Lahana.org Karadeniz'in efsanevi sitesi Karalahana.com'un kardeş sitesidir!  

Hoşceldun Uşak! Habu sayfede son 24.09.2006 cuni bi şeyler edildi

Google

 

PONTOS'TA TİYATRO VE LAZLAR!

July 18 2001 at 1:52 PM
No score for this post
İ. REİSOĞLU  (no login
PONTOS’TA TİYATRO VE LAZLAR


Halklar geride bıraktığı yazılı tarihleriyle ve kültürleriyle vardırlar. Adları sayılamayacak kadar çok olan kavimler sırf yazılı bir belge bırakamadıkları veya yazılı belgeleri yok edildiği için bizlere kadar ulaşamadılar. Belki çok güçlü kültürleri ve dilleri vardı onların. Ancak atmosferde veya uzayda dolaşan sesleri ayırt edecek bir teknolojimiz olmadığı için bu dünyadan kimlerin gelip geçtiğini bilemeyeceğiz.

Karadeniz/Pontos coğrafyası belki de yeryüzünde en eski kavimleri içinde barındıran bir bölgedir. Bu bölgeden günümüze ulaşabilenler, Lazlar, Ermeniler, Yunanlar, Gürcüler’dir. Lazlar dışındakilerin, kendi alfabeleri, yazılarla, heykellerle, mimariyle belgelenebilen tarihleri ve kültürleri var. Bölgeye sonradan yerleşen Türklerin bazı boylarının, geldikleri yerlerde bıraktıkları alfabeleri ve mimari kalıntılarının olduğunu, dolayısıyla günümüze kadar ulaşan yazılı ve sözlü kültürlerinin varlığını biliyoruz.

Lazların geçmişlerine yönelik tek bir yazılı belgeleri, sanat eserleri ve alfabelerinin olmaması ilgi çekicidir. Gürcüceyle akraba olan bir dilin yalnızca sözde kalması merak konusudur. Bazı Latin yazarların seyahatnamelerinde veya eserlerinde adı geçen Lazika Krallığı’nın tarih içindeki rolü, sırf geride bir belge bırakılmadığı için belirsizdir ya da söylencelere dayalıdır.

Ermeniler, Gürcüler ve Karadeniz’e sonradan yerleşen Yunanların bölgeyle ilgili yazılı eserlerinden bu halklarla ilgili elle tutulur bilgiler edinebilmekteyiz. Ayrıca konuştukları dillerden yine ilişkide bulundukları bölgelerle ilgili önemli ipuçları elde edebiliyoruz. Örneğin; Yunacaya “demir/sidiros” sözcüğü Sidi’den (Pontos’ta bir yer adı), “çelik/halips” sözcüğü Halibia/Haldia’dan yani bu madenlerin ilk çıkarıldığı yerlerin adıyla girmiştir. Buradan hareketle Yunanların demir madeniyle Pontos’ta tanıştıklarını ve çeliği de burada gördüklerini anlayabiliyoruz. Bu mantıkla Laz dili üzerine yapılacak etimolojik araştırmalarda belki de Lazlarla ilgili önemli etnolojik sonuçlara ulaşabiliriz. Başka bir yol da göremiyorum.

Bundan 2500 yıl önce Sinoplular Karadeniz kıyılarında irili ufaklı kentler kurarlar. O sırada Sinop’un hakimleri Miletlilerdir. Miletliler: Helence konuşan, Helen kültürüne sahip ve bu kültürü gittikleri yerlere taşıyabilen bir halktır. Bu halkın Pontos’a taşıdıkları kültürün bir ürünü olan tiyatro sanatı bir süre sonra ürünlerini vermeye başlamış. Bunlar en azından bir kenara yazıldıkları veya saklandıkları için günümüze kadar ulaşabilmişlerdir.

Aşağıda örneğini vermeye çalıştığım ve bana ilginç gelen, tiyatro yazarlarının çoğunun komedi veya hiciv sanatını öne çıkarmalarıdır. Ayrıca bu yazarların ve tiyatroların ilk beş yüzyıl yalnızca batı ve orta Karadeniz’de olması, Helen kültürünün henüz o yüzyıllarda Doğu karadeniz’e nüfuz edemediğini göstermektedir.

