January 28 2002 at
12:14 PM No score for this post
Tayfun Kurt (no login
Bay Hulki Cevizoğlu
Ceviz Kabuğu Programı Yapımcısı
Konu: 19/01/2002 tarihli “Ceviz Kabuğu” programı ve
Ömer Asan’ın Pontus Kültürü isimli kitap.
“Pontus Kültürü” adlı kitapta, Yunanlı Prof. Neoklis
Sarris’in yazmış olduğu önsözdeki “Atatürk’ün
Samsun’a çıkışının RESMİ sebebiyle, Yunanlıların
İzmir’e çıkışının RESMİ sebebinin aynı olduğu”
konusundaki görüşün Doğan Avcıoğlu’nun “Milli
Kurtuluş Tarihi, 3. Cilt, sayfa 1189” artı Falih
Rıfkı Atay’ın “Çankaya-Atatürk Devri Hatıraları,
Cilt I” isimli kitaplardan alındığı dipnot olarak
belirtilmiştir.
Bahis konusu program esnasında bu noktaya
tarafınızdan hiç değinilmeden, bu paragrafın tamamı
okunmadan, saatlerce Ömer Asan’a adeta polisiye
çapraz sorgu biçimi gibi aynı sorunun hangi amaç ve
kasıtla yöneltildiğini anlayamadım ve bu davranışı
aydın sorumluluğu adına utanç ve nefretle izledim.
Bu da yetmiyormuş gibi 26/01/2002 tarihli
programınızın başında yine bu olaya değinip, Doğan
Avcıoğlu’nun eserinde bahis konusu olaydan
bahsedilmediğini iddia ederek, bu konuda
isteyenlerle tartışmaya hazır olduğunuzu söylediniz.
Eğer bu söylediğiniz belli bir amaç ve kasıt
taşımıyorsa bu konuyla ilgili, “Ortalama Türk İnsanı
Zeka Düzeyinize” güvenerek dokuz tarihi kaynaktan
yapmış olduğum fotokopileri tarafınıza fakslıyorum.
En azından altı çizilmiş ve işaretlenmiş bulunan
bölümleri okursanız “Ortalama Türk İnsanı Zeka
Düzeyiniz”ile dahi anlayabileceğiniz umudunu
taşıyorum.
Karadeniz- Trabzon- Of- Hayrat- Küçük Mesoraş
(Selçuk) Köylü, T.C Vatandaşı bilincini taşıyan bir
Türk olarak, Giresunlu olmanız hasebiyle sizinle
aynı denizi paylaştığımı, ama ne yazık ki aynı
derede çamaşır yıkamadığımızı belirtmek isterim.
Sizin de mensubu olduğunuzu söylediğiniz Karadeniz
Türk Toplumunun hiçbir yerde ve hiçbir zaman bir
Pontus Devleti, milleti, dili iddiası olmamıştır.
Pontus Kültürü kitabının yazarı Sayın Ömer Asan da
programınızda böyle bir niyeti olmayıp sadece kendi
köy ve kültürünün tarihin derinliklerinde
kaybolmaması için bir köy monografisi olarak bu
kitabı yazdığını belirtmiştir. Ama buna rağmen
politik çıkar peşinde koşan bazı siyasi parti
mensupları (ki bunların bazılarının ideolojileri
tarafınızdan da bilinmektedir) bugüne kadar
tarafsızlığından şüphe etmediğimiz “Ceviz Kabuğu”
programını da kullanarak, yeni düşmanlar yaratıp,
Türkiye’de yeni bir kaos ortamı yaratmak
istemektedirler. Bir Karadenizli olarak sizin de bu
işe alet olmanız düşündürücüdür. (Yoksa siz de
Karadeniz Bölgesi ve insanlarını sadece kitaplar ve
haritalardan mı tanıyorsunuz?)
Saygılarımla,
Tayfun Kurt-İstanbul
* Bu mektup ve kaynaklarla ilgili fotokopiler ek
olarak fakslanmıştır.
