PONTOS’TA TİYATRO VE LAZLAR
Halklar geride bıraktığı yazılı tarihleriyle ve
kültürleriyle vardırlar. Adları sayılamayacak kadar
çok olan kavimler sırf yazılı bir belge
bırakamadıkları veya yazılı belgeleri yok edildiği
için bizlere kadar ulaşamadılar. Belki çok güçlü
kültürleri ve dilleri vardı onların. Ancak
atmosferde veya uzayda dolaşan sesleri ayırt edecek
bir teknolojimiz olmadığı için bu dünyadan kimlerin
gelip geçtiğini bilemeyeceğiz.
Karadeniz/Pontos coğrafyası belki de yeryüzünde en
eski kavimleri içinde barındıran bir bölgedir. Bu
bölgeden günümüze ulaşabilenler, Lazlar, Ermeniler,
Yunanlar, Gürcüler’dir. Lazlar dışındakilerin, kendi
alfabeleri, yazılarla, heykellerle, mimariyle
belgelenebilen tarihleri ve kültürleri var. Bölgeye
sonradan yerleşen Türklerin bazı boylarının,
geldikleri yerlerde bıraktıkları alfabeleri ve
mimari kalıntılarının olduğunu, dolayısıyla günümüze
kadar ulaşan yazılı ve sözlü kültürlerinin varlığını
biliyoruz.
Lazların geçmişlerine yönelik tek bir yazılı
belgeleri, sanat eserleri ve alfabelerinin olmaması
ilgi çekicidir. Gürcüceyle akraba olan bir dilin
yalnızca sözde kalması merak konusudur. Bazı Latin
yazarların seyahatnamelerinde veya eserlerinde adı
geçen Lazika Krallığı’nın tarih içindeki rolü, sırf
geride bir belge bırakılmadığı için belirsizdir ya
da söylencelere dayalıdır.
Ermeniler, Gürcüler ve Karadeniz’e sonradan yerleşen
Yunanların bölgeyle ilgili yazılı eserlerinden bu
halklarla ilgili elle tutulur bilgiler
edinebilmekteyiz. Ayrıca konuştukları dillerden yine
ilişkide bulundukları bölgelerle ilgili önemli
ipuçları elde edebiliyoruz. Örneğin; Yunacaya
“demir/sidiros” sözcüğü Sidi’den (Pontos’ta bir yer
adı), “çelik/halips” sözcüğü Halibia/Haldia’dan yani
bu madenlerin ilk çıkarıldığı yerlerin adıyla
girmiştir. Buradan hareketle Yunanların demir
madeniyle Pontos’ta tanıştıklarını ve çeliği de
burada gördüklerini anlayabiliyoruz. Bu mantıkla Laz
dili üzerine yapılacak etimolojik araştırmalarda
belki de Lazlarla ilgili önemli etnolojik sonuçlara
ulaşabiliriz. Başka bir yol da göremiyorum.
Bundan 2500 yıl önce Sinoplular Karadeniz
kıyılarında irili ufaklı kentler kurarlar. O sırada
Sinop’un hakimleri Miletlilerdir. Miletliler:
Helence konuşan, Helen kültürüne sahip ve bu kültürü
gittikleri yerlere taşıyabilen bir halktır. Bu
halkın Pontos’a taşıdıkları kültürün bir ürünü olan
tiyatro sanatı bir süre sonra ürünlerini vermeye
başlamış. Bunlar en azından bir kenara yazıldıkları
veya saklandıkları için günümüze kadar
ulaşabilmişlerdir.
Aşağıda örneğini vermeye çalıştığım ve bana ilginç
gelen, tiyatro yazarlarının çoğunun komedi veya
hiciv sanatını öne çıkarmalarıdır. Ayrıca bu
yazarların ve tiyatroların ilk beş yüzyıl yalnızca
batı ve orta Karadeniz’de olması, Helen kültürünün
henüz o yüzyıllarda Doğu karadeniz’e nüfuz
edemediğini göstermektedir.
Pontos’ta tiyatro konusunu diğer halkları incelemede
bir örnek oluşturması dileğiyle bilgilerinize
sunuyorum. Lazlar üzerinde de bu minvalde çalışmalar
yapılarak, en azından Laz kültürü üzerine eğilinerek
bu halkın kimliği konusunda doğru bilgiler edinmek
zorundayız. Yoksa Lazlar hakkında söylenen ve
yazılanlar bir hoş seda olarak yeniden atmosferde
diğerlerinin yanında yer alacaklardır.