Pontos’ta tiyatro konusunu diğer halkları incelemede bir örnek oluşturması dileğiyle bilgilerinize sunuyorum. Lazlar üzerinde de bu minvalde çalışmalar yapılarak, en azından Laz kültürü üzerine eğilinerek bu halkın kimliği konusunda doğru bilgiler edinmek zorundayız. Yoksa Lazlar hakkında söylenen ve yazılanlar bir hoş seda olarak yeniden atmosferde diğerlerinin yanında yer alacaklardır.

Bu arada belirtmek isterim; eksiklerim konusundaki kaynağı verilen uyarılar beni ancak sevindirir.

İÖ 4.yüzyıldan İS I.yüzyıla kadar olan Pontoslu tiyatro yazarları:

Beş komedi yazarı, üç dram yazarı şair çoğu Sinop’ta doğmuş ve ilk oyunlarını Pontos’ta sahnelemiş ve Atina’ya gitmişler. Diodoros (Sinop), Difilos (Sinop), Vaton (Sinop), Dionisios (Sinop), Diogenis veya babası (Sinop), Korinthos’ta öldü, Ereğlili Spintharos tragetya yazarı, Pontoslu İraklidis tragetya yazarı ve Ereğlili Hameleon.

Pontosta beş açık tiyatro vardı o dönem; Amisos (Samsun), Amasia, Tieiou, Amastridos (Amasra), Kerasus (Giresun).

Bu bilgilerden Pontos’ta tiyatro yaşamının en azından (İÖ IV.-İS I) beş yüzyıl canlı olduğunu anlamaktayız.

Amasya’nın Embimi yerleşim yerinde bulunan bir tiyatro oyuncusunun mezarında (İS I.yy) şu şiir bulunmuştur.

Keime Gemellos eğo Burada bulunan Gemellos
O pollis theatrois Birçok tiyatroda
Polla lalisas Çok şeyler söyledi
Kai pollas odus Çok yollarda
Autos odeusas Dolandı bu kişi
Kai ouketi mou stoma Artık ağzım
Fonas apolei Ses çıkarmıyor
Oude heiron krotos Ne de alkış geliyor
Erhete. All’ apodous Ama hayatım
To Danion peporeume Borcumu ödemekle geçti
Tauta panta konis Bunların hepsi toz oldu

Pontoslu tiyatro yazarları:

1. Diodoros, eserlerini Atina’da yazdı. Eserlerinin adı, Epikliros, Aulitris (Kavalcı), Nekros (Ölü), Mainomenos.

2. Difilos, eserlerini Atina’da yazmış, İzmir’de ölmüş. Altmışa yakın tanınmış eserleri var. Bazıları Amastris, Ğamos (Düğün), Diamartanousa (Günahkar kadın), Valaneion, Elaion (Zeytinlik), Emporos (Tüccar), Zoğrafos (Ressam), İraklis (Herkül), İros (Kahraman), Paiderastai (Süpyancılar), Sapho (ünlü kadın şair), vd. Bu eserler “The Framents of Attic Comady” adı altında J.M. Edmonds (Cambridge III A, 1961) tarafından yayımlanmıştır.

Sonraki Latin komedi yazarlarının (Plattus, Teretius) Difilos’u örnek aldıkları bilinmektedir.

3. Dionisios, İÖ 3. yüzyılda yaşadı. Eserleri, Omonimoi, Thesmoforos, Akontizomenos, Sozusa.

4. Vaton İÖ 3.yy’da yaşadı. Eserleri, Androfonos, Aitoloi, Euergete (Hayırsever), Sineksapaton (Dolandırıcı). Eserlerinde çağdaşı filozofları hicvetmekle ünlüymüş.

5. Diogenis İÖ 404’de doğdu ve Korinthos’ta Büyük İskender’le aynı günde öldüğü (İÖ.323) söylenmektedir. Felsefi ve tragetya çalışmaları var. Eserleri, Eleni, Thuestis, İraklis, Ahilleus, Mideia, Hrusippos ve Oidipous. Bu eserlerinin hiçbiri bulunamamıştır. Eserlerinin adları Diogenis Laertios’un “Filosofların Yaşamı” adlı kitabında yazılıdır.

6. Spintharos, Sofokles’in çağdaşıdır. Eski Suda sözlüğünde yazdığı tragetyaların adı geçiyor. Eserleri, Semeli kerainoumeni, İraklis perikaiomenos, Parthenopaios.

