Biz de Homo erektus ten bu yana Karadeniz
yerlisiyiz!!!
July 10 2001 at
4:01 PM No score for this post
Temel (no login
Daha önce Vahit' in bu mesaj
başlığı ile sorduğu sorulara henüz doyurucu hiçbir
yanıt gelmedi. Zira şu ana kadar yörenin kimliği
çerçevesinde süregelen tartışmalarda sorulması ve
yanıtları üzerine kafa yorulması gereken en can
alıcı sorulardı bunlar. Geç de olsa soruldu.
Kaldı ki bu soruların alanını, Vahit' in köyü Ogene
ve sayıları ancak 50-60'ı bulan dağ köyleriyle
sınırlı olarak düşünmeyin. Çok değil bir yüzyıl önce
bu dil başta Trabzon' un dört bir yanında, ayrıca
Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize' nin birçok yerinde
Müslüman Halk tarafından konuşulmaktaydı. Burada
Karadeniz' in o dönemdeki kozmopolit yapısını
yadsıyamayız tabii ve belirtmek gerekir ki bu dili
konuşabilen insanların tamamının anadili olduğunu
iddia etmek de gülünç olur.
Bugün Trabzon' da Rumca konuşulan köylerin halkının,
diğerleri ile fiziksel olarak hiçbir farkı yok.
Tipik Karadenizli fizyolojik özelliklerini taşıyan
Güney Kafkas insanları. Ancak Vahit' in soruları
uzun süredir benim de kafamı kurcalıyor ve henüz
yanıt verebilmiş değilim. Yıllardır yutturulan
düzmece bir tarihe karşı benzer duyarlılıklar
taşıyan insanlar olarak birşeyleri çözümleme
uğraşındaysak bu sorular, kıyısından dolanılır,
üzerinden atlanır, ihmal edilebilir sorular
değiller.
azizum,
uzun uzadiya sori cevap tartişmalarina hiç gerek
yoktur!
tek bi ayrinti sordum oğa. doyurici bi cevap
alamadum.
olayumuz şudur: (HİÇ KİMSE ATLAMASUN BU AYRİNTİYİ
!!!)
ezelinden karadenizun yerlisi olduğu iddia edilen
bir dil var, amma ve lakin bu dilde FUNDUĞA "ince
ceviz" diyi...Ula uşaklar bu ayrintiyi nasil
kaçirabiliyisunuz?
FUNDUK bu toprakların en yaygun yemişidur. sen
eğerki oğa "CEVİZ" i referans alup benzetmeylan bi
isim takmişsan (liftokare= lepto karidi= ince ceviz)
nasi oliyi da ezelinden beri buralarda iduk
diyebiliyusun? biraz kafayi çalişturun uşaklar...
adamlar KIRPI içun (AHANTOSIRO= dikenli domuz
yavrisi demişler) , yani kendi kelime haznelerinde
KİRPİ nun karşuluğu yok, oni bildukleri en benzer
hayvani referans alarak isimlendurmişler...aynen
FUNDUK taki gibin..funduğu kendi bildukleri, ona en
yakin yemişun CEVİZUN ismini referans alup
isimlendurmişler...
(LEPTOKARİDİ= ince ceviz)
çunku bu dili geturen adamlar köyli değildi uşaklar,
hele burali hiç değildiler kardashlarum..
fanatizmleri bi kenara pirakup objektif
olalum..vahit "ince ceviz" sorumi salladi...halbuki
bu ayrinti bitun bu kapişmalari sona erdirecek
onemli ve açiklanmasi gereken bi ayrintidur...
(vahit kizacak..bin turli kelime oyini ile yine
zeytinyaği gibin uste çikmaya çalişacak) ama benum
samimi fikrum şudur...oflilarin konuştuği RUMCA'nun
gerçekten yunanca olan kismi, bir köy dili
değildur..olar bence trabzon kent rumlarindan kalma
bir dili konişiyiler.. bu işun cevabi vahitun (4)
numarali sorisunun içinde gizlidur..en mantkli
açiklamayi o sorida kendisi yapmiş..
hade şimdiluk optum yanaklarunuzdan..
Scoring_Disabled_Msg
Vahit TURSUN
(no login)
binlerce kelime icinden iki kelime ile!
No score for
this post
July 10 2001, 10:28
PM
Binlerce kelime icinden iki tanesi ile aradigin
yolu bulduysan, sana ancak gule gule demekten baska
bir sey yapamam, yolun acik olsun.
Her bir seye isim verildiginde onun ozelligi ile
alakali verilir! fakat isimler cok eskiden verildigi
ve evrimlestigi icin cogu isim anlamini yitirmistir!
eski Helence de KIRPI=Ankathochoiro dur.
anlam ayni anlam! yani dikenli donuz yavrusu!
yani pek fazla bozulmadan gunumuze kadar geldi.
bu isim orta caglarda verilseydi Arkaik Helence de
farkli olurdu!!!
yani dunyanin hic bir yerinde Helenler hic KIRPI ye
rastlayip ta ona isim takamamis, onu Karadenizde
gorup
domuz yavrusuna benzetmis ve bu ismi takmislar oyle
mi?
