Lahana.org Karadeniz'in efsanevi sitesi Karalahana.com'un kardeş sitesidir!  

Hoşceldun Uşak! Habu sayfede son 24.09.2006 cuni bi şeyler edildi

Google

 

 

Yeryüzündeki cennet : Rize Hemşin

April 27 2001 at 11:59 PM
No score for this post
Fırtına Deresi üzerine yapılacak olan Dilek-Güroluk Hidroelektrik santralıyla gündeme gelen Çamlıhemşin, dünyadaki koruma altına alınmış 200 bölgeden biri. Bölgede 2460 bitki türü var. Fakat vadideki taş konaklar da en az doğa kadar özel. Santral bu kültüre de zarar verecek mi? En yenisi 150 yıllık olan bu konakların her birinin ayrı bir hikayesi ama ortak bir özelliği var: Tümü de tatlı yapılarak kazanılan parayla inşa edilmiş...
Çamlıhemşin Rize'ye bağlı, son günlerde Fırtına Deresi'ne yapılmak istenen santralle gündemde olan bir ilçe. Çamlıhemşinliler, ilk gurbetçiler bizden çıktı diyorlar. Geçen yüzyılda... Önceleri Bağdat'a, Tahran'a çalışmaya giden Çamlıhemşinli erkekler sonra Rusya'yı keşfettiler. Artık onlar için gurbet Rusya oldu. Gurbete çıkmak onların bugün de sürdürdüğü bir gelenek. Ama mutlaka geri dönmek üzere.
Çamlıhemşin'in doğası kadar korunması gereken bir başka varlığı tarihi taştan konakları. Bu konakların öyküsü 1800'lü yılların ikinci yarısında başlıyor. Çamlıhemşin Rusya'ya ilk gurbetçilerini bu dönemde gönderdi. Rusya'ya gidenlerin amacı orada para kazanmak sonra da geri dönüp, ömür boyu rahat yaşayacakları konaklar yaptırmaktı.
Rusya'ya giden bu gurbetçiler orada pasta, tatlı yapmayı öğrenip istedikleri konakların parasını bu yolla kazandılar. Böylece torunlarına miras olarak hem bu konakları hem de tatlıcılık mesleğini bıraktılar. Bugün de Çamlıhemşin'den yetişmiş tatlıcılar İstanbul'un, İzmir'in, Ankara'nın ünlü pastanelerinde ataları gibi tatlı yapıyor.
Yapıldıkları döneme göre oldukça lüks olan bu konakların bazılarında sıcak su ve kalorifer tesisatı bile bulunuyor. Rus mimarisine uygun olarak yapılan bu evlerin dış cepheleri taştan. Evlerin iç cephelerinde ahşap kullanılmış. Genellikle iki katlı. En altta ahırlar, ilk katında misafir ağırlanan sofalar, üst katlarda da yatak odaları var. Çatı katlarında kış aylarında hayvanlara verilecek otlar saklanıyor.
Konakların mimarisinde dikkat çeken bir diğer özellik çok sayıda pencere. Bol ışık alsın diye...
ÇAR'IN BANKNOTLARI
Konakların dış cephesinde genellikle taş kullanılmış fakat bazılarının ilk katından sonrası ahşap. Bunun nedeni hesapta olmayan olaylar. İlk dönemler çalışarak yeterli parayı biriktirenler köylerine altınlarını atlarla taşıyarak döndüler. Bir süre sonra kağıt para altını kovdu. Tatlıcıların parası artık altın değil banknottu. Fakat kader bu ya, yıl artık 1917 olmuştu. Çarlık yıkılınca üzerinde Çar'ın resimleri olan kağıt paralar ne işe yarardı? Birdenbire parasız kalmıştı Çamlıhemşinli tatlıcılar. Mecburen evlerin kalan bölümlerinde daha ucuz bir malzeme olan ahşabı kullandılar.
Çamlıhemşin'de böyle yarı taş, yarı ahşap birçok konak var. Tüm servetini yitirmiş olan konak sahipleri evlerine yeteri kadar bakamadı, hatta kimi bölümlerini iptal ettiler...
Bu konakların bir kısmı bakımsız ama yine hepsinin ortak bir özelliği var. Bugün bile yılın belli dönemlerinde birileri yaşıyor bu evlerde. Gurbetçilerin torunları kendilerine kalan mirasa sahip çıkıyorlar.
Fakat konakların sorunu sadece zaman ve parasızlık değil. Fırtına Deresi üzerine yapılan santral için tüneller açılıyor, dinamit patlatılıyor. Zaten heyelan bölgesi olan Çamlıhemşin'de patlamalar korku yaratıyor. Acaba ata yadigarı konaklarımıza bir şey olur mu diye.