7. İraklidis İÖ 4.yy’da doğdu. Diogenes’in çağdaşıdır ve İÖ 330’da öldü. Zengin aile çocuğu olduğu için Atina’da eğitim gördü. Platon’un öğrencisidir. Kısa süre Platon’un okulunda direktörlük ettiği bilinmektedir. İÖ 338’de Ereğli’ye döner ve okul açar. “Filozofların Yaşamı” adlı kitaptan eserlerinin adlarını öğreniyoruz; Forvas, Ieris (Rahip), Pentheus, Hmitheoi. Tiyatroda oynanan eserlerini Thespi mahlasıyla oynatıyordu.

8. Hamaileon. Tiyatro eserlerinin adları bilinmemektedir. Ancak Homeros, Hesiodos, Stisihoros, Sapho, eski komediler, Saturous, tanrılar ve sarhoşlar için kitaplar yazdığı bilinmektedir.

Çeviri: İ. Reisoğlu

Kaynak:
Ermis L. Muratidis, To Pontiako Theatro/Pontos Tiyatrosu, Kiryakidis Yayınları, s. 25-30, Selanik, 1991

 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
Author Reply
DIOGENIS
(no login)

Trana alithias

No score for this post
July 20 2001, 4:55 AM 

Nepe Raisoglu
Ta alithias prep na ftagomata fanera!!
I alithia en to monon oplonmune!!!
Ke ato eftai hrisin mono ontas inete faneron!!!
Iian ke evloian

 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
Gubaz
(no login)

neden Laz-Mengreller edebiyat dili olusturamadi ?

No score for this post
July 21 2001, 8:02 PM 

Sayin Reis oglu,

Yazinin bir halkin ayakta kalmasi daha da önemlisi kendini gelistirmesi icin nekadar fundamental yapip-etme oldugu tartisma götürmez bir gercektir. Fakat bu gerceklik özellikle son yüzyillarda özellikle farkli halklarin daha sik ve kolay iletisime gecebilme imkaninin gelistirilmis olmasi ve bunun beraberindede birinin digerine baskin gelip zayif(!) olani asimile etmesi gibi bir tehlikeyide beraberinde getirdigi icin dahada önem kazanmistir. (örnegin ingilizcenin günümüzde ki etkisi en canli ve ilginc fenomenlerdendir).

Laz-Mengrellerin kendi dillerinde neden bir edebiyat olusturamadiklari, neden yazili bir dilleri olmadigi sorusu ilginctir, fakat cevapsiz deyildir. LAz-mengreller, yani Kolhlerin, eski yunan yazarlarinin iletilerden, özellikle altin post ve bubun üzerine yapilan yorumlardan, kesin ispat olmamakla birlikte, kendi dillerinde yazdiklari sonucu cikarilabilir. Bu cikarim Altin Post efsanesinin yorumlarindan biri olan ; " altin post un altinda bir post deyil, persumen kagidina altinin kimyasinin yazili oldugu" yorumudur( bakiniz http://www.lazebura.com/Dil/dil01.htm , de ki ESKI TARIH YAZILARINDA KOLHI DILI ( MENGRELO - LAZCA )

Kolhler büyük ihtimalle latin harfleri ile yaziyorlardi. Kolhetide bulunan, bati gürcistan, yunan harfleri ile yazilmis ve bir tapinakta, tapinagin girisinde yer alan bir yazit (tanricaya yapilan duanin yazili oldugu bir arkeolojik buluntu) elimizdeki tek ipucudur.

Kolhler M.Ö. 8.yy da helenlerle ilk temasi kurmuslardir. (genis bilgi icin " Archäologie in Georgien Autor: O.Lordkipanidse). Bu tarihten sonra eski yunanlilarla M.Ö.1 yy la kadar ticari bir iliski icinde idiler . FAkat daha sonra yunan kolonisi haline geldi. Bu tarihten sonra, belli araliklar disinda Lazika kralligin da bile Laz-mengreller hep büyük güclerin strateji savaslarinin tam ortasinda yer almistir.

Yukardaki soruya kanimca en mantikli cevap 8 eldeki veriler isiginda) Laz-Mengrellerin büyk ihtimalle eski yunan harfleri ile yazdiklar.

Tarihi eser birakmadiklari fikri ise dogru deyildir. Zira Türkiyede bilinmemekle birlikte Kolheti medeniyetine ait Gürcistanda yapilan kazilarda bircok eser bulunmustur. Fakat bunun türkiyede bilinmemesi ise cevabi bilinen ayri bir konudur.

Bu arada gürcucenin ilk kez M.S. 5. yy da yazildigini, yani Lazika ortadan kaldirildiktan sonra. Bu belkide Laz-Mengrellerin edebi bir dil olusturma sansininda ortadan kaldirilmasi idi.