KARIDHI ile LEFTOKARI kelimelerini bilmeyen gencimiz
bile yok! simdi gidip Helenlere neden cevize ceviz
de
findiga ince ceviz koydunuz diye soracakmiyiz?
sonra findik pazarda satilan bi mal olmasi lazim!!!
baban sana niye akilli usak ismini koydi?
akilli oldugundan mi?
ayni soru Turkce de veya herhangi bir dilde
sorulabilir.
ornegin; ARMUT burada bitmesi lazim degil mi?
peki neden YABANI ARMUT var?
sana istersen bi tane daha sakiz vereyim;
MUSHMULA Turkce karsiligi YARIM ELMA
tufff be, bu Helenler hayatlarinda hic musmula
gormemis
elma sanmisler, ismine da kucuk oldugu icun kucuk
elma
takmisler.
ha usak bu musmula Trabzon pazarinda satilmayi mi
idi?
siz pazarda satilamayacaklardan beni sorguya
tuttunuz,
olmayinca da atladuk pazarda satilanlara...
kulturma beni:)))
daha bu sorular ne ki, dikkat etmedun galiba...
yuzlerce sorudan bir kacini sordum!
bi da demişsunki vahitun sorilari...ula o kendisina
sorilan sorilari allem edeyi kallem edeyi, aralarda
yuvarlayip geçeyi, darlanduğu yerdeda işi dalgaya
vuruyi, verun milelerumi ben gidiyirum
diyi...sonrada sori yağmurina tutayi burayi..ne
sormişta hangisi cevaplanamaz bi soriymiş desana oni
bağa...
AHA VERİYİRUM CEVAPLARUNİ..OKU
1. Sahil ile iliskileri OF-Bayburt yolunun Ruslar
tarafindan acildigi zamana kadar sadece iki veya uc
kisinin ticaret amaciyla gidis gelisine dayali,
Trabzon dan 80 km uzakliktaki bu dag koyunde
bu Helence yer ve bitki isimlerinin ticaretle ve
ticaret diliyle ne alakasi olabilir?
...guzelum senun bitki isimlerine bi bak once. bi OT
kelimesini almiş adam çeşitlemiş oni :
YOL OTİ, KÖPEK OTİ, YAĞ OTİ, KUŞ OTİ, SUT OTİ,
KAYMAK OTİ, SU OTİ, AT OTİ, FIRÇA OTİ, IRMAK
OTİ....v.s....v.s..ula buni neye yorayisun bi duşun
bakayim..ula bu kada açuk ve nettur anlamayimisun
buni..adam kentli, elit, bir şekilde dağun tepesine
yerlemiş ama onun kafasina bi düz "OT" kavrami var o
kada...sonradan farketmişki bu "OT" dedukleri bi
çeşit değil..zamanla çeşitlendurmiş buni kendi
kelime haznesinde... KUŞ OTİ demiş.. AT OTİ demiş..
BOK OTİ.. demiş v.s. v.s.
ezelinden bu dağlarda yeşermiş bi dilun yapisi bu
değildur hemşerum...aç kulağunida dinle beni...mohti
Lazlarun dilinde her bir otun, her bir bitkinun
şahsina munhasir ayri isimleri vardur..adamlar her
bi ota ayri bişe demişler...OT DEĞİLL !!!...ANLAMAYA
ÇALIŞ BİRAZ BU AYRİNTİYİ...her bir otun ayri bi ismi
vardur mohti LAZ dilinde...neden????? çunku
adamların dunyasi evreni bular, bu tabiatta açmişler
gözlerini, adamlar bekida konuşmayi oğrenduklerinde
ilk bulari adlandurdiler ve olarun gözunde bu
bitkilerun her birinin ayri bi şahsiyeti var
idi...Olar içun o bitkiler sedece birer OT çeşidi
değil idi...acap anlayabiliyimisun bu aradaki farki?
2. Asimile olmaya yatkin olduklarini dusunecek
olursak, neden yuzyillardir Islam inancina dayali
Arapca veya Turkce ye asimile olamadilar?
...ula uşak! dilimuzde tuy bitti..ula oraya araplar
turkmenler yerleşmedi da o yuzden...tarihte bolgeye
gelup koloni kuran bi tek rumlardurda o yuzden.
3. OCENA gibi icerde ve yakin tarihe kadar yolu
bulunmayan bu dag koyune gidip yerlesen Helenlerin
sadece ticaret amaciyla geldikleri soylenebilir mi?
...bu sorunun cevabini bi alttaki sorunda kendun
vermuşsun zaten.
4. Osmanlidan sonra oraya gizlenmek veya rahatsiz
edilmemeleri icin goc ettiklerini dusunursek,bu
kadar
kisa zamanda ve sahilde bulunamayacak bitkilerin
adlarini nereden bilecektiler?
5. Miletostan gelip Karadeniz de ticaret amaciyla
koloni kurduklari iddia edilen (henuz kesin degil ve
Falmerayer "Trabzon Imparatorlugu " adli kitabinda
Helenlerin en eski ana yurdu olarak Karadenizi
gosteriyor!) Helen (sehirli olmalari gerekiyor)
tuccarlarinin, ciftcilerin dahi zor bilebilecegi bu
gibi kelimelerden ne haberi olabilirdi?
