Karalahana.com! Laz uşaklarının gayrıresmi web sitesi

 

|  Mail gönder Sık kullanılanlara ekle  ENGLISH
 RİZE

 ARTVİN

 ORDU

 BAYBURT

 SAMSUN

 SİNOP

 AMASYA
 BARTIN
 BOLU  

Kafkasya ve  Karadeniz Havzası Politika - Strateji konulu makaleler
Kafkasya ve Karadeniz Havzası Politika - Strateji konulu makaleler

 KARADENİZ MUTFAĞI

 KARADENİZ MÜZİK

 KARADENİZ TARİH

 KARADENİZLİLER: KİM KİMDİR

 KARADENİZ BÖLGESİ

 KARADENİZ FORUM

 EDİTÖRDEN

KARADENİZ GAZETELERİ

 

 ARTVİN SİTELERİ

 ORDU SİTELERİ

 BAYBURT SİTELERİ

 SİNOP SİTELERİ

 BATI  KARADENİZ SİTELERİ  

Yeni Ansiklopedi: Kim, nedir, nasıl, neden, nerede, niçin sorularına cevap bulun! BİLİM, TEKNOLOJİ, COĞRAFYA, TARİH, KÜLTÜR, SANAT, YAŞAM, Sağlık, hastalıklar, tıp, bilgisayar, hukuk, teknoloji, eğitim, biyografiler, tarih, coğrafya, fen bilimleri

Karalahana Fotoğraf Galerisi açıldı

tarim-aletleri.jpg

Folklore and Ethnographic materials

pekmez-yapimi-lazlar.jpg

Pontic Cuisine

Shiran.jpg

Old Postcards of Pontos

aiziziye-gorsky-batum.jpg

Batumi

tulumbac-lar.jpg

Ottoman Turks

Wiesmann_roadster_05_1920x1200.jpg

Car wallpapers

00000619.jpg

Classic Cars wallpapers

Aviation_Wing_015818_.jpg

Aircraft Wallpapers

Tropical_Breeze.jpg

Nature Walpapers

1.jpg

Greece Walpapers

olum-yildonumu-yemek-lazlar.jpg

Peoples

Üye olup kendi fotoğraflarınızı yükleyebilirsiniz

Karalahana Photo Gallery


Karalahana'yı beğendiniz mi?

 



 2. Dünya Savaşı, ikinci paylaşım savaşı resimleri

  İKİNCİ  PAYLAŞIM  SAVAŞI ÖNCESİ  GÜÇLER DENGESİ (1)

 

                                                                                                            Ahmet  HACALİŞİ  K.

 

        

         Birinci Paylaşım Savaşı 8 milyon dolayında askerin ölümü,22 milyon kişinin sakat kalması,Avustuya-Macaristan’ın yok olması,Avrupa’da yeni ulus devletlerin ortaya çıkması ve daha da önemlisi Birleşik Devletlerin Avrupa’ya adım atması  ile sonuçlandı.Ancak 1920’den  sonra Birleşik Devletlerin kendisini diplomatik alanda nispi bir tecritin içine çekmesiyle dünya yapay bir şekilde,savaştan büyük zararlarla çıkmalarına karşılık İngiltere ve Fransa’nın egemenliğinde Avrupa merkezci görünüyordu.Savaşın diğer boyutunda ise  260 milyar dolar gibi daha önce görülmedik düzeyde korkunç  maddi kayıplar vardı.Onyıllar süren büyümeden sonra dünya imalat sanayi üretimi 1920’de, 1913’den yüzde 7 daha düşük gerçekleşti.Tarım üretimi yaklaşık üçte bir oranın altında ve ihracat hacmi savaş öncesinin yarısı dolayındaydı. Tek tek ülkeler (özellikle de SSCB ) ise çok daha ağır biçimde etkilenmişti. Rusya 1920’de en düşük verimi gerçekleştirmiş, bu 1913’deki değerin yüzde 13’üne eşit olmuştu.Almanya, Fransa, Belçika ve Doğu Avrupa’da sanayi verimi savaş öncesine göre yüzde 30 daha düşüktü.Cephe hattından uzak olan Birleşik Devletler,Kanada, Avustralya,Güney Afrika, Hindistan ve G.Amerika’nın bazı devletleri ise yıpratma savaşının kasıp kavurduğu Avrupa’nın sınai hammadde ve yiyecek maddesi talepleri sayesinde kazançlı çıktı.Bunun yanında savaşan taraflar ( İngiltere ve Birleşik Devletler hariç ) savaş giderlerini alınan borçlarla karşıladığı için karmaşık ekonomik ve politik sorunlar ortaya çıktı.Tüm Avrupalı müttefiklerin İngiltere’ye ve daha az oranda Fransa’ya borçları vardı.Bu iki güç ise Birleşik Devletlere karşı ağır borç altındaydılar.SSCB’nin, Rusya’nın 3,6 milyar dolar borcunu tanımaması, Amerikalıların paralarını geri istemesi,Fransa’nın,İtalya’nın ve öbür ülkelerin Almanya’dan tazminat alıncaya kadar borçlarını ödemeyi reddetmeleri,Almanya’nın kendilerinden talep edilen miktarları ödemesinin mümkün olmadığını ilan etmesi Birleşik Devletler ile Batı Avrupa arasındaki politik ilişkileri geriyordu.