Kiril alfabesi eski yunancadan uyarlanarak olusturulmus bir alfabedir ve dünyanin en eski dillerinden biri olarak kabul edilir. Ayni sekilde Laz-Mengrelce.

Yazili olmayan bir dilin nasil olupta bügüne kadar oldukca canli bir sekilde ulasabildigi ise bence ayni ilgincliktedir.

Kisaca sunu eklemek istiyorum. Özellikle türkiyede Kolheti ve Lazika kralliklari hakkinda nerde ise hic birsey bilinmiyor. Bu konularda sadece gürcü bilim adamlarinin ( Türkiyedeki tarih arastirma anlayisina yakin bir anlayisla yapilan calismalar) yaptigi yetersiz calismalarin disinda fazla bir calisma yoktur. Bu sanirim simdiki ve gelecek nesil Laz-Menrellerin en basta gelen sorumluluklari olacaktir ve bu konuda yavasta olsa bir ilgi artisi mevcuttur.

Sonuc olarak (herhangi bir elestiri deyil bir dikkat cekme olarak) Laz-Mengrellerin tarih ve dili hakkindfa yapilan calismalar, bu alandaki birikim sun anda yetersizdir ve bunun icinde yapilacak yorumlarin bilimsel metod temelinde yola cikarak cok dikkatli olmayi gerektirmektedir.

saygilarimla

Gubaz Cibarisi




 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
Riesoğlu
(no login)

Lazlar!

No score for this post
July 22 2001, 1:01 PM 

Sayın Cibarişi,

Siteniz olan lazebura.com’a zaman zaman giriyorum. Lazlarla ilgili tek sanal iletişim kanalıdır diyebilirim. Uğraşınızda başarılar dilerim.

“Lazlar” konusu Halkbilimciler için bildiğiniz gibi hem çok yeni hem de araştırılması zor bir konudur. Nedenlerine gelince:

Tarih içinde Laz ulusu, devleti, halkı diye bir kesit yok. Söylediğiniz gibi Latince, Yunanca ve Gürcüce kaynaklarda Lazlar’ın adı geçse bile, orada kalmaktadır. Dolayısıyla ilerisine gidemiyoruz. Örneğin siz de aynı şekilde, tarih kayıtlarında Laz ismini bulamadığınız için “Kolkh” ismini Lazların ataları olarak kabul edip yeni ipuçları aramaktasınız. Bunu ayıplamıyor, tersine bir araştırmacının olmazsa olmaz kuşkucu özelliğinin gereği olarak kabul ediyorum.

19.yy’da Alman ve Fransız halkbilimcilerinin konuya olan ilgisi bize hiç olmasa çeşitli veriler sunuyor. Ancak bunların da Türkçe çevirisi ne yazık ki yok. Çünkü Türkiye’de henüz bu çalışmaların önemini kavramış bir “Laz aydını” yok. Lazlar adına çok şey söyleyenlerin varlığından haberdarız. Ancak söylenilen veya yazılan sözlerin “ezilmişlik, asimile edilmişlik, aşağılanmışlık” psikolojisine bağlı politik bir karşı çıkış amacıyla edildiğini biliyoruz. Oysa bu başka bir kulvardır ve hiçbir araştırma bu mantıkla yapılamaz. Yapılırsa da araştırmanın bilimselliği tartışılır. Üstelik daha Lazlar’ın “kim!” oldukları belli değilken önderleri veya yönlendiricileri ortaya çıkmış oluyor.

Son zamanlarda Lazlarla ilgili birçok kitap yayınlanmasına rağmen iki Lazca sözlük dışında Laz Dili’ni ve Kültürü’nü içeren derli toplu bir çalışma maalesef yok. Laz Ansiklopedisi projesi bu iş için biçilmiş kaftan olmasına rağmen henüz bu konuyla ilgili yayımlanmış makale yok gibi. Tabi Türkiye’nin yasakçı zihniyetini göz ardı edemeyiz. Ancak buna rağmen ülkemizde elle tutulur araştırmalar artık yapılabiliyor.

Her neyse, benim de ilgi alanım olan Karadeniz’de yaşayan Lazların kültürel mirasını ve tarihini oldukça merak etmekteyim. Bu konuda edineceğim en küçük bilgi beni ancak mutlu eder. O nedenle işinizin çok zor olduğunu biliyor, tekrar kolaylıklar diliyorum.

Sevgilerimle,

İ. Reisoğlu