...habununki da oyle...
6. Eger gercekten gelip yerlestiyseler, bilinen 3000
yillik bir surec icerisinde sadece OCENA civarina mi
yerlesebildiler ve nicin yerlestiler?
...bu sorunun cevabinida 4. sorinun içinde kendun
bulmişsun zaten.
7. Tuccar bir gelenege sahip olan bir toplum, isgal
edildikten sonra yine ticaret yapabilecegi yerlere
goc etmesi gerekmez miydi?
...bu koşullara ve aradan geçen sureye bağlidur.
8. Osmanlidan kacmak icin OCENA gibi bir dag koyune
gidip yerlesenler olduklarini dusunursek, Trabzon
veya en azindan yakin bir sehir merkezinden ( yani
Osmanlinin kolu rahatlikla uzanabilecegi bir yerden)
olmalari gereken bu toplum, neden diger Pontos
halkinin sivesini paylasmiyor ve yeni Yunanca da
(CHITAKISMOS) diye adlandirilan, Girit, Kibris,
Yunan
adalari ve dag koyleri sivesiyle konusuyorlar?
...hem soriyi sormişsun hemda ayni sorinun içinde
cevabunida vermişsun...ne diyeyim ben sağa?
9.Yuzyillar boyu ayni halk, Perslerin, Latinlerin,
Osmanlilarin etkisinde kalmasina ragmen, hani Persce
yerel kelimeler ve bitki adlari? hani Latince yerel
kelimeler ve bitki adlari? veya varsa, mevcut
kelimelerin yuzde kaci? ve neden?
...çünki oların etkisi idari idi. gelupta oralara
yerleşmediler.
hade sen uretmeye devam et sorilaruni deli fikri
zaman zaman bulusa yanitlar olarida...
Scoring_Disabled_Msg
Vahit Tursun
(no login)
Ya helal olsun:)
No score for
this post
July 10 2001, 11:28
PM
ula gercekten has ve akilli bi usaksun:)
ya ben bu ayrintiyi yillardir bu konu ile
ilgilendigim
halde hic dusunemedim :-(((
Allah razi olsun ya, herkesin yuregine su serptin.
Benim de bu konu uzerinde daha ciddi dusunmem
gerektigini anlamama neden oldun.
sagol hemsom
Scoring_Disabled_Msg
Temel
(no login)
Çanakkale Boğazı
No score for
this post
July 11 2001, 9:00 AM
Hemşerim, Rumca' nın yörenin otokton halklarınca
konuşulan yerel dil olduğu gibi bir sava karşı öne
sürülebilecek son derece yerinde sorular seninkiler
de sanırım ben meramımı yeterince anlatamadım.
Vahit' in soruları içerisinde yanıtı kolaylıkla
verilebilecek birkaç soru olmakla birlikte, yörede
"ticari yaşamla ilgisiz" Helence yüzlerce bitki,
hayvan, mevki adının bu dağ köyünde nasıl yaşadığını
hala açıklamadın. Bu Rumca isimlerin sonradan
adlandırma yolu ile türetilmesi savın başka birşey,
binyıllardır kullanılıyor olması başka birşey. Kaldı
ki konumuz daha önce belirttiğim gibi sadece Ogene
ve dar çevresi ile sınırlı değil.
Vahit' e hitaben "bu sorunun yanıtını zaten kendin
vermişsin ben ne diyeyim" benzeri ifadenle ne
kastettiğini de anlayamadım? Osmanlı baskısından
oraya yerleşenler olduğunu mu düşünüyorsun o
köylülerin(Helen kökenli olduklarını kabul ederek)?
Yanlış anladıysam kusura bakma. Ancak Ogene, tarihi
itibarı ile Osmanlıyla kıyaslanamayacak kadar eski
bir geçmişe sahip.
Ve biran yöre halkının atalarının Lazlarla akraba
kavimler olduğunu düşünürsek, senin dediğin gibi
zaten yaşamlarında varolan birçok yerele ilişkin
ismi muhafaza etmeyip niçin bunlara Helence mantıkla
türetilen isimler vererek kullansınlar? Helenceyi
konuşma dili olarak kullanmalarına karşın en azından
bunu yapabilirlerdi. Bugün yöre halkının günlük
yaşamda Türkçeyi kullanırken yaptığı gibi..
Yunanca konuşan müslüman Rum köylüleri gecen
yüzyılda Giresun Tirebolu Keşap Espiye Torul Tonya
Trabzon Of Sürmenede tabii ki vardı. Bugün yaşlılar
giresunda buları hala hatırlarlar. Zamanla asimile
oldular ve şimdi türkçe konuşup Fazilete (o da
kapatıldı ya...)ya da MHPye oy veriolar...
Ama unutmayın bu insanlar daha daha önce Lazca
konuşuolardı Hrıstianlıkla birlikte Rumca şakımaya
başladılar o kadar...