 

        Bu kavgalar 1924 tarihli Dawes planı ile kısmen yatışsa da çalkantıların politik ve toplumsal sonuçları özellikle Almanya’da yaşanan hiperenflasyon sırasında korkunç oldu.Kapitalist sistem açısından bunun kadar kaygı verici olan bir diğer nokta da dünya ekonomisinin 1925’de kavuştuğu mali ve ticari istikrarın sallantılı temeller üzerinde kurulmuş olmasıydı. Avrupa’nın borçlarının arttığı ve Birleşik Devletlerin dünyanın en büyük alacaklısı haline geldiği 1914-1919 yılları arasında sistemin merkezi doğal olarak Atlantik’in öbür yakasına taşındı.Ancak kapitalist sistemdeki yapısal yetersizlikler,tarım ürünlerindeki fiyatların düşüşü,borç faizlerinin ürkütücü biçimde artması,borçlar ihracat yoluyla ödenemediği için ancak yeniden alınan paralarla ödenebilmesi,Amerika’daki iç talebin yükselmesi ve faiz oranlarının artırılmasıyla  sermayenin dışa akışının da azalması neticesi sistem daha 1928 yazında çöktü.Talep artışının 1929 Ekiminde Wall Street iflası ile sonuçlanması ve Amerikanın verdiği borçları daha da kısması,zincirleme bir tepkiye yol açtı.1932 yazına gelindiğinde pek çok ülkenin sanayi üretimi üçte bir oranında azalmıştı. Avrupa ticaretinin değeri 1928’de 58 milyar dolarken 1935’de 20,8 milyar dolar gibi düşük bir seviyedeydi. Savaş sonrası istikrasızlığın çok önemli bir sebebi de Almanya meselesinin çözülmemiş olmasıydı.Almanya’nın yerinin ne olması gerektiği sorunu, 1.Paylaşım Savaşı sonrası çözülmediği gibi  çizilen suni sınırlar nedeniyle de  ağırlaşmıştı.Toprak kayıplarına,  askeri olarak kısıtlanmasına ve ekonomik istikrarsızlığına karşın Almanya hala potansiyel olarak çok büyük güçtü.Hala Fransa’dan çok daha kalabalık  nüfusa,üç kat daha fazla demir-çelik kapasitesine sahipti.Savaşta iç ulaştırma ağı zarar görmediği gibi kimya ve elektrik tesisleri, teknik eğitim veren kuruluşları ayaktaydı.1919’da bitkin durumda olan Alman yayılmacılığına gem vurulmasına  yardımcı olan güç dengesinin olmaması,Rusya’nın sahneden çekilmesi, Avusturya-Macaristan’ın yok olması,Fransa-İtalya’nın insan gücü ve ekonomik kaynaklar bakımından Almanya’nın gerisinde olması sayesinde Almanya birkaç yıl sonra eski gücünü toparladı.