“RESMİ” SEBEBE DAİR
EK 1:
Derhal ifade etmeliyim ki, bana bu yetkiyi onlar
bilerek ve anlayarak vermediler. Ne pahasına olursa
olsun, benim İstanbul’dan uzaklaşmamı arzu edenlerin
buldukları sebep, “Samsun ve dolaylarındaki
asayişsizliği yerinde görüp tedbir almak için
Samsun’a kadar gitmek”
Mustafa Kemal Atatürk, Nutuk, sayfa 13
EK II:
Balkan Savaşı’nda topal kalan Osman Ağa, sert
metodlarla Rum çetelerini ezer. Rum çeteler, Türk
köylerini yakıp kadın ve çocukları öldürünce, Osman
Ağa çok daha sert karşılık verir. Her Türk evine
yapılan saldırı, en az üç Rum evine saldırıyla
cezalandırılır. Çeteciler, gemi kazanlarında
yakılır. Osman Ağa, Giresun’dan Samsun’a kadar
uzanan bölgede egemen olur. (Trabzon’da ise,
Teşkilat-ı Mahsusa’nın Trabzon Temsilciliğini yapmış
bulunan Ahmet Barutçu’ya bağlı Yahya Kahya’nın milis
güçleri vardır.) Osman Ağa Samsun’da derebeyi
gibidir.
Osman Ağa, Karadeniz kıyılarında Rum çetelerini,
kurduğu kuvvetle temizlemeye çalışırken, Ordu
Müfettişi Mustafa Kemal Paşa, Rumları bu Türk
çetelerinden korumak ve bu çeteleri yok etmek
göreviyle Samsun’a çıkartılır.
Doğan Avcıoğlu, MİLLİ KURTULUŞ TARİHİ, Cilt 3, s.
1189
EK III
16 Mayıs’ta Yunan’lılar İzmir’e, 19 Mayıs’ta Mustafa
Kemal Samsun’a çıkıyor.
Falih Rıfkı Atay, Çankaya, sayfa 87
MUSTAFA KEMAL’İN SAMSUN’A ASIL GİDİŞ (Resmi Olmayan)
SEBEBİNİ BÜTÜN DÜNYA BİLDİĞİ İÇİN AYRICA BELİRTEMEYE
GEREK YOK SANIRIM.
Scoring_Disabled_Msg
Respond to this message
Author
Reply
Ankaralı
(no login)
Sn Tayfun KURT'a
No score for
this post
January 28 2002, 1:46
PM
Bilgi ve yürek dolu yazınızdan dolayı sizi kutlarım.
İsterdimki bu yazıyı Omer ASAN kendisi yazsın.
Omerin kitabını savunmak bizlere düşmemeliidi.
Kendisi savunsa gücü yetmediği yerde bizler araya
girebilirdik.
Cevizoğlu iyi bir savaş senaryosu hazırladı.Bundan
daha iyisi olamazdı.omere de çok uygundu.
Omer bu kavgadan ağır hasarlı çıktı. Umarım
kendisini en kısa zamanda toparlar.
Hasan İzzettin DİNAMOyu ayrıca yazdı.Kendisini her
konuda anlatmak için bu ona yeterde artar bile.
En iyisi onu keskin nefesli bir hocaya okutmalı,
üfletmeli. Ne dersin.
Esen kal.
Sayın Ankaralı hemşerim,
iyi dileklerin ve değerli görüşlerin için
teşekkürler.Ömer Asananın kitabının savunması
elbette bize düşmez ama bölge insanı olarak
kendimizi doğru biçimde ifade etmek ve niyetimizin
ne olduğunu söylemek tabi ki bize düşer.Ömer Asan
kendini savununacak durumda ve konumdadır ama
dediğin gibi ağır yaralı ve konuştuğu lisandan
dolayı karşındaki insanlara meramını nedense
anlatamadı veya anlaşılmak istenmedi.bu durumda
OFLULUK damarım kabardı belki bizim dilimizi ve
meramımızı anlarlar diyerek olaya hiç istemediğim
halde girmek durumunda kaldım.ben burada Ömer Asanın
değil bölge insanını savunuyorum.kendini karadenizli
olarak tanımlayan ama,bölgesini bilmez,insanını
tanımaz şahışların belli bir amaç için bu meseleyi
gündeme getirip Ömer Asananın şahsında bütün
ofluları pontosculukla suçlaması insanın ağıra
gidiyor ve böyle bir tepkiyi doğuruyor.aslında
yazacak daha çok şey var ama bunları daha sonraya
bırakıyorum.tüm aynı derede çamaşır yıkayan
karadenizlilere selam ve sevgiler.