Bu arada belirtmek isterim; eksiklerim konusundaki
kaynağı verilen uyarılar beni ancak sevindirir.
İÖ 4.yüzyıldan İS I.yüzyıla kadar olan Pontoslu
tiyatro yazarları:
Beş komedi yazarı, üç dram yazarı şair çoğu Sinop’ta
doğmuş ve ilk oyunlarını Pontos’ta sahnelemiş ve
Atina’ya gitmişler. Diodoros (Sinop), Difilos
(Sinop), Vaton (Sinop), Dionisios (Sinop), Diogenis
veya babası (Sinop), Korinthos’ta öldü, Ereğlili
Spintharos tragetya yazarı, Pontoslu İraklidis
tragetya yazarı ve Ereğlili Hameleon.
Pontosta beş açık tiyatro vardı o dönem; Amisos
(Samsun), Amasia, Tieiou, Amastridos (Amasra),
Kerasus (Giresun).
Bu bilgilerden Pontos’ta tiyatro yaşamının en
azından (İÖ IV.-İS I) beş yüzyıl canlı olduğunu
anlamaktayız.
Amasya’nın Embimi yerleşim yerinde bulunan bir
tiyatro oyuncusunun mezarında (İS I.yy) şu şiir
bulunmuştur.
Keime Gemellos eğo Burada bulunan Gemellos
O pollis theatrois Birçok tiyatroda
Polla lalisas Çok şeyler söyledi
Kai pollas odus Çok yollarda
Autos odeusas Dolandı bu kişi
Kai ouketi mou stoma Artık ağzım
Fonas apolei Ses çıkarmıyor
Oude heiron krotos Ne de alkış geliyor
Erhete. All’ apodous Ama hayatım
To Danion peporeume Borcumu ödemekle geçti
Tauta panta konis Bunların hepsi toz oldu
Pontoslu tiyatro yazarları:
1. Diodoros, eserlerini Atina’da yazdı. Eserlerinin
adı, Epikliros, Aulitris (Kavalcı), Nekros (Ölü),
Mainomenos.
2. Difilos, eserlerini Atina’da yazmış, İzmir’de
ölmüş. Altmışa yakın tanınmış eserleri var. Bazıları
Amastris, Ğamos (Düğün), Diamartanousa (Günahkar
kadın), Valaneion, Elaion (Zeytinlik), Emporos
(Tüccar), Zoğrafos (Ressam), İraklis (Herkül), İros
(Kahraman), Paiderastai (Süpyancılar), Sapho (ünlü
kadın şair), vd. Bu eserler “The Framents of Attic
Comady” adı altında J.M. Edmonds (Cambridge III A,
1961) tarafından yayımlanmıştır.
Sonraki Latin komedi yazarlarının (Plattus,
Teretius) Difilos’u örnek aldıkları bilinmektedir.
3. Dionisios, İÖ 3. yüzyılda yaşadı. Eserleri,
Omonimoi, Thesmoforos, Akontizomenos, Sozusa.
4. Vaton İÖ 3.yy’da yaşadı. Eserleri, Androfonos,
Aitoloi, Euergete (Hayırsever), Sineksapaton
(Dolandırıcı). Eserlerinde çağdaşı filozofları
hicvetmekle ünlüymüş.
5. Diogenis İÖ 404’de doğdu ve Korinthos’ta Büyük
İskender’le aynı günde öldüğü (İÖ.323)
söylenmektedir. Felsefi ve tragetya çalışmaları var.
Eserleri, Eleni, Thuestis, İraklis, Ahilleus,
Mideia, Hrusippos ve Oidipous. Bu eserlerinin
hiçbiri bulunamamıştır. Eserlerinin adları Diogenis
Laertios’un “Filosofların Yaşamı” adlı kitabında
yazılıdır.
6. Spintharos, Sofokles’in çağdaşıdır. Eski Suda
sözlüğünde yazdığı tragetyaların adı geçiyor.
Eserleri, Semeli kerainoumeni, İraklis
perikaiomenos, Parthenopaios.
7. İraklidis İÖ 4.yy’da doğdu. Diogenes’in
çağdaşıdır ve İÖ 330’da öldü. Zengin aile çocuğu
olduğu için Atina’da eğitim gördü. Platon’un
öğrencisidir. Kısa süre Platon’un okulunda
direktörlük ettiği bilinmektedir. İÖ 338’de
Ereğli’ye döner ve okul açar. “Filozofların Yaşamı”
adlı kitaptan eserlerinin adlarını öğreniyoruz;
Forvas, Ieris (Rahip), Pentheus, Hmitheoi. Tiyatroda
oynanan eserlerini Thespi mahlasıyla oynatıyordu.