İDRİS EFENDİ'NİN KONAĞI
Şimdiki adı Bahçeli Konaklar olan bu ilginç köyde bizim misafir olduğumuz konaklardan biri de yarı taş yarı ahşap olanlardandı. Okumuş ailesine aitti konak. Tam 11 konağın yer aldığı köyün adı daha önce Habak Köy'müş. Habak 'her tarafa bak' anlamında... Gerçekten köy o kadar yüksekte ki, her tarafa bakmak mümkün. Her tarafta da benzersiz bir görüntü var.
Konağı Hacı İdris Efendi yaklaşık 150 yıl önce yaptırdı. Hacı İdris Efendi'nin niyeti taştan bembeyaz bir konak yaptırmaktı. Fakat inşaat devam ederken o sırada yaşadıkları evde bir yangın çıktı ve İdris Efendi Rusya'da tatlıcılık yaparak kazandığı tüm parayı bu yangında kaybetti. Mecburen konağının yarısı ahşap yarısı taştan yapıldı.
Şu anda evde üçüncü kuşaktan Amir Okumuş, annesi Hanife ve 25 yaşındaki oğlu Şener yaşıyor. Hacı İdris Efendi, Amir Bey'in babasının dedesi. 55 yaşındaki Amir Bey, uzun yıllar Zonguldak'ta çalıştı, emekli olduktan sonra ataları gibi köyüne geri döndü.
Amir Bey'in annesi Hanife Hanım 75 yaşında, oğlu ve torunu Şener ile birlikte bu konakta yaşıyor. Köyünü ve evini çok sevdiğini söylüyor. O da santral konusunda kararsız: ‘‘Devlet yapıyorsa iyidir... Ama evimize bir şey olmasın. Elektrik önemli, ama ağaçlara da bir şey olmasın... Ama devlet iyisini bilir değil mi? Televizyonum var. Bütün dünyayı izliyorum. Eğer elektriğe bir şey olursa biter benim hayatım... biter.’’
Evde sürekli yaşayanlar dışında şimdi bir de misafirleri var. Ahmet Kamil Okumuş 33 yaşında. Rusya'da yaşıyor. Ahmet santral konusunda Hanife Hanım'dan farklı düşünüyor:
‘‘Buranın doğası çok güzel, bu yapılan santral de fazla elektrik üretmeyecek. O kadar elektrik için bu doğa bozulur mu? Burada devlet turizmi desteklesin.’’
Amir Bey ise, yeğeninin aksine bölgenin doğasına güveniyor: ‘‘Ağaç kesiyorlar, kessinler, çünkü elektrik üretilecek. Hem bizim burada bir günde dört mevsim yaşanır, şimdi kesersin yarın tekrar ot biter.’’
Peki ya Amir Bey'in konağına da bir şey olursa?
‘‘O zaman biz santrali yaptırmayız, evim yıkıldıktan sonra elektrik olsa ne olur? Ama devlet bizden iyisini bilir...’’
Hadi doğru Erzincan'a!
Dilek-Güroluk Hidroelektrik Santrali için açılacak tünellerin tam altından geçeceği Bahçeli Konaklar Köyü'ndeyiz. Buradaki konakları özellikle görmek istedik. Eğer iddia edildiği gibi santral yüzünden konaklar zarar görürse onları bir daha görememe olasılığı vardı. Köye çıktığımızda Rize Valisi'nin de orada olduğunu öğrendik. Bu arada köylülerle sohbetimiz başlamıştı. Ya bu santral yüzünden evleri zarar görürse ne yaparlardı? Tam sohbeti koyulaştırmıştık ki. baştan beri sohbetimize kulak misafiri olan, arada da alaycı alaycı gülümseyen iyi giyimli iki kişi sözümüzü kesti: ‘‘Hanımefendi siz nerelisiniz?’’ Konuyla ilgisi yoktu ama kendimi tanıtarak Erzincanlı olduğumu söyledim. Bunun üzerine gelen öneri beni gerçekten şaşırttı: ‘‘Madem Erzincanlısın oraya git! Erzincan'da hiç ağaç yok!’’ ‘‘Siz kimsiniz?’’ diye sorduğumda da şu çevabı aldım: ‘‘Rizeli bir vatandaş!’’ Ona sorumlu bir vatandaş olarak sadece memleketim olan Erzincan'la değil her yerle ilgilendiğimi, ayrıca gazetecilik yapmak üzere orada bulunduğumu anlatmaya çalıştım. Sonradan bu iyi giyimli Rizeli vatandaşın Rize Valisi'nin koruması olduğunu öğrendim. İstanbul'dan gelen gazetecilere böyle muamele ediliyorsa, orada yaşayanlara kim bilir nasıl muamele ediliyordur, diye düşünerek ürperdim.