Derhal ifade etmeliyim ki, bana bu yetkiyi onlar bilerek ve
anlayarak vermediler .Ne pahasına olursa olsun , benim İstanbul’dan
uzaklaşmamı arzu edenlerin buldukları sebep , “Samsun ve
dolaylarındaki asayişsizliği yerinde görüp tedbir almak için
Samsun’a kadar gitmek”
Mustafa Kemal Atatürk , Nutuk , sayfa 13
EK 2 :
Balkan Savaşı’nda topal kalan Osman Ağa , sert metodlarla Rum
çetelerini ezer. Rum çeteler, Türk köylerini yakıp kadın ve
çocukları öldürünce , Osman Ağa çok daha sert karşılık verir. Her
Türk evine yapılan saldırı , en az üç Rum evine saldırıyla
cezalandırılır. Çeteciler, gemi kazanlarında yakılır. Osman Ağa ,
Giresun’dan Samsun’a kadar uzanan bölgede egemen olur. ( Trabzon’da
ise, Teşkilat-ı Mahsusa’ nın Trabzon Temsilciliğini yapmış bulunan
Ahmet Barutçuyu ‘ya bağlı Yahya Kahya‘nın milis güçleri vardır.)
Osman ağa Samsun’da derebeyi gibidir.
Osman ağa , Karadeniz kıyılarında Rum çetelerini , kurduğu kuvvetle
temizlemeye çalışırken , Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa , Rumları
bu Türk çetelerinden korumak ve bu çeteleri yok etmek göreviyle
Samsun’a çıkartılır.
Doğan Avcıoğlu , MİLLİ KURTULUŞ TARİHİ , Cilt 3 , S. 1189
EK 3 :
16 Mayısta Yunanlılar İzmir’e 19 Mayısta Mustafa kemal Samsun’a
çıkıyor.
Falih Rıfkı Atay , Çankaya , sayfa 87
EK 4 :
Onların iddialarına göre , birliklerin muharip erleri mütareke
hükümlerine aykırı olarak terhis olunmamış , bir kısım halk da
silahlanarak azınlıklara taarruza başlamıştı.
Bu maksatla Mustafa Kemal Paşa’ ya “ Samsun ve havalisindeki
asayişsizliği yerinde görüp tedbir almak için Samsun’a kadar gitmek”
vazifesi teklif edildi.
Kendisine resmi olarak verilen ödev ise bu bölgelerde asayişin
temini, ötede beride bulunan silah ve cephanenin bir an evvel
toplattırılıp uygun yerlerde muhafazası, çeşitli yerlerde gayrı
resmi şekilde faaliyette bulunan, ordunun yardımını gören ve asker
toplayan teşekküllerin kesin şekilde kaldırılması ve asker
toplanmasının mutlaka önüne geçilmesiydi.
Mufassal Osmanlı Tarihi , Cilt 6, sayfa 3589
EK 5 :
Paris Barış Konferansı , İtalyanların itirazına rağmen , Llyod
George ‘un planlarına alet oldu ve “ Türkler tarafından girişilecek
katliamlar sonunda hristiyan halkın tamamen yok edilmesi tehlikesi
ile karşı karşıya bulunması “ bahanesiyle , 14 Mayıs 1919 tarihinde
İzmir’in işgali için Yunan birliklerinin gönderilmesine karar verdi.