8. Hamaileon. Tiyatro eserlerinin adları
bilinmemektedir. Ancak Homeros, Hesiodos,
Stisihoros, Sapho, eski komediler, Saturous,
tanrılar ve sarhoşlar için kitaplar yazdığı
bilinmektedir.
Çeviri: İ. Reisoğlu
Kaynak:
Ermis L. Muratidis, To Pontiako Theatro/Pontos
Tiyatrosu, Kiryakidis Yayınları, s. 25-30, Selanik,
1991
|
|
Scoring_Disabled_Msg |
Respond to this message |
|
Gubaz
(no login) |
neden Laz-Mengreller edebiyat dili olusturamadi ?
No score for
this post |
July 21 2001, 8:02 PM |
Sayin Reis oglu,
Yazinin bir halkin ayakta kalmasi daha da önemlisi
kendini gelistirmesi icin nekadar fundamental
yapip-etme oldugu tartisma götürmez bir gercektir.
Fakat bu gerceklik özellikle son yüzyillarda
özellikle farkli halklarin daha sik ve kolay
iletisime gecebilme imkaninin gelistirilmis olmasi
ve bunun beraberindede birinin digerine baskin gelip
zayif(!) olani asimile etmesi gibi bir tehlikeyide
beraberinde getirdigi icin dahada önem kazanmistir.
(örnegin ingilizcenin günümüzde ki etkisi en canli
ve ilginc fenomenlerdendir).
Laz-Mengrellerin kendi dillerinde neden bir edebiyat
olusturamadiklari, neden yazili bir dilleri olmadigi
sorusu ilginctir, fakat cevapsiz deyildir.
LAz-mengreller, yani Kolhlerin, eski yunan
yazarlarinin iletilerden, özellikle altin post ve
bubun üzerine yapilan yorumlardan, kesin ispat
olmamakla birlikte, kendi dillerinde yazdiklari
sonucu cikarilabilir. Bu cikarim Altin Post
efsanesinin yorumlarindan biri olan ; " altin post
un altinda bir post deyil, persumen kagidina altinin
kimyasinin yazili oldugu" yorumudur( bakiniz
http://www.lazebura.com/Dil/dil01.htm , de ki ESKI
TARIH YAZILARINDA KOLHI DILI ( MENGRELO - LAZCA )
Kolhler büyük ihtimalle latin harfleri ile
yaziyorlardi. Kolhetide bulunan, bati gürcistan,
yunan harfleri ile yazilmis ve bir tapinakta,
tapinagin girisinde yer alan bir yazit (tanricaya
yapilan duanin yazili oldugu bir arkeolojik buluntu)
elimizdeki tek ipucudur.
Kolhler M.Ö. 8.yy da helenlerle ilk temasi
kurmuslardir. (genis bilgi icin " Archäologie in
Georgien Autor: O.Lordkipanidse). Bu tarihten sonra
eski yunanlilarla M.Ö.1 yy la kadar ticari bir
iliski icinde idiler . FAkat daha sonra yunan
kolonisi haline geldi. Bu tarihten sonra, belli
araliklar disinda Lazika kralligin da bile
Laz-mengreller hep büyük güclerin strateji
savaslarinin tam ortasinda yer almistir.
Yukardaki soruya kanimca en mantikli cevap 8 eldeki
veriler isiginda) Laz-Mengrellerin büyk ihtimalle
eski yunan harfleri ile yazdiklar.
Tarihi eser birakmadiklari fikri ise dogru deyildir.
Zira Türkiyede bilinmemekle birlikte Kolheti
medeniyetine ait Gürcistanda yapilan kazilarda
bircok eser bulunmustur. Fakat bunun türkiyede
bilinmemesi ise cevabi bilinen ayri bir konudur.
Bu arada gürcucenin ilk kez M.S. 5. yy da
yazildigini, yani Lazika ortadan kaldirildiktan
sonra. Bu belkide Laz-Mengrellerin edebi bir dil
olusturma sansininda ortadan kaldirilmasi idi.
Kiril alfabesi eski yunancadan uyarlanarak
olusturulmus bir alfabedir ve dünyanin en eski
dillerinden biri olarak kabul edilir. Ayni sekilde
Laz-Mengrelce.