 

                                         GÜÇLERİN  KONUMU

 

 İTALYA  :

    

        Mussolini’nin faşist rejimi görünüşte İtalya’yı diplomasi alanında ön sıralara taşısa da ekonomik açıdan çok zayıf durumdaydı.Diğer müttefik güçlerle birlikte o da 1938 Münih sözleşmesini imzalamıştı.İtalya’nın büyük güç politikası Corfu saldırısı,Libya operasyonu ve İspanya iç savaşına 50.000 asker ile yapılan müdahale ile kendisini gösterdi.1935-1937’de Habeşistan’ı işgal etti.Ancak buna rağmen İtalya savaş sonunda hala ekonomik olarak yarı gelişmiş bir ülke konumundaydı.1920 yılında kişi başı geliri İngiltere,Amerika ve Fransa’nın        19.yüzyıl başlarında elde ettiği miktara eşitti.Gayrisafi yurtiçi hasılası yılda yüzde iki arttığından kişi başı ortalama gelir artışı yılda yüzde bir oldu.İtalya’nın zayıflığının kökünde yatan, küçük çaplı tarıma olan bağımlılığın sürmesiydi ve nüfusun yüzde 50’si bu alandaydı.  1938’de İtalya dünya imalat sanayi üretiminin yüzde 2’sine sahip bulunuyor,dünya çeliğinin yüzde 2,1’ini,pik demirin yüzde 1’ini,kömürün yüzde 0,1’ni üretiyor ve enerji tüketimi öbür Büyük Güçlerin hepsinden çok daha düşük düzeyde kalıyordu.Kömür,petrol,gübre,demir,    kauçuk,bakır ve başka  hayati-stratejik  maddelere bağımlı olan İtalya ithalatını İngiliz gemileriyle yapıyordu.1930’lu yılların sonunda İtalya’nın günlük ihtiyaçlarını karşılayacak dövizi bile yoktu.Ekonomik gerilik doğal olarak askeri gücüne de yansıyordu.Mevcut statükoyu bozmak için elinde yeteri kadar silahı,teknolojisi,lojistik desteği olmayan faşist Mussolini savaş kazanıldı varsayımıyla ülkesini emperyalist dalaşma savaşının içine atmış,sonuç çok büyük bir fiyasko olmuştur.

 

JAPONYA  :

 

       Statükoyo Japonya’dan yönelen tehdit başlangıçta Büyük Güçler tarafından ciddiye alınmadı.Ancak 1914’deki sanayileşme süreci,1.Paylaşım Savaşıyla çok büyük bir güç kazanmış ve bu kısmen müttefiklerle yapılan savaş malzemeleri sözleşmeleri ve Japon taşımacılığına olan talepten,kısmen de Doğu  Asya pazarlarının sömürülmesi  sayesinde olmuştu.Savaş sırasında ihracat ve ithalat üç kat arttı; çelik ve çimento üretimi ikiye katlandı.Kimya ve elektrik sanayilerinde de büyük ilerlemeler kaydedildi.Japonya’nın dış borçları 1.Paylaşım savaşı sırasında verdiği destekten dolayı tasfiye edildiği gibi borç verir hale geldi.Savaş sayesinde imalat sanayi üretimi Amerika’dan bile daha çok arttı ve bu büyümenin 1919-1938 döneminde devam etmesiyle,Japonya genel genişleme oranı açısından Sovyetler Birliğinin arkasından ikinci sırayı aldı.1938’e gelindiğinde Japonya ekonomik bakımdan İtalya ve Fransa’yı geride bırakmıştı.Ancak sanayinin gelişmesi için  ihtiyaç duyulan  hammaddeler bakımından (pik demir ve cevher,kömür,bakır,petrol) Japonya dışarıya (Çin,Malaya,Borneo ) tam bağımlı idi ve  “ekonomik güvenlik” arayışı Japon militarizmini,yayılmacılığını  körüklüyordu.Nitekim Mançurya üzerinden Çin’e yapılan istila hareketi bu nedenle gerçekleştirildi.Keza  Çhain Kai Şhek’in direnmesi karşısında hem Burma yolu üzerinden akan Batılı savaş malzemelerini engelleyerek Çin’i tecrit etmek hem de Güneydoğu Asya,Doğu Hint Adaları ve Borneo’daki petrole ve başka hammaddelere iyice egemen olabilmek için  tüm güneye saldırması gerekiyordu.Bu ise ağır soruna yol açtı ve Birleşik Devletler ile karşı karşıya getirdi.