İngiliz Kaynaklarından Türk Kurtuluş Savaşı, Taner Baytok , Başnur
Matbaası, 1970 sayfa 26
EK 6 :
M. Kemal’in Anadolu’ya Gitmesi: Önce şunu belirtmekte yarar vardır
ki, yukarıda, Doğu Anadolu’da ve özellikle Trabzon vilayetindeki
durumu anlatan bölümde de açıklandığı üzere, bu bölgeye iyi bir
komutanın gitmesini gerektiren bir durum vardı. M. Kemal olmasa , ya
da bu görevi kabul etmeseydi de , yine oraya ehliyetli bir komutan
gönderilecekti. İngilizler , 9 Martta Samsun’a 200 asker
göndermişlerdi. Harbiye Nazırı , M. Kemal ‘i makamına çağırdığında ,
kendisine Samsun ve civarıyla ilgili bir dosya vermişti. Bunda ,
İngilizlerin , bölgedeki asayiş durumundan yakınan bir çok raporları
yer alıyordu. Güya birçok Rum köyleri her gün Türklerin saldırısına
uğruyor, resmi makamlar buna engel olamıyorlardı. İngilizler buna
bir de protesto eklemişler ve bu saldırılar hükümetçe önlenemediği
takdirde , kendilerinin duruma el koyacaklarını bildiriyorlardı.
Bölgedeki asayişi bütünüyle düzeltebilecek bir kuvveti sağlamağa
İngilizlerin gücü yetmediğine göre , gayret yinede son tahlilde ,
Osmanlı ordusuna düşüyordu. Demek ki , Samsun ve çevresine mutlaka
bir komutan gönderilecekti. Burada akla gelen soru şudur: neden bu
iş için hükümet M. Kemal’ i tercih etti?
İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele Mutlakiyete Dönüş ( 1918-1919
) , Sina Akşin , Cem Yayınevi, 1992 , sayfa 279, 280 , 281
EK 7 :
THE NEW YORK TIMES
18/MAYIS/1919
İzmir’in bütün stratejik noktaları ve limanları geceye doğru İtilaf
Kuvvetlerinin eline geçmiştir. İşgal harekatı , Barış Konferansı’nın
talimatı üzerine ve bölgede güvenliği sağlamak amacıyla
gerçekleştirilmiştir.
Amerikan Basınında Türk Kurtuluş Savaşı , Osman Ulugay , Yelken
Matbaası ,1974 ,sayfa 47
EK 8 :
“ Samsun ve havalisinde birçok Rum köyleri Türkler tarafından her
gün tecavüze uğramaktadır. Osmanlı hükümeti bu vahşi tecavüzlerin
önüne geçememektedir. Bu havalinin güvenlik ve huzurunu sağlamak ,
insanlık adına borcumuzdur.”
Raporlar İstanbul hükümetine verilirken bir de protesto ilave
edilmişti. “ bu tecavüzleri önlemek lazımdır. Eğer siz aciz iseniz ,
görevi biz üstümüze alacağız!”
Siyasi yönleriyle kurtuluş savası , Naşit Uluğ , milliyet yayınları
tarih dizisi , 1973 , sayfa 33
EK 9 :
-- Paşa gizlimi gidiyor?-
- Hayır , şark mıntıkası orduları müfettişi olmuş , resmen gidiyor.
Şu kadar ki , tabii işin zahirisi böyle , batınisi ise bambaşka.
Herifler paşanın kurduğu dolaba gafletle sürüklenmişler.
Mustafa Kemal Paşa Samsunda , Yunus Nadi , Sel Yayınları, 1955 ,
sayfa 11
EK 10 :
“ Beni İstanbul’dan çıkarmakla ağır bir yükten kurtulacaklarını
zannedenler , makul bir sebep aramakla meşgul idiler. Nihayet bu
sebep , işgal kuvvetleri zabitlerinin raporları ile dolu bir dosya
halinde ellerine geldi.”
“Bir gün Harbiye Nazırı rahmetli Şakir Paşa beni makamına davet
etti. Bürosunun karşısına oturdum. Bir tek kelime söylemeksizin bana
dosyayı uzattı. “- Bunu okur musunuz?” dedi. Dosyayı baştan nihayete
kadar gözden geçirdim. Hulasası şu idi: “Samsun ve havalisinde
birçok Rum köyleri Türkler tarafından her gün tecavüze uğramaktadır.