Dede-torun Rusya’da
Ahmet Okumuş'un dedesinin adı da Ahmet. Dede Ahmet, yüzyılın başında Rusya'ya çalışmaya gidiyor. Orada toprak alıyor, yerleşiyor. Çarlık yıkılınca malını bırakmak istemiyor. Ne yapsın? Komünist Parti'ye üye oluyor ve bütün hayatını orada geçiriyor. Torunu Ahmet de şimdi Moskova'da tatlıcılık yapıyor. Rusya'ya ilk gittiğinde dedesinin topraklarını ve mezarını bulmuş: ‘‘Şimdi buradayım, orada ekonomik kriz var’’ diyor. ‘‘Orayı seviyorum, bir hayat kurdum. Ama benim memleketim burası.’’
Fırtına Vadisi'ne ne olacak?
1998'de temeli atılan Dilek-Güroluk Hidroelektrik Santrali ile ilgili tartışmalar 1996'dan beri Çamlıhemşin'in değişmez gündemi. Santralin yapılması halinde bölgenin her anlamıyla biteceğini düşünen ve mücadele eden yöre halkına, Doğal Hayatı Koruma Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği gibi sivil toplum kuruluşları da destek veriyorlar.
Çamlıhemşinliler bu santralin fazla faydası olmayacağını, üstelik sahip olduğu 2460 bitki türü ile Türkiye florasının yüzde 28'ini oluşturan ve dünyada korumaya alınan 200 bölgeden biri olan Çamlıhemşin'in doğasını mahvedeceğini düşünüyorlar. Çamlıhemşinliler inşaat süresince 535 ton dinamitin patlatılarak yeraltında 20 km uzunluğunda tünellerin açılmasının, bunun için 56 bin ağacın kesilmesinin, birinci derece heyelan bölgesi olan yörede felaketlere yol açacağını söylüyor.
205 Çamlıhemşinli'nin açtığı dava devam ediyor. En son mahkeme tarafından bilirkişi tayin edilen, İstanbul Üniversitesi Toprak ve Ekoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Doğan Kantarcıoğlu, aynı üniversiteden çevre mühendisi Doç. Dr. Lütfi Akça ve İTÜ'den maden mühendisi Bedri İpekoğlu'ndan oluşan heyet bölgeye keşfe geldi. Şimdi Çamlıhemşin ve santralin yapan BM Holding bilirkişinin hazırlayacağı raporu bekliyor.
Çoban Mustafa 62 yaşında. 25 yıl Erzurum'da pastacılık yapan, 1986'da tekrar Çamlıhemşin'e yerleşen Mustafa Orhan uzun süre çobanlık da yapmış. Santrale karşı: ‘‘Benim evim burası, ben burada yaşıyorum. Bu santrali istemiyorum. Kışlık evim yıkılma tehlikesi ile karşı karşıya. Şimdi devlet gelip, ben seni saymıyorum senin fikrini sormuyorum diyor. Bu o demek. Benim evimi başıma yıkacaklar. Buranın doğası bozulmayacakmış! Olur mu öyle şey? Bu su dereden alınırsa, dinamitler patlatılırsa tabii bozulacak! Balıklar için merdiven yapacaklarmış. Yumurtlama döneminde bizim balıklar o merdivenleri çıkıp yumurtlayacaklarmış. Bu balıklara eğitim mi verdiler? Balıklar nasıl anlayacak da merdivenlerden çıkacak?’’

 
Scoring_Disabled_Msg Respond to this message   
Author Reply
ali guney
(no login)

Firtina Vadisini koruyalim

No score for this post
July 20 2001, 10:55 PM 

sayin, Bazan Firtina vadisi ile ilgili yazinizi okudum,anlatilan rusya gurbet hikayelerinin hepsinin dogru oldugu ve Moskovada Hemsinli firincilarin dernek kurdugunu duydunuzmu.ayrica karadenizde Ilk Rustiye mektebinin Ulku koyunun dere kiyisinda oldugunu ve hocalarin yurtdisindan geldigini ve askeri disiplin ile ogrenci yetistirildigini duydunuymu.Benim koyumun Karsisina Baraj tunellerini yapizorlar,bizde doga acimasizdir,oyunu sevmez, verdigini faylasizla geri
alir.Yil 1986, 27 olu ve dere yatagini degistirdi.
Bilmeyenlere duyurulur.

Saygilar

ali Guney Tur operatoru