. Yanılıyor olabilirim
ama izlenimim şu: Duygularınızın realitelere baskın
çıktığını sanıyorum. Unutmayalım ki (sizi bir nebze
tenzih ederek söylüyorum) "aşırı muhabbet gerçek
karşısında körlüğü getirir."
4. "Tarih toprağın altındaki ve üstündeki
kalıntılardan anlaşılır" ifadenize katılmakla
birlikte, toprağın kesit olarak değil de bir "bütün"
olarak altı ve üstünü irdelemek gerekmez mi?
5. Helenlere saygı duyabilirsiniz. Ya da başka
herhangi bir etnik topluluğa muhabbet
besleyebilirsiniz ancak öncelikle "kendinize",
"kendi tarihselliğiniz"in farkında olarak..
Gerisi "davul zurna" demeyin. İşi sokağa dökmeyin.
Selamlar..
Visirli/Ankara
|
|
Vahit TURSUN
(no login) |
Pontos ne kadar cografi bir isim?
No score for
this post |
February 2 2002, 10:50
PM |
merhaba Visirli hemserim
Pontos kelimesinin cografi bir isim olmadigini iddia
etmedim! cografi bir isim olamsinin yani sira, belli
kulturel sinirlari kapsayan bir bolgenin ismi
oldugunu yazdim.
ornegin; Karadeniz kelimesi karsi beri, dogu bati
tum Karadenizi kapsar. fakat, Pontos denildiginde
sadece Turkiyenin dogu Karadeniz bolgesi akla gelir.
sanirim bunda yanilmiyorum.
yanildigim bir nokta varsa lutfen uyarin!
Pontos tarihi Helen tarihidir iddiasi subjektif bir
saplati ise, objektif gorus hangisidir?
belki yanilmis olabilirim, dogrusunu sizden
ogrenelim lutfen!
tarihin mitolojik bolumunden kactigim falan yok!
fakat, adem ile havva da bir mitolojidir!
yani; bu gibi bilgilere inanip inanmamak kisilerin
mantigina kalmis bir seydir.
bir bolgenin tarihi arastirilirken, istenildigi
kadar tarihin derinliklerine dalinabilinir.
arkeoloji bilimi kullanilarak, belki de milyonlarca
yil oncesine ait bilgiler de elde edilebilinir.
boylesine derin bir arastirma, ancak "insanlik
tarihi" cercevesinde yapilir.
fakat, tarihi belli bir kulturel yapi veya millet
cercevesinde inceledigimiz zaman isler degisir!
bu durumda, millet kavraminin ortaya ciktigi
donemden baslamak durumunda kaliriz.
bu da yetmez tabi...
tarihsel nitelik tasiyan kalintilarin hangi
uygarliga ait oldugunu saptariz. yazili tarihten
bolge de kurulan devletlere ve egitim diline bakariz
vb.
bir bolge de binlerce yil birlikte ve ayni siyasi
cati altinda yasayan bir toplumun heterojen ve
homojen niteliklerini binlerce yil sonra ayird
etmeye kalkmak, realitelerden kacmaktir!
ancak bir bolge de, binlerce yil sonra dahi olsa
kendi farkli kulturunu yasatabilen farkli bir toplum
varsa, zaten o toplum kendi kulturu cercevesinde
kimligini tasiyor demektir.
bugun, Girit adasinin neredeyse yarisindan fazlasi
irksal olarak Karadeniz kokenlidir. yuzyillar boyu
yasanan goclerden dolayi Istanbul rumlarinin onemli
bir kismi da oyle olmasi gerekir. bununla birlikte
bu kitlelerin tarihi de Helen tarihi cercevesinde
degerlendirilir.
subjektif bir yaklasim mi yine?
Karadeniz milleti diye bir millet yoktur. Lazlar
zaten kendi kulturleri cercevesinde kendi kulturel
kimliklerini koruyabilmislerdir.
sonradan yerlesenler (heterojenler) kendi kokenleri
hakkinda bilgi sahibidirler.
geri kalanlar icin Makron, Mosynik, Chalib, Dril,
Tzan, Kerkit, Taok, Vyzir, Kiss vb. gibi Helenistik
caga ait klasik kitaplarda yer alan kabile
isimlerinden yola cikarak bir kimlik arayisina
gitmenin, Adem ve Havva ya kadar uzanmak gibi bir
sey olsa gerek...
ayrica bu kabilelerin farkli bir etnik yapidan
geldigi de belli degildir. Prohelenik donemde de
Atinalilar, Patralilar, Giritliler vb. Helen dunyasi
farkli bir cok kabilelere ayriliyordu. bolgeler
arasi anlasmazliklari hem dil hem de siyasi birlik
acisindan da mevcut idi.
kisaca soylemek istedigim; yurutmeye calistiginiz
mantikla yola cikarsak, yolun sonu yoktur.
ama illa da Helenismden kacmak istiyorsaniz, bosuna
ugrasmaniza ne gerek var?
Prohelenik caga atlayin ve kurtulun :)))
yine de mantigimda hatali olabilecegimi,
algilayamadigim bir kripto-bagimliligimin
olabilecegini dikkate alarak sizin yazacaklarinizi
degerlendirecegim.
sizi bekliyorum.
bilimsel ve mantikli aciklamalarinizla beni
aydinlatiniz lutfen!
selamlar |
|