Yazili olmayan bir dilin nasil olupta bügüne kadar
oldukca canli bir sekilde ulasabildigi ise bence
ayni ilgincliktedir.
Kisaca sunu eklemek istiyorum. Özellikle türkiyede
Kolheti ve Lazika kralliklari hakkinda nerde ise hic
birsey bilinmiyor. Bu konularda sadece gürcü bilim
adamlarinin ( Türkiyedeki tarih arastirma anlayisina
yakin bir anlayisla yapilan calismalar) yaptigi
yetersiz calismalarin disinda fazla bir calisma
yoktur. Bu sanirim simdiki ve gelecek nesil
Laz-Menrellerin en basta gelen sorumluluklari
olacaktir ve bu konuda yavasta olsa bir ilgi artisi
mevcuttur.
Sonuc olarak (herhangi bir elestiri deyil bir dikkat
cekme olarak) Laz-Mengrellerin tarih ve dili
hakkindfa yapilan calismalar, bu alandaki birikim
sun anda yetersizdir ve bunun icinde yapilacak
yorumlarin bilimsel metod temelinde yola cikarak cok
dikkatli olmayi gerektirmektedir.
saygilarimla
Gubaz Cibarisi
|
|
Scoring_Disabled_Msg |
Respond to this message |
|
Riesoğlu
(no login) |
Lazlar!
No score for
this post |
July 22 2001, 1:01 PM |
Sayın Cibarişi,
Siteniz olan lazebura.com’a zaman zaman giriyorum.
Lazlarla ilgili tek sanal iletişim kanalıdır
diyebilirim. Uğraşınızda başarılar dilerim.
“Lazlar” konusu Halkbilimciler için bildiğiniz gibi
hem çok yeni hem de araştırılması zor bir konudur.
Nedenlerine gelince:
Tarih içinde Laz ulusu, devleti, halkı diye bir
kesit yok. Söylediğiniz gibi Latince, Yunanca ve
Gürcüce kaynaklarda Lazlar’ın adı geçse bile, orada
kalmaktadır. Dolayısıyla ilerisine gidemiyoruz.
Örneğin siz de aynı şekilde, tarih kayıtlarında Laz
ismini bulamadığınız için “Kolkh” ismini Lazların
ataları olarak kabul edip yeni ipuçları
aramaktasınız. Bunu ayıplamıyor, tersine bir
araştırmacının olmazsa olmaz kuşkucu özelliğinin
gereği olarak kabul ediyorum.
19.yy’da Alman ve Fransız halkbilimcilerinin konuya
olan ilgisi bize hiç olmasa çeşitli veriler sunuyor.
Ancak bunların da Türkçe çevirisi ne yazık ki yok.
Çünkü Türkiye’de henüz bu çalışmaların önemini
kavramış bir “Laz aydını” yok. Lazlar adına çok şey
söyleyenlerin varlığından haberdarız. Ancak
söylenilen veya yazılan sözlerin “ezilmişlik,
asimile edilmişlik, aşağılanmışlık” psikolojisine
bağlı politik bir karşı çıkış amacıyla edildiğini
biliyoruz. Oysa bu başka bir kulvardır ve hiçbir
araştırma bu mantıkla yapılamaz. Yapılırsa da
araştırmanın bilimselliği tartışılır. Üstelik daha
Lazlar’ın “kim!” oldukları belli değilken önderleri
veya yönlendiricileri ortaya çıkmış oluyor.
Son zamanlarda Lazlarla ilgili birçok kitap
yayınlanmasına rağmen iki Lazca sözlük dışında Laz
Dili’ni ve Kültürü’nü içeren derli toplu bir çalışma
maalesef yok. Laz Ansiklopedisi projesi bu iş için
biçilmiş kaftan olmasına rağmen henüz bu konuyla
ilgili yayımlanmış makale yok gibi. Tabi Türkiye’nin
yasakçı zihniyetini göz ardı edemeyiz. Ancak buna
rağmen ülkemizde elle tutulur araştırmalar artık
yapılabiliyor.
Her neyse, benim de ilgi alanım olan Karadeniz’de
yaşayan Lazların kültürel mirasını ve tarihini
oldukça merak etmekteyim. Bu konuda edineceğim en
küçük bilgi beni ancak mutlu eder. O nedenle
işinizin çok zor olduğunu biliyor, tekrar
kolaylıklar diliyorum.
Sevgilerimle,
İ. Reisoğlu |
|