Osmanlı Hükümeti bu vahşi tecavüzlerin önüne geçememektedir. Bu
havalinin emniyet ve huzurunu temin etmek insaniyet namına
borcumuzdur.” Raporlar İstanbul hükümetine verilirken bir de
protesto ilave edilmişti: “ Bu tecavüzleri menetmek lazımdır. Eğer
siz aciz iseniz , vazifeyi biz üstümüze alacağız!”
Atatürk’ün Bana Anlattıkları , Falih Rıfkı Atay , Sel Yayınları
sayfa 108, 109 , 110 , 111, 112
EK 11 :
Samsun ve havalisinde meydana gelen yukarıdaki gelişmeler üzerine ,
İstanbul’da bulunan İngiliz yüksek komiseri amiral Calthorpe , 21
Nisan 1919 tarihinde Sadrazam Damat Ferit Paşa’ ya bir mektup
gönderdi ve “ 9. Ordunun görev alanına giren bölgelerde durumun
tatmin edici olmadığını ve mütareke hükümlerine tam olarak riayet
edilmediğini “ resmen bildirdi. Amiral Calthorpe mektubunda ayrıca ,
“ bazı cemiyetlerin ‘Şuraların’ halktan asker topladığını ve bundan
Rum halkın rahatsız olduğunu belirtti ve gereke her türlü tedbirin
derhal alınmasını” istedi.
Mustafa kemal Paşa’nın 19 Mayıs 1919 ‘da vardığı Samsun’da halk
tarafından büyük bir çoşkuyla karşılanması üzerine , durumdan
kuşkulanan İngilizler’in Karadeniz Ordusu Başkomutanı General Milne
, “ Mustafa Kemal’in niçin Sivas’a gönderildiği?” yolunda bilgi
almak üzere Harbiye Nezareti’ne bir yazı yazdı ve acil olarak cevap
istedi . Harbiye Nazırlığı bu yazıya 24 Mayıs’ta cevap verdi ve “ 9.
Ordu Müfettişliği’nin Harbiye Nezareti adına verilen emirlerin ne
derece uygulandığını tahkik ve vazife bölgesindeki silahların
toplanması ile asayişsizliği kaldırmak için teşkil edildiği ve tayin
edilen müfettişin geniş bir bölgeye dağılmış olan askeri birliklerin
her türlü hareketini denetleyeceği , aynı zamanda çevredeki silah ,
sürgü kolu ve top kamalarının süratle geri gönderilmesi işinin de bu
müfettişin görevleri arasında olduğunu” bildirdi
Kurtuluş Savasının Perde Arkası , Dr. Osman Özsoy , Aksoy Yayınları
, 1994 , sayfa 133 ve 147, 148
Bay Hulki Cevizoğlu’ nun 26/01/2002 tarihli programının başında
Doğan Avcıoğlu’ nun eserinde bahis konusu olaydan bahsedilmediğini
belirterek bu konuda isteyenlerle tartışmaya hazır olduğunu belirtip
adeta meydan okumasına cevap niteliği taşıyan yukarda ki bilgiler ,
Pontus kültürü meselesinden rahatsızlık duyan bütün Karadenizli
hemşehrilerimin ilgisine sunulmuştur. Hulki Cevizoğlu ve programda
yanında bulunan veya telefonla katılan tartışmacılar meydanı boş
bularak orada yalnız başına sadece kendi kitabının içeriğini
tartışılacağını zanneden Ömer Asan’ ın yakın tarih konusundaki
eksikliğini kullanarak bütün Karadenizlilerin infiale kapılmasına
yol açtılar. Unuttular ki Karadenize gönül veren o topraklarda
yetişmiş ,oranın havasını teneffüs etmiş, suyundan içmiş, aynı
derede çamaşır yıkamış insanlar da var ve bu insanların hepsi bir
gün bir bütün olup tek bir yumruk gibi tarihi gerçekleri bütün
çıplaklığıyla bunların yüzüne vuracaktır. Bu anlamda benim bu işe
katkım şimdilik bu kadardır. Gerekirse başka katkılarda bulunmaya da
hazırım. Ve benim gibi binlerce Karadenizli hemşehrimin de
katkılarının olacağından hiç şüphem yoktur.