 

ALMANYA :

    

        1920’li yıllarda Almanya Büyük Güçler arasında en zayıf ve sıkıntılı olandı.Versailles Antlaşmasının koşullarıyla eli kolu bağlanmış,savaş tazminatı yükü altında ezilmiş,Fransa ve Polonya’ya verilen toprakları yüzünden stratejik yönden kısıtlanmış,enflasyon ve sınıf çatışmalarıyla sarsılmıştı.Ancak Almanya toprak,nüfus ve  hammadde kayıplarına karşın kendisini Avrupa güçlerinin  en büyüğü yapan sanayi potansiyelini korumuştu ve yeniden büyümesini dizginleyecek uluslararası dengeler de artık 1914 öncesine göre çok daha zayıftı.Alman sanayisi  1928’de 1.Paylaşım Savaşından önce ulaşılan verime ulaşsa da sistemin 1929 bunalımı yüzünden toparlanma alt üst oldu.1932’ye gelindiğinde sanayi üretimi 1928’dekinin yüzde 58’i kadardı.ithalat-ihracat yarıya kadar düşmüştü;gayri safi milli hasıla 89 milyardan 57 milyar marka inmişti ve işsizlik 1,4 milyondan 5,6 milyona yükselmişti. Hitler’in çılgınca yürüttüğü silahlanma çabası da Almanya’nın hammaddelere olan aşırı bağımlılığıyla ters düşüyordu.Sadece kömür yönünden zengin olan Reich’ın sanayisi büyük miktarlarda demir,bakır, boksit,nikel,petrol,kauçuk ve diğer kalemlerde dışarıya bağımlıydı. 1914’den önce Almanya bu tür ithalatı ihracat gelirleri ile karşılıyordu.  1930’lu yıllarda ise bu mümkün değildi.Zira Alman sanayii artık sadece savaş malzemeleri üretimi için yönlendiriliyordu.1.Paylaşım savaşının ve tazminat ödemelerinin giderleri  ve geleneksel ihracat ticaretinin çöküşü Almanya’nın elindeki dövizi tüketmişti. 1938’de Almanya dünya altın ve para rezervlerinin ancak yüzde birine sahipti.Buna karşın Amerika yüzde 54’üne,Fransa ve İngiltere’de ayrı ayrı yüzde 11’ini ellerinde tutuyordu.Bu da ulusal hammadde stoklarının tükenmesine,silah sanayinin bunalımlarına neden olan  takas rejiminin oluşmasına yol açtı.Takas rejimi  işe yarasa da silah artırımının doğurduğu taleplerin dengelenmesi mümkün olmadı.Kendisini 1940’da çıkacak bir savaşa göre programladığı için 1938-1939’a gelindiğinde Almanya askeri yönden yukarıda değindiğimiz nedenlerle güçlü değildi.Güçlü görüntüsü esas olarak düşmanlarının hazırlıksızlığı ve zayıflığından kaynaklanıyordu.Alman Silahlı Kuvvetleri ekonomiye ağır yük getirecek kadar hızla yeniden silahlandığı için bu tür ekonomik zorlukların önünü alabilmek üzere Hitler 1940’dan önce mecburen Avusturya ve Çekoslavakya işgallerini yaparak silahlanma programının yürümesini sağladı.Bu sayede Avusturya’nın demir cevheri ve petrol alanları ile metal sanayisini Almanya’ya   katmakla kalmadı 200 milyon dolarlık altın ve döviz rezervine de el koydu.     Keza Çekoslovakya işgali ile de altın ve döviz rezervleri yanında geniş metal ve cevher stoklarını da ele geçirmiş bunlar Alman sanayisine yardımcı olmak üzere kullanılmıştır.Tüm bunlara Çekoslovakya’nın sanayi üretimi de eklenince Hitler’in gücüne büyük bir destek sağlamış ve silahlanma programının sürmesine imkan vermiştir.1.02.2012 

    

Devamı:

 2. Paylaşım Savaşı öncesi Güçler dengesi -1

İkinci Paylaşım Savaşı öncesi güçler dengesi 2

2. Dünya Savaşı Sonrası Stratejik Görünüm - 3

 

 

 

 

        

Karalahana.Com! Doğu Karadeniz Bölgesi gezi, kültür, tarih ve müzik rehberi © 2007 | Tüm hakları saklıdır