Lahana.org Karadeniz'in efsanevi sitesi Karalahana.com'un kardeş sitesidir!  

Hoşceldun Uşak! Habu sayfede son 24.09.2006 cuni bi şeyler edildi

Google

 

 

SORULAR, YANITLAR

April 15 2001 at 2:02 AM
No score for this post

SORULAR, YANITLAR


Hiçbiriniz diğerini geri itmemeli ve hiçbiriniz kötülükte
yardımcı olmamalıdır.
Kent yaşlıları konuşmamalı;
oğluma hiç kimse çıkarı için başvurmamalıdır.

Oğlum! Hatti’nin yaşlıları sana söz yöneltmemelidir;
hiçbir kimse, ne Kussara’dan, ne Hemmuva’dan ne de Tamalkiya’dan ya da Zalpa’dan;
onun gibi halktan hiçbiri sana söz yöneltmemelidir.

Hitit İmparatorluğu’nun kurucusu I. Hattuşili’nin oğluna vasiyeti. (M.Ö. 1660-1630)

Kaynak: Prof.Ekrem Akurgal, Anadolu Kültür Tarihi, TÜBİTAK Yayınları, 1998, s.61


Hitit kralı bu vasiyetini oğluna, halkının ve soyluların önünde seslenerek yapmış. Bundan tam 4650 yıl önce yapılmış olan bu nasihate günümüz yöneticilerinin ve insanlarının hala ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Bu düşünceden, insanoğlunun yaşadıklarından gerekli dersleri çıkarmada pek de istekli davranmadığı sonucu çıkabilir.

Yine, bilim adamları hariç, insanoğlu yaşadığı deneyleri tekrarlamaktan hoşlanıyor gibime geliyor. Hani şu “Tarih tekerrürden ibarettir”, sözüne neredeyse inanacağım geliyor. İnsan onurunu biraz olsun kurtardıkları için bilim adamlarına yatıp kalkıp dua etmemez gerekiyor bu nedenle. Çünkü tarihin sürekli tekerrür etmesi demek geri zekalı oluşumuzun tesçilidir aynı zamanda.

Cumhuriyet tarihimizin özellikle son kırk yılını düşünüyorum. Bunun otuz yılına (aklımın erdiğini düşündüğüm andan itibaren) yaşayarak tanık oldum. 1960 askeri darbesinden bugüne kadar geçen süreyi kendimce değerlendiriyorum. Örneğin, bugüne kadar bilinen sebeplerden dolayı hiçbir şeyi olduğu gibi, özgürce tartışamadık. Ancak doğru tespitler yapıp yapmadığımdan emin olmak isterim. Konu başlıklarını ve sınırlarını olanaklar ölçüsünde genişletebiliriz. Belki kendi aramızda yapacağımız özlü ve sözlü tartışmalarla birbirimizden yeni şeyler öğrenme olanağını elde etmiş olacağız. Her ne kadar Karalahana Karadeniz ile ilgili bir site olarak görünse de, Karadenizlilerin yalnızca bu coğrafya ve sorunlarıyla ilgilenmediklerini biliyoruz.

Sözü uzatmayalım; 2001 yılında ülkemizin ekonomik ve siyasi açıdan geldiği nokta hepimizin az çok bilgisi dahilinde. Son aylarda tv’lerde, internette, gazetelerde pek çok konuda yazılar yazılıyor, sözler ediliyor, en heveslimiz bile hepsini, en azından önemsediği konuları izlemekte zorlanıyor. Neredeyse artık her şey konuşuluyor ve yazılıyor. (Doğaldır ki, henüz konuşulamayan epeyi konu var.) Buna rağmen görmekteyiz ki, iletişimin sağladığı sınırsız olanakları halkımız olabildiğince kullanmaya ve bu fırsattan bilgi edinme amacıyla yararlanmaya çalışmaktadır. Bereket versin, öğrenmeye meyilli bir halkımız var. Bu belki birçoğumuzun fark ettiği gibi önemli bir değişimin habercisidir. Değişime paralel olarak, tartışma ve yazı uslüplerindeki düzeyin ve kalitenin giderek yükselen bir değer olduğunu gözlemlemekteyiz. Böylesi bir düzeyi ve kaliteyi bu forumda da tutturabiliriz düşüncesindeyim.

Şimdi, kafamdaki bazı soruları forum katılımcılarıyla paylaşmak istiyorum:

1) Bu ülkenin yurttaşlarının “Büyükleri dinlemek ve onların karşısında konuşmamak” içerikli davranış şekli siyasi yapılanmalarımızı ne kadar biçimlendiriyor?
2) “Büyüklerimize” karşı çıkmalı mıyız? Niçin? Nasıl?
3) Nüfusunun çoğu genç olan bir ülkenin yurttaşları olarak davranışlarımızda sahip olduğumuz etnik kültürlerimizin ne kadar etkisi var?
4) Sahip olduğumuz etnik kültürlerin, birçoğunun alfabesini dahi bilmeden konuştuğumuz (Kürtçe, Lazca, Pomakça, Arnavutça, Pontosça, Abhazca, Gürcüce vd.) dillerin yaşatılması küresel dünyayla bütünleşmemize engel teşkil etmeyecek mi?
5) Her yirmi dakikada, bir dil, ağız veya lehçenin koybolduğu bir süreçte etnik kimlikler korunabilir mi?


Şimdilik benden bu kadar. Yanıtlar ve yeni soruların bizi mutlu etmesi gerekmiyor. Ancak bunları çoğaltırsak en azından kendimizle barışık olma olanağını elde edebiliriz. Bu bile önemli bir kazanç olacaktır.

Saygılar, selamlar.